Atatürk diyemeyen CHP

15.09.2020 10:00

Türkiye’nin bu kadar ciddi ve ivedi meselesi varken, CHP’nin perişan haliyle uğraşıp zaman kaybetmek istemiyorum. Ancak, bu ülkede yaşıyorum ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına, milletimizin bölünmez bütünlüğüne zarar veren hiçbir şeye seyirci kalamam. CHP’nin uzun zamandır savrulmaları, yanlışları ve izlediği siyasetle bir tutarsızlık sınırını aştığını, ağır bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini hep yazıp, söylüyorum. Ve ne acıdır ki, bu sorun gün geçtikçe büyüyor ve artık kendi içinde bile tahammül sınırları aşıldı. Böyle gidilemeyeceğini, CHP’li olmanın artık taşınamaz bir sorumluluk haline geldiğini görenler ya ağır eleştirilerle bir şeyler yapmaya çalışıyor veya yollarını ayırıp yeni arayışlara yöneliyor.

TÜRK DÜŞMANLARININ ÜMİDİ

Bu genel değerlendirmeyi yapmamın sebebi, başta Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, CHP yönetiminde bulunanların son günlerdeki gerçekten hazin, gerçekten ibret veren ve gerçekten duyan işiten herkesin kanını donduran açıklamalarıdır. Söz konusu olan parti CHP’dir. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, cumhuriyetin kuruluşunu gerçekleştirmiş bir partiden söz ediyoruz. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si ise bu tarihi hüviyetinden tamamen uzaklaşmakla kalmamış, bu ülke ve milletle de bağlarını tamamen koparmıştır. Sadece içeride değil, dünyanın neresinde Türkiye ile meselesi olan, Türk milletine düşmanlık eden birileri varsa hepsinin ümidi ve sözcüsü haline gelmiştir.

BUGÜN YAŞANANLARA NE DİYECEĞİZ?

Hadi diyelim ki, sınırlarımızın dibinde kurulmak istenen terör devletinin yok edilmesi için yapılan operasyonlar konusunda söylediklerini, yaptıklarını bir kenara bıraktık. “Libya’da ne işimiz var?” rezilliklerini duymazdan geldik. Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantıları ile ittifak kurulmasını ve onlara diyet ödemenin her şeyin önüne geçirilmesini de Türk milletine havale ettik. Peki, bugün yaşananlara ne diyeceğiz? Türkiye bir beka mücadelesi veriyor. Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta tarihi bir dönem yaşanıyor. Karşımızda bir şer cephesi oluştu ve ellerinden gelse bize nefes aldırmayacaklar. Türk milleti olarak şanlı bir direniş gösteriyor, kararlılıkla bu ateş çemberini kırıp atıyoruz. Ne haklarımızdan vazgeçiyoruz, ne hukukumuzdan taviz veriyoruz.

ÖNCE KENDİ HALİNE BAK

Siz, Kemal Kılıçdaroğlu veya bir parti yetkilisinin Yunanistan için, Fransa ve haddini, hududunu çok aşıp, tam bir şerefsizlik sergileyen Macron için şöyle ağızlarını doldurarak bir çift laf ettiklerini duydunuz mu? Bunu yapmadıkları gibi bir de hiç utanmadan çıkıp, tam da Macron’la aynı paralelde, Türkiye’nin egemenliğine dil uzatan Biden’la aynı mahiyette şeyler söyleyip, Sayın Cumhurbaşkanına saldırıyor. Kendi haline bakmıyor, kendisi için hem de kendi partililerinin söylediklerini duymuyor, çıkmış tek adamdan, demokrasiden, hukuktan bahsediyor. Başka hiçbir şey olmasa bile sadece bu kadarı bu Kılıçdaroğlu’nun, bu CHP’nin nasıl ele geçirildiğini, nasıl Türkiye’nin önüne bir engel olarak çıkarıldığını anlamaya da, anlatmaya da yetmez mi? Bu bir beka sorunu, bir milli güvenlik sorunu değil de nedir?

MİLLİ OLANLARI AYIKLADI

Böyle bir genel başkanın partisinde milli, Türkiye sevdalısı, Atatürk’ün yolunu benimsemiş olanları barındırması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. O da gereğini yapmış ve hepsini ayıklayıp, partinin dışına koymuştur. Tamamen kendi zihniyetinde olan, Türkiye’ye düşman, Türk milleti ile kavgalı, terör örgütlerine hayran isimleri bulup, önemli yönetim kademelerine ustalıkla yerleştirmiştir. Onlar da yetkilerini kullanarak varlık sebeplerinin gereğini yapıyor, kin kusuyor ve ihanet ediyorlar. Bu konuda İstanbul İl Başkanı’nın CHP’deki ihanet dönüşümünü tamamlaması için çok özel bir görev üstlendiğini artık herkes görmüş ve anlamıştır. Son kurultayda, özel bir çaba ile parti içindeki son Atatürkçü ve ulusalcı kalıntıları da temizlediğini bizzat kendisi itiraf etmiş ve bununla övünmüştür.

ATATÜRK’Ü AĞZINA ALMAYAN CHP’Lİ

CHP’nin yani Atatürk’ün kurduğu partinin son halini ise yine Canan Kaftancıoğlu denilen zat, büyük bir pişkinlikle ortaya koymuş ve bize göre son sözü söylemiştir. 9 Eylül’de gerçekleştirilen ve kendi partililerinin de katıldığı bir video konferansta, 1.5 saat süre ile konuşmuştur. Bu konuşmada Atatürk’ün adını kasıtlı biçimde ağzına almadığını, bunun yerine “Gazi Mustafa Kemal” demekle yetindiğini yine kendisi itiraf etmiştir. Atatürk’ün partisinde “Atatürk” adını ağzına almayan bir CHP’li! Ve “Atatürk” demekten imtina eden bu CHP’linin daha önce teröristlere nasıl ağıtlar yaktığını, nasıl sahip çıktığını, diğer taraftan bu teröristlerle mücadele eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, “seri katil” olarak ilan etmekte en küçük bir tereddüt göstermediğini bir defa daha hatırlatalım. Muharrem İnce, boşuna “Partide Atatürk düşmanları var” dememiş. Bu CHP, hem de çok ağır ve çok ciddi bir milli güvenlik sorunu değil de nedir? Bu sorunun cevabını önce namuslu CHP’liler vermelidir.