ABD-Çin gerilimi Türkiye'ye yaradı! Pastaya konmak için fırsat

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, '2023 yılına kadar ABD ile Çin arasındaki ticaret koridorunun 150-200 milyar dolar daha daralması öngörülüyor. Bu da diğer ülkeler için son derece önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye de bu pastadan pay alabilecek en büyük adaylardan birisi.' dedi.  

Google Haberlere Abone ol
ABD-Çin gerilimi Türkiye'ye yaradı! Pastaya konmak için fırsat
29.07.2020 21:00

DEİK Başkanı Nail Olpak ve TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın katılımıyla DEİK Türkiye-ABD İş Konseyi tarafından hazırlanan "Kovid-19 sonrası Türkiye-ABD Ekonomik İlişkileri" konulu çalışmanın ilk bölümüne ilişkin basın toplantısı gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan TAİK Başkanı Yalçındağ, geçen yıl, Türkiye ve ABD arasındaki ticari ilişkileri güçlendirmek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın işaret ettiği 100 milyar dolar hedefine nasıl ulaşacaklarını belirlemek amacıyla dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı firması Boston Consulting Group (BCG) ile son derece kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini hatırlattı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyadaki ekonomik ilişkileri derinden etkilediğini ve yapısal dönüşümlere yol açtığını belirten Yalçındağ, etkileri daha iyi anlamak ve Türkiye-ABD arasındaki yeni ekonomik fırsatları belirleyerek hızlı ve kararlı adımlar atmak amacıyla BCG ile yeni ve kapsamlı bir çalışma başlattıklarını bildirdi.

Yalçındağ, çalışma ile özellikle Çin’in ABD ile olan ticaretinde yaşanacak kayıptan ortaya çıkacak fırsatları değerlendirmeyi hedeflediklerini ifade ederek, "Türkiye’nin Çin’in yerine geçmek için atması gerek adımları belirliyoruz. Ortaya çıkacak olan pazar toplam 200 milyar dolarlık bir hacime sahip yani nerdeyse Türkiye'nin toplam ihracatına yakın bir büyüklükten bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.

BCG ile yürüttükleri çalışmanın eylül ayı başında tamamlanacağını bildiren Yalçındağ, basın mensuplarıyla çalışmanın ilk bulgu ve tespitlerini paylaştı.

"Çin'in tedarik zincirindeki güçlü konumunu kaybetmesi Türkiye için fırsat"
Mehmet Ali Yalçındağ, Kovid-19 salgınının etkilerinin sadece sağlık alanında kalmayıp, küresel ekonomik ilişkileri de derinden etkilediğini söyledi.

Etkilerden en önemlisinin küresel ölçekteki birçok şirketin tedarik zincirlerinde yeni bir yaklaşımı benimsemesi olduğuna dikkati çeken Yalçındağ, "Bu şirketler, sadece maliyet ya da verimlilik odaklı bir tedarik zinciri yönetiminden, risklerin minimize edildiği bir tedarik modeline doğru geçiş yapıyorlar. Bu yeni yapıda tedarik zincirlerinin ana üretim merkezine yakınlaştırılması ve farklı coğrafyalara dağıtılarak bir merkezde toplanmasının önlenmesi gibi farklı yaklaşımları gözlemliyoruz. Böylece, son 30 yılda giderek artan ölçüde tedarik zincirlerinin merkezine oturan Çin’in bu güçlü konumunu kaybetmesi söz konusu. Çin’den tedarik edilen ürün ve hizmetlerin bir kısmının ABD içindeki üretimle karşılanması, bir kısmının ise dünyadaki diğer üretim merkezlerine kayacağı öngörülüyor. Bu noktada Türkiye için önemli fırsatların doğacağı aşikar." ifadelerini kullandı.

Yalçındağ, Kovid-19 ile birlikte ilaç, telekom, bilişim gibi sektörlerde daha çok etkisi görülen ulusal güvenlik konusunun ABD ile Çin'in arasındaki gerilimin merkezine oturduğunu belirterek, ABD'nin, 2019 yılında hızla azalttığı Çin’den yaptığı ithalatı gelecek yıllarda da azaltma konusunda son derece kararlı adımlar attığını ifade etti.

"ABD ile Çin arasındaki ticaretin 150-200 milyar dolar daha daralması öngörülüyor"
TAİK Başkanı Yalçındağ, 2019 yılında ABD'nin Çin’den yaptığı ithalatı 91 milyar dolar azaltarak 472 milyar dolar seviyesine indirdiğini dile getirerek, ancak hala ABD’nin Çin ile 350 Milyar dolar civarında ticaret açığı bulunduğunu aktardı.

ABD'nin 2019 yılında Çin yerine ithalatını daha çok Vietnam, Meksika ve Tayvan’dan yaptığını belirten Yalçındağ, Türkiye'nin ise 2019 yılında ABD’ye yaptığı ihracatını 400 milyon dolar civarında artırırken pastadan payını istediği ölçüde alamadığını söyledi.

BCG küresel ticaret uzmanlarının ve araştırma ekiplerinin yaptığı çalışmaya göre, ABD ile Çin arasında ticaret koridorunda 2019 yılında yaşanan daralma gelecek yıllarda daha da derinleşeceğine işaret eden Yalçındağ, şunları kaydetti:

"2023 yılına kadar ABD ile Çin arasındaki ticaret koridorunun 150-200 milyar dolar daha daralması öngörülüyor. Bu da diğer ülkeler için son derece önemli fırsatlar sunuyor. Türkiye de bu pastadan pay alabilecek en büyük adaylardan birisi. Ancak bu alanda Vietnam, Tayvan, Polonya ve Meksika gibi güçlü rakipleri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Türkiye'nin ABD’nin ithalat hacminden hak ettiği payı alabilmesi için güçlü sektörlerini ileriye taşımanın yanında ileriye dönük cesur adımlar da atması gerekiyor. Mevcutta güçlü olduğumuz sektörlerimiz ABD’ye yapacağımız ihracatta lokomotif olacaklar, ancak Türkiye’nin şu anda ABD’ye ihracatında neredeyse hiç yer almayan iki sektörün Türkiye’nin odaklanması gereken alanlar olduğunu düşünüyoruz. Bunlardan birincisi, elektronik ve elektrikli ekipmanlar sektörü diğeri ise bilişim ve haberleşme teknolojileri (ICT) sektörü."

"Türkiye elektronik ve elektrikli ekipmanlar sektöründe iyi ancak..."
TAİK Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, elektronik ve elektrikli ekipmanlar sektöründe Türkiye'nin yetkinlik düzeyinin iyi olduğunu ancak ABD pazarında yeterince güçlü ilişkiler kurulamadığını söyledi.

Yalçındağ, "Türkiye özellikle mevcut şirket ve Ar-Ge kapasitesiyle, bu sektörde çalışacak yetkin işgücü ve en önemlisi ucuz işgücü maliyet yapısıyla ön plana çıkıyor. Sektörün farklı alanlarında öne çıkan Arçelik, Vestel, Netaş, Aselsan, Ayesaş gibi firmalar sektörün yetkinlik gelişimine olumlu katkılar sunuyorlar. Elbette, Türkiye’nin orta-uzun vadede bu yetkinliklerini daha da ileri bir noktaya taşıması ve teknoloji içeriği yüksek ürünlere yönelmesi gerekiyor. Devletimiz, sektör temsilcisi STK’lar, Türkiye’de yatırımları bulunan ABD kökenli şirketler ve yerel şirketlerimizle ortak hareket ederek bu sektörde ciddi bir atılım yapacağımıza inanıyoruz." diye konuştu.

Türkiye’nin cesur adımlar atması gerektiğini düşündükleri diğer alanın bilişim ve haberleşme teknolojileri (ICT) sektörü olduğunu dile getiren Yalçındağ, şöyle konuştu:

"44 milyar dolar dolar düzeyinde olan ABD ithalatında öne çıkan ülkeler Hindistan ve İrlanda. Türkiye’nin burada benzer şekilde yetkinliklerini ve maliyet avantajlarını ABD pazarı için yeterli ölçüde kullanamadığını görüyoruz. Türkiye’nin ABD merkezli şirketler için bölgesel bir teknoloji merkezi olması ve yerel firmalarını daha fazla hizmet ihracatına dahil etmesi son derece olası. Türkiye’deki öncü holdingler de bu alanın önemini fark eden yatırımları son dönemde hızlandırdılar: Koç Digital, Sabancı Dx, Çalık Digital gibi yeni oluşumlar ön plana çıkmakta ve bu alandaki yetkinlik gelişimini hızlandırmakta. Sektörün güçlü oyuncuları Netaş, Softtech, Innova gibi firmalar da burada aktif roller üstlenebilirler. Bu şirketlere ek olarak, Türkiye’de start-up’ların gelişiminin desteklenmesi ve ölçek kazanmalarının sağlanması da büyük önem arz ediyor."

Yalçındağ, her iki sektör için de Türkiye’nin bir yandan yatırımları çekmeye odaklanması bir yandan da mevcut yetkinliklerini daha ileri noktaya taşıyacak adımları bütün paydaşlarla beraber uygulamaya geçmesi gerektiğini vurguladı.

"Büyük ölçekli tedarik sağlamak için tedarik şirketleri kurulmalı"
Mehmet Ali Yalçındağ, Türkiye'nin zaten güçlü olduğu otomotiv parçaları, tekstil ve hazır giyim, beyaz eşya, yapı malzemeleri ve mobilya gibi sektörlerde ABD pazarına büyük ölçekli tedarik sağlamak için tedarik şirketleri ve oluşumlarına destek olunması gerektiğine değinerek, ABD’li alıcılar arasında köprü görevi kuracak tedarik şirketleri modelinin hem Türkiye’nin ABD’ye yaptığı ihracata hem de KOBİ’lerin gelişimine ciddi katkı sağlayacağına işaret etti.

Gelecek dönemde, Türkiye ve ABD arasında ticaret dışında iki ülkenin karşılıklı yapacağı yatırımlar ile Afrika’da ABD ile ortak girişimlerin son derece önemli bir yer tutacağını sözlerine ekledi.

 

 

Yorumlar