İki kurt ve çiçek

Elnur Paşa elnurpasa@turkgun.com

Geçtiğimiz hafta Uluslararası Türk Akademisinin daveti üzerine 2022 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti Bursa’da düzenlenen “Orhun’dan Orhan Gazi’ye” başlıklı IV. Uluslararası Arkeolojik ve Kültürel Gezisi’ne katılım sağladım. Programın dolu dolu ve güzel geçmesinin birkaç sebebi var. Öncelikle; Türkoloji, tarih ve arkeoloji alanında söz sahibi olan isimlerle yan yana bulunma şansı yakaladım. Bununla birlikte; Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen değerli isimlerle tanışma fırsatı buldum.

Hepsinin güzel Türkçe konuşması ise programı benim gözümde ayrıca değerli kıldı. Alanın duayenleri ile ortak bir dilde buluşmak, bunun ise Türkçe olması çok önemliydi. Genellikle uluslararası programlarda dünyanın ortak bildiği diller kullanılırken, bu güzel etkinliğe Türk dili çatısı altında katılmakla şeref duyduk.

Elbette, en önemli konu Uluslararası Türk Akademisi tarafından keşfedilen Kutluğ Elteriş (İlteriş) Kağan Bitiktaşı’nın sunumu oldu. Bilim dünyasında büyük ses getiren bu buluş, bizleri çok sevindirdi.

“Bu henüz bir başlangıçtır” mesajını veren Uluslararası Türk Akademisi Başkan Vekili Dr. Fuzuli Mecidli’nin sunumunda öne çıkan bazı detayları sizlerle paylaşmak isterim:

“- Metinde geçen "Kutlug Kağan: Türk..." ibaresine, metnin yazım tarzına ve karakter-harf özelliklerine bakılırsa, Türk Kağanlığını yeniden canlandıran ve hüküm süren Elteriş Kağan'a (Kutlug, 682-692'de kağan olan) ait olması kuvvetle muhtemeldir. Kutlug (Elteris) ise, Bilge Kağan (683-734) ile ünlü Kültegin'in (685-731) babasıdır.

  • Kutlug Kağan, Bilge Kağan, Kültegin'in bitiktaşları metinlerinde Elteriş Kağan olarak geçmektedir.
  • Kutlug Kağan anıt kompleksi, Tümen ile başlayan Kögne (Tarni) Nehri boyunca yer almaktadır. Ayrıca iki yavrusu olan erkek aslan heykelinin bulunması Kutlug Kağan'ın iki oğlunun varlığına işaret edebilir.
  • Anıtın, balbal listesinin başındaki 5 damga, onun Kağan sülalesine ait olduğunu kanıtlamaktadır.
  • Anıt, Kağan olan hükümdarlara atfedilen bir şekilde inşa edilmiştir.

Ayrıca Kutluğ Elteriş Kağan kabrinde bulunan damgalı taşa, Kurultaya katılan boyların kendi damgalarını kazıdıkları düşünülmektedir. Kutluğ Elteriş Kağan kabrinde bulunan yazıtın üst kısmı mevcut fakat ana gövde henüz bulunamamıştır. Burada yer alan yazılar sınırlı olmakla beraber, “Türk, Tanrı, Kutluğ Kağan” kelimeleri okunmuştur. Ana gövdenin bulunması yolunda çalışmalar ise arkeologlar tarafından sürdürülmektedir. Bu yolda umutlarımız var ve umarız en yakın zamanda yeni güzel haberlerle sevineceğiz.

Anıtta bulunan bitiktaş yazıtının üst kısmında bulunan “iki kurt ve çiçek” deseni ise âdeta yüzyıllara meydan okumuş gibi anıtın taç kısmında yer almıştır.

Bitiktaşı bulan arkeolog ekibinden Napil Bazılhan’la konuştuğumuzda ilk gün yaşadığı heyecanı o gün de aynı duygularla anlattı: “Çalışma zamanı, anıt bulunduğunda taşın yazı olmayan kısmını gördük. Daha sonra bitiktaşı kaldırdığımızda benim gözüme çarpan ilk ‘Türk’ kelimesi oldu. Şaşkınlıktan önce dondum. Sonra sevincimden ağlayarak bağırdım”

Evet, bunu da söylemek lazım. Bu insanlar, hak ettikleri değeri görmüyor. Gelin itiraf edelim ki, bunu herhangi bir yabancı arkeolog bulmuş olsaydı yere göğe sığdıramazdık. Fakat biz bu değerli insanların ismini değil, yaptıkları işin büyüklüğünü bile anlamış değiliz. Türk Akademisi Başkan Vekili Dr. Fuzuli Mecidli’nin “Bu insanlar küçük paralarla bunca zahmete katlanarak fedakarlık yaptılar, tarihimize hizmet ettiler” fikrine katılıyorum. Hatta, ilave etmek istiyorum. Bu insanların isimleri, gelecekte tarih kitaplarında Thompson, Woolley gibi yer alacaktır ve bu kez haklı gururumuz, yazıtı bizim arkeologlarımızın bulmasıdır.

Tüm yazılarını göster