AK Parti'den Mansur Yavaş'a cevap

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Mansur Yavaş hakkındaki iddialarla ilgili, "AK Parti'nin Mansur Yavaş diye bir meselesi yoktur. Mansur Yavaş, CHP, Kılıçdaroğlu ve ittifak içinde adaylığına destek verenlerin meselesidir" dedi. Yavaş'ın açıklamalarına da değinen Çelik, "Bu konuların mahkemede de görüşülmesi, kamuoyunun önünde daha açık ve net bir şekilde konuşulması için dava açma sözünden sakın geri adım atmasın. Bu davayı heyecanla beklediğimizi ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı.

AK Parti'den Mansur Yavaş'a cevap
13.03.2019 19:45

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında  gündeme ilişkin sorularını yanıtladı, değerlendirmede bulundu.

CHP'nin Ankara Büyükşehir Adayı Mansur Yavaş ile ilgili iddialara  ilişkin bazı soruları bir önceki basın toplantısında gündeme getirdiğini  hatırlatan Çelik, "Bu soruları gündeme getirmekteki amacımız, yaklaşık 3 aylık  bir dönemde basında bu sorular geniş bir şekilde yer almasına rağmen CHP Genel  Başkanı'nın, CHP yönetiminin ve CHP'nin Ankara Adayı Mansur Yavaş'ın bütün bu  sorulardan ısrarla uzak durması ve cevap vermekten kaçınmasıdır." diye konuştu.

 Türkiye'nin her tarafında olduğu gibi Ankara'da da seçmenin "temiz  siyaset" talep etme hakkı olduğunu vurgulayan Çelik, tüm siyasi partilerin  seçmenin önüne "temiz adaylar" çıkması gerektiğini söyledi.

AK Parti, bu soruları gündeme getirene kadar ne CHP Genel Başkanı ne  CHP yönetimi ne Mansur Yavaş ne de ittifakın diğer mensuplarının hiçbir şekilde  bu konuya bir cevap vermediğini ifade eden Çelik, "Birtakım yalan beyanlar var.  Bir siyasetçiye yakışmayan beyanlar bunlar. Bir kaç gündür sustuklarını, bu işin  arkasında kimin olduğunu görmek istediklerini söylüyorlar." dedi.

"MANSUR YAVAŞ İLE BU KİŞİ ARASINDA BİR TARAF DA DEĞİLİZ"

Bunun birkaç günlük mesele olmadığının altını çizen Çelik, şunları  kaydetti: "Oradaki beyanlarında bizim sanki kendisinin ihtilaflı olduğu bir  kişiyle bir tarafgirlik tutumu sergilediğimizi söylüyor. Kendisinin ihtilaflı  olduğu bu kişiyle ilgili olarak benim 'saygıdeğer bir işadamı' gibi bir ifadem  olmamıştır. Bunu herkes benim basın toplantımda duydu. Böyle bir ifade  kullanmadım, çünkü biz, bu kişiyi tanımıyoruz. Saygıdeğer bir işadamı mıdır yoksa  Mansur Yavaş'ın iddia ettiği gibi kriminal bir kişi midir? Bu konuda bilgi sahibi  değiliz. Buna karar verecek bir olan da değiliz. Çünkü belli meseleler  mahkemelere intikal etmiş. Biz, hakim değiliz, savcı değiliz. Biz bu meselede  Mansur Yavaş ile bu kişi arasında bir taraf da değiliz. Bizim sadece gündeme  getirdiğimiz mesele, Ankaralı seçmenin hak ettiği 'temiz siyaset' talebi,  siyasette her zaman en yüksek düzeyde tutulması gereken 'temiz aday'  değerlendirmesi açısından bu iddialarla ilgili olarak Mansur Yavaş'ın niçin cevap  vermediği, CHP yönetiminin niye sustuğudur. Biz, kimseyle tarafgirlik ilişkisi  içerisinde değiliz."

"EN İYİ BİLECEK MANSUR YAVAŞ"

Mansur Yavaş'ın AK Parti'yi "Böyle bir kriminal kişiliği niye  savunuyorsunuz?" diye suçladığına dikkati çeken Çelik, "Bu kürsü, iftiralara  karşı mücadele edilen bir kürsüdür. AK Parti Genel Merkezi burası. Siyasetteki  varlık sebeplerimizden biri budur. Bu kürsü, Türkiye'de sivil siyasetin  gelişmesine karşı kurulan tezgahlarla mücadele etme bir kürsüdür. Dolayısıyla  iftira, tezgah arıyorlarsa bu kendilerinin şu anda içinde bulundukları atmosfer  çerçevesindeki siyasi ilişkilere bakmaları gereken bir durumdur." ifadelerini  kullandı.

Ömer Çelik, hakkındaki iddiaların rakipleri tarafından ortaya  atıldığını belirten Mansur Yavaş'a, şu yanıtı verdi:

"Bu rakipler meselesi değildi. Çok temel sorular soruluyor. Bunlara  kendisine güvenen, kendisinden kuşku duymayan bir siyasetçi rahatlıkla cevap  verebilir. AK Parti çok büyük bir parti, çok büyük bir siyasi harekettir, bir  dünya markasıdır. AK Parti'nin 'Mansur Yavaş' diye bir meselesi yoktur. Mansur  Yavaş, CHP, Kılıçdaroğlu ve ittifak içinde o adaylığa destek verenlerin  meselesidir. Bizim meselemiz, saygıdeğer Ankara seçmeninin karşısına CHP'nin  nasıl bir adayla ve yaklaşımla çıkmayı içine sindirdiği meselesidir. Bu husustaki  gerçeklerin kamuoyuna duyurulması her siyasi partinin görevidir. Biz,  Türkiye'deki bütün siyasi meselelerle ilgili bir partiyiz. Meseleye bu açıdan  bakıyoruz."

Bunun cevaplarının kamuoyuyla paylaşılması durumunda kafada soru  işareti kalmayacağına işaret eden Çelik, saha çalışması yapan partililerin AK  Parti Genel Merkezine verdiği raporda, bu soruların sıkça gündeme getirildiğini  ifade ettiklerini aktardı.

AK Parti Sözcüsü Çelik, "Bizim açıklamamız oldukça netti. Biz, Mansur  Yavaş'ın vekili olmadığı halde, bir avukatlık ilişkisi olmadığı halde, yasal  alacak verecek ilişkisi olmadığı bir şahıstan alacak iddiasıyla ortaya koyduğu  600 bin dolarlık senedin sahte çıktığını ve bu sahteliğin Yargıtayda  kesinleştiğini ifade ettik. Kendisi de basın toplantısına çıktığında bu gerçeği  yalanlayamadı. Soru şudur; sahte bir senetle alacak takibi yapmıştır, Yargıtayda  bu kesinleşmiştir. Bizim sorduğumuz sorunun haklı olduğu ortadadır. Kendisi de  yalanlayamamıştır. Dolayısıyla ortada bir iftira ya da uydurmadan bahsedilecek  bir durum yoktur. Mesele Mansur Yavaş'ın bunu nasıl izah ettiğidir."  değerlendirmesinde bulundu.

"3 GÜNDEN DEĞİL ÜÇ AYDAN BAHSEDİYORUZ"

Yavaş'ın basın toplantısında cevap vermek için birkaç gün beklediğini  ifade ettiğini anımsatan Çelik, "Bu beyanı da doğru değil. Çünkü bu iş, birkaç  günlük bir mesele değil. Bu konuyla ilgili ilk haberlerin çıkması, 11 Aralık 2018  tarihi.." dedi.

"Sahte bir senetle icra takibi" haberinin sosyal medyada da gündem  olduğunu ve aylara sari bir durumdan bahsettiklerini dile getiren Çelik, "3  günden değil üç aydan bahsediyoruz. 'Böyle birkaç gün bekledim, o yüzden cevap  vermek için kenarda durdum' gibisinden bir yaklaşım, bir siyasetçinin  başvurmaması gereken maalesef yalan bir beyandır." ifadelerini kullandı.

"Bu zamana kadar niçin tekziple idare etti de böylesine vahim iddialar  karşısında dün yaptığı gibi basın toplantısını adaylığı açıklanmadan yapmadı?"  sorusunu yönelten Çelik, bunu da kamuoyunun merak ettiğini söyledi.

"YARGITAY KARARIYLA ONANMIŞ BİR DURUMDAN BAHSEDİYORUZ"

Ankara halkının önüne çıkan bir insanın güçlü, net, kafada soru  işareti bırakmayacak şekilde cevap vermek zorunda olduğunu anlatan Çelik, "CHP  adayı Sayın Yavaş'ın konuyu saptırmaya çalıştığı açıktır." dedi.

Yavaş'ın, "Rakibimin mal beyanında bulunmasını talep ettiğim için  bütün bunlar gündeme geldi, bana iftira atıldı." dediğini hatırlatan Çelik,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"İftira, tezgah gibi birtakım siyasi manipülasyonlar, bizim siyasi  yapımızın kapısından içeri giremez. Tam tersine biz, bunlarla mücadele eden bir  kadroyuz. Bu konularda daha deneyim sahibi olanlarla, kendisinin son derece  ilişkili olduğu açık bir şekilde ortadadır. Dolayısıyla etrafına bakmasında fayda  vardır."

Sorulan sorunun iftira olmadığının açık olduğunu dile getiren Çelik,  bunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu yineledi. Çelik, "Biz, herhangi bir afaki,  hayali durumdan, hayal mahsulü bir durumdan bahsetmiyoruz. Mahkeme kararıyla  sabit, Yargıtay kararıyla onanmış bir durumdan bahsediyoruz." dedi.

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mansur Yavaş'ın  kendisiyle ilgili, "Yargıtayın onanmış bir kararının bulunmadığı"na yönelik  sözlerinin hatırlatılması üzerine Çelik, "Bir ceza davası almadım diyor. Ama  hakkında bir sahte senetle icra takibi konusunda verilmiş karar var. Yargıtay da  bunu 2016 yılında onamış." ifadesini kullandı.

"BURADA MESELE, VATANDAŞIN KİM OLDUĞU DEĞİL"

Çelik, Yavaş'ın ceza davası alması durumunda, aday olma yeterliliğini yerine getiremeyeceğini de belirterek, "Mesele bununla ilgili bir mesele. Orada  da aslında bunu çok iyi bilebilecek birisi de bunu örtbas etmeye çalışıyor." diye  konuştu. Yavaş'ın, "Söz konusu dava dosyasına giren kişinin çocuk istismarcısı  olduğu, sahtecilik, tehdit ve şantaj yaptığı, üniversite belgesinin bile sahte  olduğu yönünde belgeler olduğunu" söylediği hatırlatılarak, konuya ilişkin görüşü  sorulan Çelik, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Maalesef çok düşük düzeyli, siyasal olmayan akılla başvurulan bir  yöntem. Kendisinin ihtilaflı olduğu kişiyi kriminalize ediyor. Kriminal midir  değil midir ben onu bilemem, onu bu iddiaların görüldüğü mahkemeler verecek.  Kişiyle bağlantısı olan biz değiliz.  Bize 'Bunları biliyor musunuz?' diyor. Biz,  saygıdeğer bir iş adamı mı değil mi, o kişi kriminal mi değil mi bunu bilebilecek durumda değiliz fakat mesele bu değil. Ben, zaten 'saygıdeğer bir iş adamı' diye  bir ifade kullanmadım, 'bir vatandaş' dedim. Orada yalan söylüyor Mansur Yavaş.  Burada mesele, vatandaşın kim olduğu değil, mesele mahkeme kararlarıyla ortaya  çıkmış Mansur Yavaş hakkındaki iddialar."

"KİŞİYLE BAĞLANTILI OLAN BİZ DEĞİLİZ"

Çelik, kriminal kişinin ortaya attığı hiçbir iddiayı  dillendirmediklerini vurgulayarak, "O kişiyle ilgili bahsettiği konular,  mahkemeye intikal etmiş konular. Ama şunun bilinmesi gerekir, kişiyle bağlantılı  olan biz değiliz. Madem o kullandığı ifadeler, tekrar etmekten bile utanıyorum,  bu suçları işleyebilecek nitelikte bir kişiyse yıllardır niye arkadaşlık ettiniz  ve alacak verecek ilişkisine girecek bir bağlantınız nereden kaynaklanıyor? Buna  da karar vermesi gereken kendisidir. Bunu dün öğrenmiş değil herhalde." diye  konuştu.

Yansıyan bilgilere bakılırsa Mansur Yavaş ile bu kişinin aralarında  çok sayıda karşılıklı açılmış dava bulunduğunu da aktaran Ömer Çelik, sözlerini  şöyle sürdürdü:

"Burada şöyle bir kurnazlığa başvurulması bizim gözümüzden kaçmaz.  Kendisinin ihtilaflı olduğu kişiyle, bizi bu ihtilaf ilişkisi içerisinde bir  taraf gibi göstermeye çalışıyor. Biz kendisinin ihtilaflı olduğu hiçbir ilişkide  taraf değiliz, bizim meselemiz değil bu. Bizim sorduğumuz sorular, mahkeme  kararlarıyla ortaya çıkmış konularda Mansur Yavaş'a yöneltmiş sorulara, Mansur  Yavaş'ın cevap verip vermemesiyle ilgilidir. O kişiyle ilgili kendisi böyle  düşünüyorsa, ben bilemem hakim savcı değilim, kişiyi tanımıyorum, ona mahkemeler  karar verecek. Tanıyan Mansur Yavaş, dolayısıyla o zaman kendisinin açıklaması  gerekir. Yıllardır bu bağlantı nereden kaynaklanmıştır, böyle bir kişiyle  bağlantılı olmanızın mahiyeti nedir, böyle bir kişiyle alacak verecek ilişkisi  içinde olmanızın mahiyeti nedir? Mesele bundan ibarettir."

"NETFLİX'DEKİ DİZİLER GİBİ ARKA ARKAYA DEVAM EDİYOR"

"Dün Yavaş, sizin hakkınızda dava açacağını ifade etti. Siz de  açabileceğini ve hikayenin çok da öte noktalara varacağını söylediniz. Buna da  açıklık getirir misiniz?" sorusuna Çelik, "Bu ilk olarak 11 Aralık tarihinde  çıktı. O günden bugüne kadar hikaye öylesine hızlı gelişiyor ki Netflix'deki  diziler gibi arka arkaya devam ediyor." yanıtını verdi.

Ömer Çelik, "Gördüğüm kadarıyla aralık ayında birinci sezon bitti,  Netflix dizisi gibi, ocak ayında ikinci sezon bitti, üçüncü sezon devam ediyor.  Bu takibi seyrettiğiniz zaman hikayenin sezon sezon bir gelişme kaydettiğini  görüyorsunuz. Bizim söylediğimiz şey, basına yansıyanla mahkeme kararları ortaya  çıkan belgeleri ifade ediyoruz ve soru soruyoruz. Bununla ilgili dava açacaksa da  bu Netflix dizisinin devamında hikayenin daha büyük olacağını görüyoruz. Bu  mahkeme belgelerinin, kendisinin basın toplantısında söyledikleriyle mahkemede  söyledikleri çelişkinin, basın yayın organlarında yayınlanan belgelerin basındaki  arkadaşlara, Sayın Özhaseki'ye, bize dava açılmak suretiyle mahkeme önünde  tartışılmasından dolayı bizim çekindiğimiz bir şey yok. Biz kimseye iftira  atmıyoruz, kimseye kurulmuş bir tezgah yok, Ankara seçmeninin hakkını, hukukunu,  sivil siyasetin temizliğini korumaya çalışıyoruz. Heyecanla bekliyoruz bu Netflix  dizisinin devamının ne şekilde devam edeceğini." ifadesini kullandı.

"SANDIĞIN SONUÇLARINA SAYGILIYIZ"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Yavaş'ın bu iddialar nedeniyle  adaylıktan çekilmesi gerektiğini ifade etmesinin sorulması üzerine Çelik, "Geçen  basın toplantısında da sordum 'hala bu adayı devam ettirecek misiniz?' diye.  Çünkü temel mesele şudur; siyasi ahlak ve siyasetin temel prensipleri açısından  tüm bunlarla çelişen bir durum var." dedi.

Çelik, Yavaş'ın buna cevap vermek yerine, "Rakiplerim benden korktuğu  için bu iddiaları gündeme getiriyor" dediğini aktardı.

İddiaları gündeme getirenin kendilerinin olmadığına işaret eden Çelik,  mahkeme belgelerinden söz ettiklerini yineledi.

Seçimden ve sandıktan korkmayan, seçimi bir şölen gibi algılayan,  sandığı başının üstünde taşıyan bir parti olduklarını vurgulayan Çelik, "Her  zaman da sandığın sonuçlarına saygılıyız. O seçim sandık konusundaki korkudan  dolayı kendisini aday yapan tek parti geleneğine bakacak. Artık bundan sonra  böyle bir adayı devam ettirip ettirmemek CHP'nin meseleyi sindirme kapasitesiyle  alakalı bir durumdur." diye konuştu.

"MESELENİN ESASINA ODAKLANSINLAR"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan  Adayı Mehmet Özhaseki'nin 1994'ten bu yana kamu görevi yürüttüğünü, belediye  başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlık görevlerinde de mal beyanında bulunduğu  belirten Çelik, "Bütün bu sıralar içerisinde müteaddit defalarda mal beyanında  bulunmuştur. Daha sonra biliyorsunuz bunlar Meclis'te de vardı, bugün de sabahleyin söyledi. Kendisi de bunu kendi adresine de, Mansur Yavaş'ın adresine de aynı şekilde gösterecek, yani sakınılan, çekinilen bir durum yoktur." diye  konuştu.

"Bu konuları bıraksınlar, meselenin esasına odaklansınlar." ifadesini kullanan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu: "Biz şu vatandaştan, bu vatandaştan, şu kriminal olup olmadığı iddia  edilen şahıstan bahsetmiyoruz. Biz, Mansur Yavaş'la ilgili iddialara cevap verilmesinden bahsediyoruz. Temiz siyaset açısından, Ankaralı seçmene duyulan  saygı açısından ve Ankaralı seçmenin önüne siyasi partilerin temiz aday çıkarma  yükümlülüğü açısından izah edilmesi gereken ve son derece mahkeme kararlarıyla  tespit edilmiş vahim durumlar vardır ve bu ortadadır. Kendisi ayrıca bunu bir  rekabet ilişkisi içerisinde izah etmeye çalışıyor. Burada temel bir bilgi hatası yapıyor. Kendisiyle ilgili bu haberlerin çıktığı zamanlarda ne Sayın Mehmet  Özhaseki'nin adaylığı ilan edilmişti ne de kendisinin adaylığı ilan edilmişti.  Dolayısıyla bunu bir rekabet ilişkisine bağlaması baştan aşağı mantık dışı bir  durumdur, tamamen bir manipülasyondur.

O zaman Yavaş'ın adaylığına karşı çıkma konusunda CHP içerisinde bir  tartışma yürütüldüğü basına yansımıştı. Nitekim basına yansıdığı kadarıyla, 12  CHP Parti Meclisi üyesi Mansur Yavaş'ın adaylına karşı çıkmıştı. Dolayısıyla  Mansur Yavaş'ın adaylığıyla ilgili spekülasyonların ortaya çıkma sürecinin bu  adaylık süreciyle bağlantılı olduğu görülmektedir. Kamuoyuna bilerek, kasten ve  çarpıtarak maalesef yanlış beyanda bulunmaktadır, yalan bilgi vermektedir. Bu  haberlerin çıktığı zaman ne Sayın Özhaseki aday ne Mansur Yavaş'ın bir adaylığı  söz konusu. Herhangi bir rekabet ilişki neticesinde bu haberler çıkmış değil."

Mansur Yavaş'ın kendilerine "Adil yargılamayı etkileme suçu"  işlediklerini iddia ettiğini belirten Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tamamen mantık dışı bir şey. 2016 yılında sonuçlanmış bir davanın  kesinleşmiş bir davayı 2018 yılında biz nasıl etkileyebiliriz? Biz 2016 yılında  alınmış bir mahkeme kararından bahsediyoruz. Onu 2018 yılından geriye doğru  herhangi bir şekilde etkilememiz nasıl söz konusu olacak? Bu mantık dışı  iddialarından bir tanesi daha. Ayrınca eğer illa adil yargılamayı etkileme diye  bir karardan bahsedilecekse kendisinin orada birtakım iddialarla ilgili ortaya  koyduğu tutumlar, birtakım spekülasyonlarla ilgili tutumlar, ayrıca eskiden  işlerini takip ettiği ve eskiden dostluğu olan, bugünse kriminal dediği şahısla  ilgili yargı süreçlerine dönük açıklamaları esas adil yargılamayı etkileme  sürecidir."

"HEYECANLA BEKLİYORUZ"

Çelik, Mansur Yavaş'ın basın yayın organlarına ve kendilerine dava  açacakları açıklamasına ilişkin, "Dava açmaktan bahsettiği herkes, eminim dava  açmasını heyecanla bekliyordur, heyecanla bekliyoruz. Bu konuların mahkemede de  görüşülmesi, kamuoyunun önünde daha açık ve net bir şekilde konuşulması için bu  dava açma sözünden sakın geri adım atmasın. Basın yayın organlarına dava açacağım  diyor, bizlere dava açacağını söylüyor. Bu davayı heyecanla beklediğimizi ifade  etmek isterim. Çünkü okuduklarımız şu ana kadar bildiklerimizin çok daha ötesinde  bir hikaye ile karşı karşıya olduğumuzu ve vatandaşımızın bu hikayenin bütün  detaylarını bilmesi gerektiğini, Ankara'nın önüne nasıl bir aday çıkarıldığını ve  bunu CHP'nin nasıl yaptığını daha iyi anlaması gerektiğini göstermektedir. Bu  dava sürecini, dava açmaktan bahsettiği herkesin heyecanla beklediğinden hiçbir  kuşkumuz yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Mansur Yavaş'ın kendisiyle ilgili iddialarda bahsi geçen kişiyle 4 yıl  önce tanıştığını belirten Çelik, şunları söyledi:

"Kriminal olduğunu iddia etiği bu kişiyle yıllardır süren bu dostluğun  sebebi, bu yakınlığın, bu bağlantının sebebi nedir? Bu kişiyle girilen iş  ilişkisinin sebebi nedir?. Bugün mahkum ettiği birtakım iddialar yayıyor oraya,  birtakım yüz kızartıcı suçlardan bahsediyor. Tabii söylüyorum, bunların hepsine  mahkemeler karar verecektir. Bu bizi ilgilendiren bu husus değildir ama bu  iddiaları dile getiren kişi başkalarını suçlayacağı yerde kamuoyunu şu açıklamayı  yapmalıdır. Bu kişiyle yıllardır nasıl bir dostluğunuz var? Ne sebeple ihtilafa  düştünüz? Bugün kriminal dediğiniz bu kişiyle yıllara dayanan bağlantınızın  mahiyeti ve içeriği nedir? Hangi temellere dayanmaktadır? Niçin böyle bir  bağlantı bu ihtilaf ortaya çıkana kadar sürmüştür?"

"CHP ADAYININ SAHTE SENETLE İCRA TAKİBİ YAPTIĞI AÇIKTIR"

Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün katıldığı bir  televizyon programındaki konuşmalarına değinerek, şunları kaydetti:

"Aynı şeyi o da yapıyor, iddianın esasına ilişkin bir şey söylemiyor.  CHP Genel Başkanı, hakkında kesinleşmiş mahkeme kararları olan, sahte senetle  icra takibi yaptığı konusunda kesinleşmiş mahkeme kararları olan bir kişiyi  Ankaralının önüne aday olarak çıkarma durumundan dolayı sorumluluğu ilk önde olan  kişidir. Bu meselelere iyi cevap vermesi gerekir. Fakat yine dersine çalışmamış,  Yargıtayda kesinleşmiş bir karar olmasına rağmen konunun başka yerlerinde  dolaşıyor ve Ankara'ya, Türkiye'nin gözbebeğine aday gösterdiği şahsın kendisinin  bahsettiği bu kriminal kişinin, bu Mansur Yavaş'ın arkadaşı olduğunu, onunla  bağlantılı bir kişi olduğunu sürekli olarak görmezden gelerek bu iddiayı ortaya  koyuyor.

Diyor ki, bu iddialar mahkeme kararlarını görmezden geliyor  Kılıçdaroğlu. Bu iddialar diyor, kriminal bir kişi tarafından dile getiriliyor  diyor. Birincisi, burada mahkeme kararı var, ikincisi kriminal dediğiniz kişi  sizin adayınızın bağlantılı olduğu kişi. Dolayısıyla, o ilişkiyi çözmek, o  ilişkinin mahiyetini kamuoyuna açıklamak da Sayın Kılıçdaroğlu'nun sorumluluğunda  olan bir iştir. Bir kere kararlar ortadadır, CHP'nin Ankara'ya aday olarak öne  sürdüğü ve ittifakın diğer unsurları CHP'nin müttefiklerinin diğer unsurları  tarafından da hararetle desteklenen bu kişinin, Mansur Yavaş'ın CHP adayının  sahte senetle icra takibi yaptığı açıktır."

"NASIL BİR HİZMET KARŞILIĞI 600 BİN DOLARI TAHSİLATA GİTMİŞTİR?"

Ömer Çelik, hukukla ilgilenen bir kişinin, siyasetçinin çok  net, sarih, temiz cümlelerle cevap vermesi gerektiğini belirtti. Çelik, "Ayrıca bunu kendisine tavsiye ederiz. Soru soruyoruz biz,  bu sorulara aynı şekilde cevap verebilir. Onun yerine çirkin ifadelere başvurmak,  bir şeyi örtbas etmekten başka bir amaç taşımıyor. Akılla, mantıkla, temiz bir  Türkçe ile tutarlı bir şekilde cevap verilebilir. Kendine güveni olan bir  siyasetçi eğer yaptıklarına güveniyorsa bunu rahatlıkla ortaya koyabilir. Bunun  yerine birtakım çirkin cümlelere başvurmanın bir alemi yoktur. Sadece örtbas etme  faaliyeti olduğu açıktır." ifadelerini kullandı.

Mansur Yavaş'a, "Bu bahsettiği kişiden tahsil etmeye çalıştığı parayı  nasıl bir hizmet karşılığı hak etmiştir? Nasıl bir hizmet sunmuştur da bunun  karşılığında bu kişiden '600 bin dolar alacağım var' diye tahsilata girme  sürecine gitmiştir. Bir fatura ya da vekaletname var mıdır?" sorularını yönelten  Çelik, şunları kaydetti:

"Ne karşılığında 600 bin doları hak ettiğini sormak herkesin hakkıdır.  Niye diyeceksiniz? Çünkü mahkeme kararıyla sahte senet takibi ile kendisi  hakkında verilmiş bir karar var, bu kadar basit. Dolayısıyla 600 bin dolar parayı  hangi hizmetin, hangi bağlantıların karşılığı olarak ortaya çıktığını sormak  herkesin en doğal hakkıdır. Kendisine güveniyorsa vereceği cevap iki cümledir.  Uzun uzun lafı dolandırmaya gerek yok. Uzun uzun lafı dolandırıp da bu soruya  cevap vermeden başka konuların etrafında dolanmanın bir örtbas etme faaliyeti  olduğunu herkes görecek kadar Ankara'da tecrübeli."

"BU SORULAR KENDİSİNE MAHKEMEDE DE SORULMUŞ"

Çelik, basına yansıyan bilgilere göre, Yavaş'a bu soruların mahkemede  de sorulduğunu da hatırlattı.

Yavaş'ın verdiği cevaba göre söz konusu kişiyle bir avukatlık  ilişkisinin olmadığına dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ne bir mütalaa ne bir dilekçe hazırlamış. Ne de bir iki satırlık yazı  yazmış bu konuda. Dolayısıyla nasıl bir bağlantı içerisinde bu davayı takip  etmiş? Bu alacağı tahsil etmeye çalışmış? Bu konuda da muamma var. Bu konuda uzun  toplantılar yaptığını söylemiş. Mansur Yavaş'ın firma ile ve alacaklı olduğunu  söylediği vatandaşla ilgili olarak danışmanlık ve vekalet ilişkisi de  gözükmemektedir. Kendisi de bunu söylüyor. O zaman talep ettiği para neyin  karşılığıdır? Ve hangi ilişkinin neticesi olarak ortaya çıkmıştır? Bunları bilmek  kamuoyunun Ankaralının hakkı değil mi?"

Çelik, Mansur Yavaş'ın mahkemede söyledikleriyle basın toplantısında  söylediklerinin arasında çok çelişki olduğunu dile getirdi.

"NİYE SÖZLEŞMEYE DÖKMEMİŞ?"

Ömer Çelik, bu olayda vahim olan başka bir hususun varlığına işaret  ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O da şu. Alacağını niye sözleşmeye dökmemiş? Niye vekaletname  almamıştır? Yine basında okuyoruz bunu. Sayın Yavaş, amacının vergi vermemek  olduğunu söylüyor. Bakın bu çok ilginç. Bir sözleşme yapılsaydı, bir makbuz  kesilseydi alınacak paranın 300 bin doları ile ilgili vergi doğacağından resmi  sözleşme yapmaktan kaçındığını söylüyor. Vergi toplamakla ilgili olarak bu  yükümlülükle ilgili olarak her siyasetçinin hassas olması gerekir. Belediye  başkanlığına aday olan siyasetçilerin de çok daha fazla hassas olması gerekir.  Ama  Ankara'nın belediye başkanlığına aday olan bir şahsın alacağından doğacak  vergiyi vermemek için bir sözleşme yapmadığını söylemek gibi bir gerekçeye  sığınması hem gerekçenin içeriği açısından vahimdir. Hem vergi vermemek gibi bir  yaklaşıma sığınması bakımından çok vahimdir."

"DİKTATÖR KELİMESİNİ KENDİSİNE İADE EDİYORUM"

Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı "diktatör"  kelimesini kullanan İsrail Başbakanı Netanyahu'yla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Bu ifadeyi yeryüzünde şu an da görevde bulunan siyasiler içerisinde  kendisine en çok yakışan bir ifade olarak Sayın Netanyahu'ya iade ediyorum. Zaten  Netanyahu gibi bir kişiliğin herhangi birisine 'demokrat' demesi ya da övgü dolu  sözlerle bahsetmesi şüphe sebebidir. Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a  'diktatör' demesinin altyazısının ne olduğunu anlamak lazım. Demek ki Sayın  Cumhurbaşkanımız Netanyahu tarafından 'diktatör' olarak nitelendiriliyorsa gerçek  bir 'diktatör' tarafından 'diktatör' olarak nitelendiriliyorsa o zaman şu açığa  çıkmaktadır. Seçimle işbaşına gelen demokratlığından Netanyahu rahatsızdır.  Filistinli mazlumlara sahip çıkmasından rahatsızdır.

Ortaya koyduğu bir iradeden rahatsızdır. Ve Netanyahu geçtiğimiz  günlerde belki de insanlık tarihine geçebilecek en ırkçı açıklamalardan birisini  yapmış bir kişidir. Diyor ki 'İsrail İsrail'de yaşayan bütün vatandaşların değil,  sadece Yahudilerin ulus devletidir' diyor. Bakın orada Yahudi olmayan İsrail  vatandaşları da var. Kendi vatandaşlarına açık bir şekilde birinci sınıfı  vatandaş ve ikinci sınıf vatandaş olarak nitelendirmek tarihte bunu yapmış  kimleri akla getiriyor? Kamuoyunun takdirine bırakıyorum. İsrail sadece  Yahudilerin devletidir, ulus devletidir onun dışındakilerin ulus devleti değildir  açıklaması biliyorsunuz Netanyahu'nun marifeti olan 'ulus devlet' yasasına  dayanıyor."

 

 

Yorumlar