ABD, CHP ve HDP aynı tarafta

Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon için CHP ve yancılarından gelen açıklamalar çok ibret vericidir ve ABD’den gelen beyanları tamamlamaktadır. Fırat’ın doğusuna müdahaleyi bir iç politika malzemesi olarak değerlendirmek, HDP’nin hoşuna gidebilir, ama Türk milleti böyle bir zilleti kabul etmeyecektir.

07.08.2019 10:00

   Fırat’ın doğusunun terörden temizlenmesi, Türkiye’nin huzuru ve güvenliği için şarttır. Sınırımızın teröristlerden temizlenmesi ve Suriye tarafında bir güvenli bölge oluşturulması, MHP’nin uzun zamandır gündemde tuttuğu talebi ve teklifidir. AK Parti’nin de şimdi bu noktaya gelmiş olması ve bu konudaki ısrarı ve hatta gereğini yapmak için harekete geçmesi, çok memnuniyet vericidir.

HAZIRLIKLAR TAMAM

  Suriye sınırımızdaki terör bataklığı tamamen ABD’nin eseridir. Burada bir terör devletçiği kurdurabilmek için bütün dünyanın gözleri önünde, büyük bir kalleşlik yapılmıştır. Türkiye’nin bütün uyarıları, teklifleri, itirazları dikkate alınmadan, eli kanlı teröristlere her türlü silah verilmiş, korunmuş, kollanmış ve hatta eğitilmiştir. Bu durum ne müttefikliğe, ne NATO üyeliğine uygundur ve kelimenin tam anlamıyla açık bir düşmanlıktır. Türkiye artık kendi işini kendi görmek noktasındadır. ABD’ye ne kadar kararlı olduğumuz sadece beyan olarak değil, aldığımız tedbirlerle de gösterilmiştir. Bölgeye çok ciddi yığınak yapılmış, birliklerimiz ve onların ihtiyacı olan her türlü silah ve mühimmat sevk edilmiştir.

ÇOK YAKINDA

  Türkiye’nin artık harekete geçeceğini gören ABD, görüşme trafiğini hızlandırarak zaman kazanmaya ve mevcut durumu sürdürecek bir yol bulmaya çalışıyor. Heyetlerin görüşmelerinde yapılan tekliflerin ortaya koyduğu gerçek budur. Teröristlerin Türkiye ile temasını ve irtibatını kesmek için 30 kilometre derinlikte bir temizlik yapılması öngörülmektedir. Bu mesafeyi 15 kilometre ile sınırlı tutmak çok yetersizdir ve tehdit ve tehlikeyi ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Israrlı tavrımızı sürdürürken, daha fazla oyalamaya da izin vermememiz gerekiyor. Yapılan açıklamalar bu yöndedir ve artık sözün bittiği noktaya gelinmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı'nın büyükelçiler toplantısında yaptığı konuşmanın bir başlangıç olması dileğimiz ve beklentimizdir. “Suriye'nin kuzeyindeki terör bataklığını kurutmak, ülkemizin en öncelikli meselesidir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla başlattığımız süreci, inşallah çok yakında farklı bir aşamaya geçireceğiz" sözünü, bir teminat olarak kabul ediyoruz.

ABD’NİN EŞKIYA TAVRI

  “Türkiye'nin güvenliği, NATO'nun ve tüm bölgemizin güvenliği demektir. Türkiye sadece kendi geleceği için değil, bölgesi için de inisiyatif almak zorundadır. Gerektiğinde güç kullanarak milli menfaatlerimizi mutlaka savunacağız” açıklaması, bizim de uzun zamandır savunduğumuz görüşlerle ve beklentilerle örtüşmektedir. Bu kararlılığın ortaya konulduğu ve heyetlerarası görüşmelerin devam ettiği saatlerde, ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in yaptığı, "Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine herhangi bir operasyonunu kabul edemeyiz" açıklaması tam bir skandaldır ve ABD’nin gerçek niyetini ortaya koymaktadır. Siz ortada hiçbir makul sebep yokken 10 bin kilometre öteden gelip her türlü operasyonu yapıp, bölgeyi kan gölüne çevireceksiniz ve bu kabul edilecek. Ancak, Türkiye doğrudan kendi varlığına ve güvenliğine yönelmiş kanlı bir tehdidi yok etmek için harekete geçerse, bu kabul edilemez olacak. Ortada “kabul edilemez” bir şey varsa, o da ABD’nin yaptıkları ve söyledikleridir. Bu eşkıya tavır, artık bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor.

ABD VE CHP ORTAKLIĞI

  Bu açıklama daha fazla geç kalınmadan gereğinin yapılmanın ve sınırımızda bir terör yapılanmasına her ne pahasına olursa olsun izin verilmemesini bize net olarak gösteriyor. ABD’yi dinler ve beklersek, sonumuz felaket olur. Kaldı ki, ABD’nin Türkiye ile ilgili gerçek niyetinin ne olduğunu, hedef ülkeler arasında bulunduğumuzu BOP’un ortalığa saçılan ayrıntılarından biliyoruz. BOP’tan vazgeçildiğini söylemek, kendimizi kandırmak olur. Tam bu aşamada, CHP ve yancılarından gelen açıklamalar çok ibret vericidir ve ABD’den gelen beyanları tamamlamaktadır. Fırat’ın doğusuna müdahaleyi bir iç politika malzemesi olarak değerlendirmek, HDP’nin hoşuna gidebilir, ama Türk milleti böyle bir zilleti kabul etmeyecektir. CHP ve İP’in Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarındaki tavırları ve sözlerini de unutmadık. YPG’yi terör örgütü olarak görmeyenlerin, Fırat’ın doğusunun temizlenmesine de itiraz etmeleri, kendi karanlık sicillerine uygundur.

KİMSEYE İHTİYACIMIZ YOK

  Suriye sınırımız, Irak sınırı gibi zor bir coğrafya değil. Daha düz ve geniş bir arazi karşımızdadır. Bu durum hızlı bir müdahale imkânı sağlamakta, kısa zamanda sonuç alınması imkânı vermektedir. ABD’nin ne diyeceğini beklemek gibi bir lüksümüz kalmamıştır. Kahraman ordumuz, önceki operasyonlarla daha da tecrübe kazanmıştır. Silah ve mühimmatta kimseye ihtiyacımız yok. Neyi nasıl yapacağımızı çok daha iyi biliyoruz. Ancak, terör örgütlerinin de bütün unsurlarını buraya yığdıkları unutulmamalıdır. Buna, ABD’nin verdiği silah ve mühimmat da eklenirse çok dikkatli olmak gereği ortaya çıkar. Her ne olursa olsun, bu temizliği yapmak şarttır. Bu bölge terörden temizlenmeden bize huzur yoktur.