Arka bahçede terör var!

Memleket, cahilliklerine ışık tutup, kendilerini aydın sayan bir güruh tarafından kargaşaya sürükleniyor. Hümanizm...

24.02.2019 10:00

Memleket, cahilliklerine ışık tutup, kendilerini aydın sayan bir güruh tarafından kargaşaya sürükleniyor. Hümanizm, Feminizm, Atatürkçülük kavramlarını gerçekten uzak, uydurulmuş ezberlerle savunan, insanlıktan, kadınlıktan ve de Atatürk’ün fikri mücadelesinden uzak guruplar türüyor. Dağdan Meclise gelen terörizmin sokaklarda, caddelerde, okullarda, kafelerde sesi oluyorlar; ellerini kanla yıkayanları temiz bilip, kanıyla toprağı besleyen şehitleri insancıllık sınırının dışında tutuyorlar, Vatan evladı ile teröristi “karşıt görüş” diye tanımlayarak, teröriste güzelleme ile sunuyorlar. Vatan için verilen canlar, cebinde molotofla ekmek almaya gidenler kadar kıymet bulmuyor, masum bulunmuyor. Bunlar gurup gurup, aynı arka bahçede yetişiyor…

Ömrünü milletinin kurtuluşuna ve bekasına adamış Atatürk’ü kullanan, Atatürk’ten ve milliyetçiliğin tanımından bi haber “Ben Atatürk milliyetçisiyim(!)” ciler var; bunlar sol cenahın aydın cahilleri, bir dipçe verelim: Atatürk milliyetçiliği diye bir şey yoktur, Milliyetin ve milliyetçiliğin tanımına aykırı bir tabirdir bu, bir şahsın milliyetçiliği olmaz ancak onun milliyetçilik anlayışının benimsenmesi olur, buna da Atatürk’ün Türk Milliyetçiliği Yaklaşımı deniyor. İşte bunlar uydurulmuş kavramlarına sempatizanlığı ve insancıl(!) küflü fikirlerini sokarak sokaklarda terör estiriyor, Vatan-millet-bayrak nirengisi dışında keyfe keder bir hayat izleyerek sempatizan sınırlar içinde yaşıyorlar. Oysa ki Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayat gayesinde  Vatan-millet-bayrak sevdası var. Atatürk’ü anlamak için Selanik’i kaybettiğimiz anlara gitmek yeterlidir; o dönemin ana vatanı gibidir Selanik ve kaybı Atatürk’te milli sınırları daha kudretle çizdiren, Türk milliyetçiliğini perçinleyen bir karakter oluşturmuştur. Vatan kaybetmenin derin hüznü ile kurtuluş mücadelesinde zafere koşmuştur.  İsyanlara ve Kürdistan düşlerine sille atan, bölünmeye tahammülü olmayan, Türk milliyetçiliğini vurgulayan ve bu yönde taviz vermeyen Atatürk, bu gün bu zihniyetsizlerin uydurup taptığı bir meta halini almış ve işin acı yanı da teröristle saf tutanların diline pelesenk olmuştur...

Feminizmden beslenen terörün en derin kaynakları var bir de; kadını kutuplaştırarak, kadın tabiatını yok sayan, erkeksileşerek veya ahlaksızlaşarak kadın haklarını savunmaya çalışan kafası karışık, kıblesi belirsiz kaostan beslenen “bayan”lar… Bayan tabirinden rahatsız olup, ülkeyi bayan hareketlere imza atan bu taraftarlar şüphesiz ki ülkenin “bayanları”dır ve toplumda kadın tabirini yok etmeye programlanmış gibi türüyorlar. Kadın hakları üzerine yola çıktıklarını iddia ediyorlar ama yer yer terör eylemlerinde, yer yer üçüncü cinsiyet eylemlerinde polis yumrukluyorlar…

Bunların temsilcileri de terör örgütünün Meclis yansıması eş başkanlar… Kadınların siyasi ilerlemede kilit nokta olduğunu çözen PKK, yıllarca yaptığı infazlarla, karısını kızını döven-ezen  adamları öldürerek kadınları safına çekti, kimlik kazandırmaya çalıştı ve dağlarda yaşanan tüm ahlaksızlıklara göz yumacak kadar bağlı kadınlar üretti. Bu tavır da PKK ‘yı Meclise ve halkın içine sempati ile soktu. Bugün feminizmin Türkiye’deki en büyük temsilcisi HDP olarak görülüyor. Bu aklı evvel, niyeti kargaşa olan bayanlar, kadın hakkı diyerek onu bile tam manası ile savunmayıp, kadını ötekileştiren zihniyetiyle, sınırlandırılmış bir insancıllık sergiliyor. Onlar için şehrin ortasında, metroda, merkezlerde patlatılan bombaların, öldürülen masumların önemi yok, karakolları saymıyoruz bile zaten, çünkü bunlar için polis-asker-devlet düşman… İnsanın hakkını savunuyoruz, eşitliği adaleti savunuyoruz diyerek, haksızlığın, adaletsizliğin, caniliğin sırtını sıvazlıyorlar!

Bu kadınları tasvir için ip cambazlarının hanım ağası da izlenebilir mesela; “Bunlar kadınları inançları gereği önde tutmaz, başa koymaz, el sıkışmaz ama ben bir kadın olarak karşılarındayım…”  diyen zat-ı muhterem, tabiatın kadına verdiği zarafetten uzak, mahalle kabadayısı tarzı bir üslupla, erkeksi siyasetçiliği karakter bürünerek var olmaya çalışıyor. Yani ağzından çıkana önce kendi inanmıyor… Ülkücüyüm deyip teröristle saf tutuyor, saldırgan üslupla kaostan besleniyor ve kıblesi de meçhul.

Türk tarihi, hoşgörüye, anlayışa ve de adalete dayanan bir namzet iken; memlekette, kavramları yeniden tanımlayan ve tavırlarıyla terörizmi besleyen, memleketi ve de dünyayı Türkiye’de özgürlük olmadığına inandıran, özgürlük tanımı çarpık olan maşalar türemiş. Ne kadınları savunuyorlar ne insanlığı ne de Atatürk’ü, üstelik eylem mecraları da CHP'nin arka bahçesi olmuş, İYİ(!) Parti bahçeyi suluyor, HDP mayınları döşüyor ve maalesef ki medya da buna alkış tutuyor…