Abdullah Gül yine menüye konuldu!

06.12.2021 10:00

          CHP ve onun kuyruğu olan muhalefet partileri her gün “Erken, hemen, derhal seçim” diye çığırtkanlık yapsalar da henüz Cumhurbaşkanı adaylarını bile açıklayamadılar. Meral Akşener’in “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım” diyerek geri çekilmesi sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun eylemlerine, söylemlerine ve malum ajansın ona oynattığı tiyatroya bakınca kesin “Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olacak” düşüncesi hakim oluyor.

          “İnşallah Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanı seçilir” diyen CHP milletvekilleri ara sıra kafa karıştırsa da genel kanaat Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olacağı yönündedir. Ama bunlar hep dış odaklı proje peşinde koştukları için yarın ne yapacakları belli olmaz. Son günlerde yine ısıtılan Abdullah Gül ismi bu duruma bir örnektir. Abdullah Gül ismi Kemal Kılıçdaroğlu ve ortakları için vazgeçemeyeceği bir özellik taşımaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu Abdullah Gül ismini Cumhurbaşkanı yapmak için çok çabaladı, çok uğraştı ama sonuç alamadı.

          Abdullah Gül Cumhurbaşkanı koltuğundan ayrıldığı günden itibaren adeta Kemal Kılıçdaroğlu’nun akıl hocası olmuştur. Ondan önce ilişkileri tam olarak nasıldı, medyaya yansımadığı için tam bilemiyorum. Ama Abdullah Gül’ün Kemal Kılıçdaroğlu ve ittifak kuyrukları için üst akıl olduğu artık çok netleşmiştir.

          Meral Akşener 2018 yılında Abdullah Gül etkisini, konumunu ve Cumhurbaşkanı adayı yapmak için ortaya konan çabaları şöyle itiraf etmişti: “HDP’nin de içinde yer aldığı İYİ Parti, CHP ve SP’nin de bir araya gelerek hepimizin Abdullah Gül’ü çatı aday göstermemiz istendi”

          CHP, HDP ve SP’nin Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul ettiğini ama kendisinin kabul etmediğini de daha sonra “Sayın Gül benim arkadaşım, kendisi ile ilgili olumsuz bir düşünceye sahip değilim. Ama o günün şartlarında Sayın Erdoğan’ın yıkılmaz adam olduğu dönemde atacağı adımların hesaplanması gerektiğine inandım. Bunun da doğru olduğuna bugün dahi inanıyorum. 24 Haziran’da gördüğüm şu oldu, Sayın Gül’ü isteyen genelde sol liberal diyeceğimiz dostlar grubu var.” şeklinde açıklamıştı.

          Meral Akşener, Abdullah Gül ile çok samimidir. Meral Akşener 2018 yılında Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını kazanabileceğine %1 ihtimal verseydi o da CHP, HDP, SP yanında bu projeyi kabul edecekti.

          O dönem İP’li trollerin, yazarların, yöneticilerin “Abdullah Gül gibi Atatürk, Türklük ve Cumhuriyet düşmanı birinin oyununu Meral Akşener bozdu” diye yaptıkları yaygaraya bakmayın. Üfürükten başka hiçbir özelliği yoktur.

          Çünkü Meral Akşener İP isimli partiyi kurarken Abdullah Gül’den akıl ve adam alarak kurmuştur. Bunu biz değil, bizzat Meral Akşener’in “Bizim partimizi kurarken Sayın Gül ile görüştüm, fikir aldım, tavsiye aldım. Sayın Gül’den ona yakın olan bazı isimleri istedim. Mümkünse partimizin kuruluşunda bulunmalarını istedim. Kendisine karşı kötü hiç fikrim yok” cümlelerinden anlıyoruz.

          İP’i kurarken Abdullah Gül’den akıl, fikir ve adam alan Meral Akşener’in Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkmayacağı gün gibi ortadadır.

          2018 yılı seçim süreci öncesi ve sonrası yaşananları ve Meral Akşener’in Abdullah Gül’e yakınlığını niçin anlattım?

          Çünkü yine Abdullah Gül üzerinde isim ısındırma, gizli kulisler, propagandalar, güncellemeler yapılmaya başlanmıştır.

          Kemal Kılıçdaroğlu gibi bir adamı Cumhurbaşkanı adayı olarak Türkiye’de düşünmenin utancını yaşamayanlar, şimdi yine rotayı Abdullah Gül’e çevirmiş durumdadır.

          CHP’nin kanalı Halk TV’de program yapan Levent Gültekin isimli bir müptezel var. Onun programda “Abdullah Gül’e Atatürk düşmanı demek çok büyük ayıp ve haksızlık. Atatürk düşmanı bir adamla ben oturup konuşmam. O adamla yan yana gelmem, selam vermem” sözleriyle başlattığı imaj çalışmasından sonra Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili birçok gündem çalışması meydana geldi.

          “HDP’nin PKK ile ilişkisini kesmemesi lazım” ve “Selahattin Demirtaş’a uygulanan rehine politikasına artık son verilmeli” sözlerinin sahibi olan müptezel Levent Gültekin’in Abdullah Gül yağdanlığı yapmasının elbette bir hükmü yok. Ama CHP’nin televizyonunda bunları söylemiş olması dikkate alınabilir.

          CHP’nin içini çok iyi bilen Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin “Ben adaylık için Abdullah Gül üzerinde anlaşacaklarını düşünüyorum. Bekliyorum” cümlesi, CHP’den yeni ihraç edilmiş olan eski Milletvekili Mehmet Sevigen’in “Kemal Kılıçdaroğlu’nun adayı Abdullah Gül” demesi, Abdullah Gül’ün ses teli olan yazar Fehmi Koru’nun “Abdullah Gül ismi eğer aday olarak çıkacak olursa, bu belki de ciddi bir biçimde AK Parti’yi zora sokacak” açıklaması, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Abdullah Gül ile 1.5 saat görüşmesi, Ahmet Davutoğlu’nun 1 hafta öncesi için “Abdullah Gül ile çok uzun bir görüşme gerçekleştirdik” demesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde Abdullah Gül ismi üzerinde bir çalışma olduğunu yahut Abdullah Gül’ün CHP ve kuyruğu partilere yine üst akıl olma görevini yerine getirdiği anlaşılıyor.

          Abdullah Gül’ün adaylığına Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, Karamollaoğlu, Babacan, HDP zaten kafadan razı. Meral Akşener’in partisini kurarken akıl, fikir ve adam aldığı Abdullah Gül’e bu sefer yok diyemez.

          Proje olarak yanyana gelenlerin Abdullah Gül’e karşı çıkma hakkı yoktur. Onların görevi Abdullah Gül ismi dayatılıyorsa kabul etmek ve seçilmesi için çalışmaktır.

          Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir yıl önce söylediği “Abdullah Gül’den neden bu kadar korkuyorlar?” sözü aslında Abdullah Gül’ün hepsine üst akıl vazifesi yaptığını gösteriyor. ABD-İngiltere ekseni öyle istiyor. CHP ve ittifak kuyrukları içindeki Yunanistan-Ermenistan kanalı da buna uyumlu davranacaktır.