'Azgın Milliyetçilik' kimin sipariş tanımı?

27.01.2021 10:00

          Eski Aydınlık Türkiye Partisi Genel Başkanı, DYP’li, MHP’li eski siyasetçi, AKP’nin mevcut milletvekili Tuğrul Türkeş’in “düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü” misali “Azgın Milliyetçilik” başlıklı bir yazılı açıklama yapması, nedense direkt aklıma onun MHP Genel Başkan Adayı olduğu dönem bir televizyon programında “Ayol” dediği için etrafının boşaldığı günleri hatırlattı. “Ayol” dediği için etrafı boşalmış birinin “Azgın Milliyetçilik” tariflerini okuyunca bir tebessüm ettim.

          CHP seçmeni Ahmet Kutalmış Türkeş’in MHP’ye hakaret ettiği günlerde (23 Haziran 2020 tarihinde) bir yazı yazmış ve o yazı içinde “Geçmişte Tuğrul Türkeş ile ilgili çok yazı yazdım. O şimdi AK Parti milletvekili olmasına rağmen ortalıkta pek görünmeyi tercih etmiyor. MHP’ye yönelik geçmişte yapmış olduğu vefasızlıkları ve eleştiri adı altındaki hakaretlerini pek gerçekleştirmiyor. Ama yarınlarda ne yapar orası bilinmez.” demiştim.

          Demek ki yarınlar bugünlermiş… Türkiye’de, dünyada birçok gelişme olurken susan, CHP merkezli bir ihanet projesi Türkiye’de hâkim kılınmak istenirken susan Tuğrul Türkeş, önce Seval Türkeş’in Kemal Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu ve Ekrem İmamoğlu gibi ortak özellikleri HD(P)KK’ya yakın kişileri evinde ağırlamasına tepki gösteren bizlere “Bir daha Türkeş ismini ağzınıza almayın. Onlar benim kardeşim. Kardeşlerimin başına bir şey gelirse karşınızda beni bulursunuz” açıklamasını yaparak ortaya çıktı. Oysa ne Seval Türkeş ile ne de Ahmet Kutalmış ile zerre kadar arası ve diyalogu olmayan birisidir. Aslında kendisinin de tepki göstermesi gereken bir konuda sırf MHP’ye sataşmak için derin uykusundan uyanmıştır. Bugün “Azgın Milliyetçilik” tanımlamaları yaparak CHP ve ittifak ortaklarından alkış ve destek alan Tuğrul Türkeş’in Cumhur ittifakı içindeki bir partide bulunmasına uygun “Azgın militanlık” yapan Canan Kaftancıoğlu ve tüm siyasetini HD(P) KK etrafında yapan CHP ve yancılarına tepki göstermesi gerekirken “Azgın Milliyetçilik” tanımı yaparak kime sinyal göndermektedir?

          Tuğrul Türkeş’in “Azgın Milliyetçilik” başlığı altında önce “Dolayısıyla son zamanlarda sıkça duyduğumuz “milliyetçilik yükseliyor” yorumları bu anlamda doğrudur, isabetlidir. Ancak bugün “hangi milliyetçilik?” sorusunu tekrardan sormak mecburiyetinde olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.” cümlesini kurup, daha sonra da “Türkiye’de Kürtler üzerinden ayrımcılık güden, Alevîler üzerinden mezhepçilik örgütleyen, Hristiyanlar ve diğer azınlıklar üzerinden dışlayıcılık geliştiren ve/ veya Avrupa’daki popülist üstüncülüğün farklı bir varyantı üzerinden hesaplar yapan bir milliyetçilik, Türk milliyetçiliği olamaz. Olsa olsa, “azgın milliyetçilik” olur.” cümlelerini kurması kadar tehlikeli başka bir şey yoktur. Bu cümleler resmen etki ajanlarının çalışma sistemine uygun olacak cümleler değil midir?

          (Etki Ajanı : Etki ajanı, belli bir amaç için hedeflediği bir kesimi, toplumu veya kurumu etkilemeye angaje olan, serbest ortamda yaşayan ve asıl kisvesi dışındaki faaliyetlerle şüphe veya faaliyetleriyle rahatsızlık uyandıran, bildik veya bilinebilecek birine denir. Etki ajanı serbest ortamda çeşitli temaslar ve konuşmalar yapar, beyanatlar verir, yazılar yazar, bugünün önemli konusu olduğu için işaret ediyorum, sosyal medyada aktivite gösterir. Etki ajanının normal ajanlık vasfına dönüşmesi nasıl olur? Burada “kullanılmak” söz konusudur. Ajan etki ajanını kullanabilir.)

Serok Ahmet’le çok iyi diyalogları olan Tuğrul Türkeş bizi elbette şüpheye düşürmüştür.

Sanki Türkiye’de milliyetçiler bu düşmanlıkları yapıyor gibi cümle kurmanın manası nedir?

          Tuğrul Türkeş “Azgın Milliyetçilik” açıklaması yaptığında niçin etnik bölücülük yapan, tüm terör örgütlerine kucak açmış CHP’den ve onun ittifak ortaklarından övgüler almıştır?

          Tuğrul Türkeş’in süslü cümlelerle yaptığı “Azgın Milliyetçilik” tanımıyla yaratmaya çalıştığı algı, “Türkiye’deki milliyetçiler yersiz ve yetersiz” aşağılaması değil midir?

          Tuğrul Türkeş “Bu istikamette kısır popülizme, pratikte hiçbir karşılık üretemeyen kaba sloganlara ve salt hamasetten beslenmeye muhtaç bir milliyetçilik şablonunun dünya genelinde alan kazandığı aşikârdır.

          Maalesef ki Türkiye’de de bu tip hamaset eksenli bir milliyetçiliğin – ki ben buna “azgın milliyetçilik” demeyi uygun görüyorum – sosyolojik tabanda kök salmaya yakın olabileceği tehlikesini görüyorum.” cümleleriyle kimi işaret etmektedir?

          Mesela Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu’da oyları artan Türk milliyetçiliğini temsil eden MHP mi Kürt ve Alevi düşmanı, yoksa Kürt çocuklarını dağa kaçırıp terörist yapan, onlara tecavüz eden, uyuşturucu müptelası yapan bugün CHP’nin “yoldaşlık” yaptığı etnik bölücüler mi?

Niçin “Azgın Bölücülük” yapanlarla ilgili bir tanım değil de, “Azgın Milliyetçilik” tanımı?

          Sosyolojik tabanda “Azgın Milliyetçilik” yapılabilecek hiçbir emare göstergesi yokken, asıl yapılan ve genişletilmek istenen “Etnik bölücülük” niçin işaret edilmiyor?

          CHP’nin, İP’in, Gelecek’in, Deva’nın, SP’nin HD(P) KK söylemleri etrafında birleşmesine zerre eleştiri getirmeyip, Türk milliyetçiliği kimliğini toplum önünde şüpheye düşürmeye çalışmak kimin siparişidir?

          Tuğrul Türkeş’in son paylaştığı ve yorum yaptığı kişilerin de İP isimli yöneticiler olması da elbette bir kanaat oluşturmaya yetiyor.

          Türk milliyetçiliği sağlıklı bir bünyede ve anlaşılır durumdadır. Türkiye başka hiçbir millete haksızlık etmeden kendi soyundan olanların hakkını, hukukunu koruyan adımlar atmaktadır. Irak ve Suriye’deki terörle mücadele operasyonları, Kıbrıs’taki milli çizgi oluşturma hamleleri, Karabağ’daki hakkımız olan topraklara kavuşmamız, Akdeniz’deki milli menfaatlere ulaşma kararlılığı, milli ve yerli savunma teknolojisindeki üretimler sağlıklı milliyetçiliğin adımlarıdır.

          MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Semih Yalçın hocamız, Tuğrul Türkeş’in “Azgın Milliyetçilik” açıklamasıyla ne yapmaya çalıştığını ve niyetinin şifresini çok iyi çözmüştür. Ve en can alıcı cümlesi de “Türk milliyetçiliği en çetin mücadeleleri 12 Eylül 1980 öncesinde Başbuğ Alparslan Türkeş’in liderliğinde, “azgın” komünizme karşı vermiştir. Bu uğurda binlerce şehit vermiştir.

          Eğer bugün MHP ve Ülkücü Hareket’in durduğu yer azgın milliyetçilikse Başbuğ Alparslan Türkeş’li yıllar nereye konacaktır? Kaldı ki dün mefahirimiz, bugün şerefimiz, gelecek yeminimizdir.” şeklinde olmuştur.

          Tuğrul Türkeş’e sormak lazım 1990’lı yıllarda bölücülere karşı haykırarak “Kan dökmek gerekirse vatanımız için kan dökeriz. Devletimiz için canımızı veririz.” diyen Başbuğ Türkeş azgın milliyetçi mi oluyordu?

          Tuğrul Türkeş’in “Azgın milliyetçiliğin hiçbir fikrî derinliği bulunmaz. Yarının Türkiye’siyle ilgili hiçbir fikri yoktur. Sözü de hareketi de salt kaba kuvvettir. Bu nedenle de milleti temsil edemez.” şeklindeki sözüne bakarsak sanırım öyle görülüyor.

          Tuğrul Türkeş “Azgın Milliyetçilik” tanımıyla ilgili daha sonra Cumhuriyet gazetesine açıklama yapıyor “Azgın milliyetçilik derken ABD’dekini de Almanya’dakini de kastediyorum.” diyor ama ne hikmetse bu tanımın içeriğini hep Türkiye’den doldurmaya çalışmıştır. Mesela ABD’nin attığı hiçbir adım “azgın milliyetçilik” olarak tanımlanamaz. ABD’nin tek tanım tarifi vardır. O da “Azgın Emperyalist” olacaktır.

          Bizler “Azgın milliyetçi” değiliz, üzerimize bu sıfatı alacak da değiliz. Ama Tuğrul Türkeş’in yıllardır yaşadığı savrulmalarına, sürekli siyasi çatı değiştirmesine ve MHP’ye karşı vefasızlıklarına bakacak olursak “Azgın Milliyetçilik” tanımlarıyla ne yapmaya çalıştığını çok iyi anlıyoruz.

          Türkiye’nin beka mücadelesinde sert isek, bölücüler karşısında tavizsiz duruyorsak, komşu ülkelerde soydaşlarımızın hakkını, hukukunu koruyorsak bu “Azgın Milliyetçilik” değil, adam gibi bir milliyetçiliktir.

          Cumhur ittifakının mensubu olan ne AK Parti’nin, ne de MHP’nin “Azgın Milliyetçilik” tanımına uyan örneği yokken, Türkiye’de böyle bir atmosfer varmış gibi algı yaratmaya çalışan Tuğrul Türkeş’in bu çıkışları sadece kendini alkışlayanlara propaganda desteği olmuştur. Tuğrul Türkeş’i HD(P)KK etrafında saf tutanlar alkışlıyorsa elbette bu durum Türkiye’nin menfaatine değildir.

          Tuğrul Türkeş “azgınlıklar” arıyorsa her milli mücadelede engel çıkarmaya çalışan CHP ve etrafındakilere bakmalıdır.

          Tuğrul Türkeş gelen tepkiler üzerine Cumhuriyet gazetesine “Azgın milliyetçilik derken ABD’dekini de Almanya’dakini de kastediyorum.” demesi ve “Ülkenin milli meselelerinde gerek Sayın Bahçeli gerekse MHP’deki arkadaşlarımız sağlam bir duruş sergiliyorlar” diyerek geri atması da Tuğrul Türkeş’in açıklamalarını kullanmaya çalışan CHP ve yancılarına beklenmedik fren olmuştur.

          Artık uyarı mı aldı, yoksa deşifre olduğunu mu anladı bilemiyoruz ama geldiği nokta şimdilik bu oldu… Ama yarınlarda yine ne yapacak onu bilemiyoruz.