28 Şubatçı Fethullah Gülen'i ihanet için referans alan!

04.06.2020 10:00

          Devlet Bahçeli 28 Şubat sürecini, MHP Genel Başkanı olarak girdiği 18 Nisan 1999 seçimleri sonrasında “Eğer irticai faaliyeti yakın bir tehdit olarak değerlendiriyorlarsa, irticanın tarifi ve kapsamı ve bu kapsam içine girenlerle samimi, inançlı kitleyi ayırmak lazım. Samimi Müslüman kitleyi incitecek, kıracak davranışları tasvip etmemek lazım. Bunu artık Türkiye’nin gündeminden çıkarmak lazım.” şeklinde değerlendirmişti. MHP tarihi boyunca hiçbir zaman inançlı insanları incitecek bir oluşumun içinde olmamıştır.

          Yeni Akit gazetesinde Kenan Alpay isminde siyasal Kürtçü, cumhuriyetin değerleriyle kavgalı, Türklük, Atatürk, MHP, Devlet Bahçeli dendiğinde cin çarpmışa dönen bir yazar var. Cumhur İttifakı bir bozulsa inanın zil takıp oynayacak… AKP-MHP birlikteliğiyle kurulan ittifaktan o derece rahatsız. Cumhur İttifakı kurulduğundan bu yana rahatsızlığını sürekli ifade eden yazılar yazıyor.

          Geçtiğimiz gün Yeni Akit gazetesindeki köşesinde yine zırva dolu bir yazı yazarak şunları söyledi: 27 Mayıs cuntasının içinden Türkeş’i ayıklayıp kahramanlaştırmanın, 28 Şubat darbe sürecinden Bahçeli ve Perinçek’i aklayıp müttefik diye pazarlamanın peşine Mavi Marmara seferine çamur atmaya kalkışmak ciddi ciddi toplumun asabını bozuyor, öfkesini kabartıyor, bilmem farkında mısınız? Ahlaki ve siyasi hakikatlerle oyun oynamak, zırt pırt yeni baştan tarih yazmaya kalkışmak, sık sık değişen dost-düşman ve iyi-kötü dengeleri kurmak siyasete olan güveni asla kuvvetlendirmiyor ama fena halde sarsıp aşındırıyor.

          Bu ifadelerindeki ilk cümlesinden son cümlesine kadar akıl verdiği, sitem ettiği, kızdığı kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

          Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Sürgüne gönderildiği Hindistan’dan, idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek, trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz.” demesi belli ki, Kenan Alpay gibilerini haddinden fazla rahatsız etmiş… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri ve Başbuğ Alparslan Türkeş’in idamları engellemek için olağanüstü bir çaba harcaması yalan mı?

          28 Şubat sürecinde MHP Lideri Devlet Bahçeli olayların neresinde ki, 28 Şubat süreciyle Devlet Bahçeli ismini yan yana getirebiliyorsun Kenan Alpay? Sayın Devlet Bahçeli o tarihte MHP Genel Başkanı bile değildi.

          Devlet Bahçeli 28 Şubat sürecini, MHP Genel Başkanı olarak girdiği 18 Nisan 1999 seçimleri sonrasında “Eğer irticai faaliyeti yakın bir tehdit olarak değerlendiriyorlarsa, irticanın tarifi ve kapsamı ve bu kapsam içine girenlerle samimi, inançlı kitleyi ayırmak lazım. Samimi Müslüman kitleyi incitecek, kıracak davranışları tasvip etmemek lazım. Bunu artık Türkiye’nin gündeminden çıkarmak lazım.” şeklinde değerlendirmişti. MHP tarihi boyunca hiçbir zaman inançlı insanları incitecek bir oluşumun içinde olmamıştır. Başörtüsü meselesinin çözümünde bugün gelinen noktada MHP’nin katkısı tarihe geçmiştir.

          Ayrıca, Doğu Perinçek’in MHP ile bir bağı, bağlantısı yoktur. Doğu Perinçek’in en çok saldırdığı parti MHP, en çok saldırdığı lider de Devlet Bahçeli olmuştur. O yüzden dün referandumda Cumhur İttifakı karşısında nerede olduğu bilinen Doğu Perinçek’in şu an hangi noktada durduğunun da bir önemi yoktur. Çünkü onun yarın nerede duracağı da belirsizdir. Doğu Perinçek’in MHP ile bir bağı olmadığı için, MHP adına onu yorumlamak bile gereksizdir. Zaten Kenan Alpay burada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiriyor. Ama Doğu Perinçek üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirilmesini son zamanlarda Ahmet Davutoğlu ve ekibi yapmaktadır. Kenan Alpay’ın durduğu nokta zaten en çok Ahmet Davutoğlu’na yakındır. Ahmet Davutoğlu’nun Tunceli’de askerlerimizin yazdığı “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü karşısında nasıl çıldırdığını dehşetle izlemiştik. İşte o çıldırış Kenan Alpay’ı mutlu eden manzaradır.

          Kenan Alpay geçtiğimiz yıllarda açık açık MHP’nin Türk milliyetçiliği, Türkçülük ve Atatürk’e saygılı anlayışından rahatsız olduğunu ifade etmiş ve AKP’yi de MHP gibi bir partiyle ittifak kurduğu için eleştirmişti.

          Kenan Alpay çözüm sürecinin hızlı siyasal Kürtçülerinden olduğu için alışkanlıklarını kaybetmediğini ve hedeflerinden vazgeçmediğini her fırsatta gösteriyor. Bugün “MHP ile kurulan Cumhur İttifakı bitti, çözüm süreci başladı” dense Kenan Alpay’ın bayramı olacaktır.

          Çözüm sürecinde yazdığı “Kardeşi kardeşe silah çekmeye zorlayan, resmi ideoloji ve devlet sınıflarının bekası uğruna halka her türlü zulmü reva görenleri tarihin çöp sepetine atmanın vakti çoktan geldi. İşte iklim değişti; haydi gülümse Diyarbekir, haydi Kürdistan gülümse! Bizden kıskanılıp gasp edilen gülümsemeyi fazlasıyla hak ettik çünkü.” şeklindeki yazıların yerini şimdi sıra sıra dizilen PKK leşleri aldığı için Cumhur İttifakı’ndan rahatsız olması doğaldır.

          Kenan Alpay sözde Kürdistan’a hasret, Barzani’ye sevdalı, siyasal Kürtçülere yoldaş olduğu için MHP’den haz almaması ve AKP hükümetinin terörle mücadeledeki kararlı tutumundan rahatsızlığını yazılarına dökmesi kendi adına normaldir. Normal olmayan ise Cumhur İttifakı’nı desteklediğini iddia eden Akit gazetesinin sürekli fitnesini ve alerjisini gösteren böyle bir yazara niçin ihtiyaç duyduğudur.

          Kenan Alpay’a “Devlet Bahçeli’yi mi dost olarak tercih edersin yoksa teröristbaşı Öcalan’ı mı, terörist Demirtaş’ı mı, Peşmerge Barzani’yi mi, YPG başındaki Mazlum Kobani’yi mi?” diye sorun. Sözde Kürdistan köpekliği için ABD’nin kucağında oturanları tercih edecektir.

Böyle birine de ne yazsan, ne söylesen beyhudedir.

          28 Şubat süreciyle Devlet Bahçeli ismini yan yana getirme gafletinde bulunan Kenan Alpay, söz konusu sözde Kürdistan hayalleri olunca 28 Şubat sürecinin en büyük destekleyicisi Fethullah Gülen’i açılım sürecinde “Son olarak Fethullah Gülen ve cemaatinin konuya dair açık ve ısrarlı destek bildiriminde bulunmuş olması Kürt sorununun çözümü noktasında hükümetin sadece hukuken değil siyaseten de ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir.” yazısıyla referans almıştı. Yani dert ne İslam, ne demokrasi… Onun derdi Türklük düşmanlığı, Kürdistan hayalleri… Cumhur İttifakı’nın birlikteliğine çıldırması bu yüzdendir.