AYM üyesi, bu cesareti nereden buldu?

15.10.2020 10:00

Anayasa Mahkemesinin bir üyesinin, sosyal medya hesabından yaptığı “ışıklar yanıyor” paylaşımı, bir anda gündemin ilk sırasına oturdu. Yapılan paylaşım ve sosyal medya hesabının sahibiyle ilgili yoğun eleştiriler başladı. Meselenin özüne inmedikçe bu tür paylaşımlarla daha çok karşılaşır, bu tartışmaları daha çok yaparız. Meselenin özü, mahkemenin Anayasa ile sınırlandırılmış görev ve yetkilerine rağmen kendini nerede gördüğüdür ki, üyenin yaptığı paylaşım, aslında bunun tipik yansımasıdır.

DARBECİLER KURDU

Sayın Devlet Bahçeli, “Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılsın” derken, ortaya koyduğu gerekçeleri, kelimenin tam anlamıyla Yüksek Mahkeme Üyesi Engin Yıldırım’ın paylaşımıyla kastedilenler oluşturuyordu. Anayasa Mahkemesi, 27 Mayıs darbecilerinin hazırladığı 1961 Anayasası ile kurulmuştur. 1980 darbecilerinin hazırladığı 1982 Anayasasında görev ve yetkiler daha da genişletilmiştir. Bu mahkemenin kurulmasından maksat her ne kadar Anayasa’ya uygunluk denetimi gibi görünse de, herkes çok iyi biliyor ki, darbeciler asıl kendi yaptıkları Anayasa ve kurdukları düzeni teminat altına almak istemişlerdir. Anayasa Mahkemesi genel tavrı ile bu maksada uygun hareket etmiş ve verdiği kararlar ve uygulamaları ile kendini yasama, yargı, hatta yargının üstünde görerek, zaman zaman görev ve yetkilerini aşan müdahalelerde bulunmuştur. Bu bizim iddiamız değildir. Ülkemizin etkin ve yetkin hukukçularının, yasama organının temsilcilerinin, yürütme erkinin uygulayıcılarının sıklıkla ortaya koydukları itirazlara dayalı bir tespittir.

MİLLİ İRADENİN ÖNEMİ

Anayasa Mahkemesinin Yüce Divan sıfatı ayrıdır. Bu yetkinin hangi şartlarda ve nasıl kullanılacağı yine Anayasa ile belirlenmiştir. Ancak, Yüksek Mahkeme olarak görev ve yetkileri Anayasa’ya uygunluk denetimi yapmaktır. İşte sorun da buradan çıkıyor. Anayasa’ya uygunluk aranırken, kendini yasamanın, yürütmenin ve yargının yerine koyması, hüküm tesis etmesi ve milli iradeyi yok sayması hiçbir şartta kabul edilemez. Bu tür müdahaleler zaten her zaman sorun teşkil ediyordu, yeni hükümet sisteminde sıkıntı daha da büyüdü. Siyasi sorumluluk, yasama ve yürütmededir. Kanun yapma yetkisi TBMM’nindir ve bu yetki kullanılırken yürütme ile koordineli çalışılması hem sistemin gereğidir, hem demokrasi, hukuk ve ülke menfaatlerinin kaçınılmaz sonucudur. Dolayısı ile ülkeyi yönetmekten sorumlu yürütme erki ve kanun yapma yetkisine sahip TBMM şartlara, ihtiyaca ve gelişmelere bağlı olarak çok ivedi, çok kritik kanun düzenlemeleri yapabilir. Bu düzenlemeler ülkenin varlığını, birliğini birinci derecede ilgilendiren hayati meselelerle de ilgili olabilir. Anayasa Mahkemesinin ihtiyacı, şartları, gelişmeleri dikkate almadan, çoğu zaman da Anayasa’nın açık ve net hükümleri yerine, “ruhu, lafzı, muhtevası” gibi her tarafa çekilebilecek gerekçelerle iptal yoluna gittiğini defalarca gördük.

KURU VE SIĞ GEREKÇELERLE İPTAL

Sayın İçişleri Bakanı, bir televizyon kanalında hangi ihtiyaçtan dolayı hangi kanun düzenlemeleri yapıldığını, ancak Anayasa Mahkemesinin kuru ve sığ gerekçelerle bunları iptal ederek, ne tür sıkıntıların çıkmasına yol açtığını uzun uzun anlattı. Türkiye bir beka mücadelesi veriyor. Bu mücadelede ülkenin varlığından, birliğinden yana olan herkesin elinden gelen katkıyı yapması beklenirken, ayak bağı olmak hiç kimsenin de, hiçbir kurumun da hakkı da, haddi de değildir. Kimsenin, “Anayasa Mahkemesi tamamen ortadan kaldırılsın” gibi bir talebi yok. Ancak, Anayasa Mahkemesi milli iradenin üzerinde değildir ve olmamalıdır. Ne yazık ki, bu noktada büyük sıkıntı var ve mahkeme verdiği kararlarla milli iradeyi yok sayabilmektedir. Mahkeme üyesi de, “ışıklar yanıyor” paylaşımı yapma cesaretini, tam olarak buradan buluyor. Bunun anlamı şudur: “Siz isteğiniz kanunu çıkarın, istediğinizi söyleyin, nasıl olsa biz ne dersek o olacak.” Bunu anlamamız da, onaylamamız da, kabul etmemiz de mümkün değildir.

SIRA, GEREĞİNİN YAPILMASINDA

Sayın Devlet Bahçeli bir şey söylüyor, bir teklifte bulunuyorsa, bunun ülke, millet ve devlet faydasına olacak şekilde mutlaka geçerli ve makul bir sebebi vardır. Kaldı ki, bu sebepleri zaten ayrıntılı biçimde de ortaya koyuyor. Ancak başta devletiyle ve milletiyle meselesi bulunanlar olmak üzere, dünyadan kopuk, ülke gerçeklerinden habersiz, küçük siyasi hesapları her şeyin önünde ve üstünde tutan bir güruh, anlamadan, dinlemeden, bilmeden, anında itiraz ediyor, “istemezük” diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Sonra iş dönüp dolaşıp, yine Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği yere geliyor. Bugün akıl ve vicdan sahibi, ön yargılarını bir kenara bırakmış, milli iradenin esas olduğunu söyleyen ve kabul eden herkes, Anayasa Mahkemesinin yeniden yapılandırılması teklifinin isabetini görüyor ve kabul ediyor. Şimdi sıra, bunun gereğinin yapılmasındadır.