2030 yılında NATO

15.06.2021 10:00

Brüksel'de bulunan NATO karargâhı, 30 müttefik ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarını bir araya getiren bir zirveye ev sahipliği yaptı. Zirve, Trans-Atlantik güvenliği ve NATO ittifakının geleceği açısından önemli kararların masaya yatırılacağı bir toplantı oldu. Zirvede en önemli başlıklardan bir kuşkusuz “NATO 2030” konsepti idi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, NATO’nun kuruluşunun 70. yıl dönümünde (2019) Londra’da gerçekleştirilen Liderler Zirvesi’nde, İttifakın stratejik ve siyasi rolünün güçlendirilmesine yönelik bir rapor hazırlaması için görevlendirilmişti. Bu görevin tevdi edilmesinin ardından Genel Sekreter, NATO’yu yeniden keşfetmeye kalkmayacaklarını ama İttifakı güçlendirmek için bir arayışta olunacağını dile getirmişti. “Askerî olarak güçlü, politik olarak daha güçlü ve daha küresel” bir NATO öngördüklerini belirtmiş ve 10 kişilik bir uzman kadro tarafından bir rapor hazırlanmasına başlanmıştı.

Genel Sekreter Stoltenberg tarafından belirlenen ve aralarında Büyükelçi Tacan İldem’in de yer aldığı uzmanlar grubunun hazırladığı, “NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik” başlıklı rapor, 1 Aralık 2020 tarihinde NATO Dışişleri Bakanlarına sunulmuş ve kamuoyuyla da paylaşılmıştı. Rapor esasen üç temel hususta İttifak için yol haritası hazırlanmasına katkı sağlanması amaçlıyor: 1) Transatlantik bağın merkezî rolünü pekiştirecek şekilde İttifakın birlik, dayanışma ve uyumunun güçlendirilmesi 2) Müttefikler arasında siyasi istişare ve koordinasyonun artırılması 3) İttifak güvenliğine yönelik tüm stratejik açılardan kaynaklanabilecek mevcut ve gelecekteki tehdit ve sınamalara mukabelede bulunulabilmesi için NATO’nun siyasi rolünün ve ilgili araçlarının güçlendirilmesi.

Rapor, 70 yılı geride bırakan NATO’yu, bugün geldiği durumda Kuzey Amerika’nın Pasifik kıyılarından Karadeniz’e kadar uzanan bir alanda yaklaşık bir milyar insanı ve küresel GSYİH’nin yarısını içine alan tarihin en başarılı ittifakı olarak tanımlıyor. 2020-2030 yılları arasında NATO’nun Soğuk Savaş sırasında ve sonrasındaki dönemde karşılaştığından çok farklı bir ortamla karşı karşıya olacağını savunan raporda, önümüzdeki dönemin revizyonist dış politika gündemine sahip iddialı otoriter devletlerin nüfuzlarını genişletmeye çalıştıkları ve sistemik meydan okumaların artacağı bir dönem olacağı öngörülüyor. Bu dönem kısaca “rekabet eden büyük güçler dünyası” olarak nitelendiriliyor.

Raporda, dünyamızın terörizm gibi hâlihazırda mevcut tehditlerin tüm biçim ve tezahürleriyle devam ederken, salgınlar ve iklim değişikliğinden kaynaklanan riskler ve yükselen ve çığır açan teknolojiler gibi yeni meydan okumaların yüzleşmek zorunda kalacağı tahmin ediliyor.

Ayrıca, müttefikler arasındaki ikili ihtilafların İttifak çalışmalarına yansıtılması ile İttifak içi uyumun zarar gördüğü ve karar alma süreçlerinin engellendiği tespiti yapılmakla beraber NATO’nun öncelikleri konusunda fikir birliğine varma süreçlerinin zorlaştığı tespiti yapılıyor. Bu çerçevede, NATO içindeki siyasi ayrılıkların ortaya çıkardığı sorunların özellikle Rusya ve Çin gibi dış aktörlerin İttifak içi ihtilafları istismar edebileceğinin altı çiziliyor. NATO’nun müttefikler arasında uyum sağlama ve kendi arasındaki bağlarını yenileme yeteneğinin NATO’nun alametifarikası olduğunu belirten rapor, son yıllarda daha zorlu ve karmaşık hâle gelen ve dönüşen güvenlik ortamının NATO’nun stratejik pozisyonunun yeniden ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Değişen dünyada yeni ortaya çıkan çeşitli sorunlara NATO ittifakının nasıl cevap verebileceğine dair akıl yürütülüyor olması, NATO’nun önümüzdeki dönemde de etkin ve önemli bir aktör olma niyetinin göstergesi olarak kabul edilebilir. Brüksel’de düzenlenen Zirve toplantısından sonra müttefikler arasındaki iletişim ve iş birliğinin artması, NATO’nun geleceği açısından ümitvar olmayı mümkün kılacak.

Ancak, NATO’yu güçlendirmeye yönelik somut çalışmalar ve iyi niyet ortadayken, bir müttefikin diğer müttefike tehdit oluşturan terör örgütlerini desteklemesi gibi ittifak ruhuna aykırı eylemler devam edecek olursa, 2030’da NATO raporda öngörülenden çok uzakta bir yerde kalabilir.