Barış Pınarı Harekâtı kutlu olsun

11.10.2019 10:00

Ordumuz "Barış Pınarı Harekâtı" ile çapulcu alanına dönüşen Suriye'nin kuzeyine doğru kahramanca ilerliyor.

Bu bir savaş değil.

Savaş iki ülke arasında olur.

Bu bir  askeri zeminde strüktüalist harekettir.

Yani huzuru, barışı inşa edici bir hareket.

Türkiye, kahraman Türk ordusunun aracılığıyla nicedir kaos alanına dönmüş olan Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge açmak, hem rejimin hem DEAŞ'ın hem de PKK-YPG'nin zulmünden kaçan insanların kendi ülkelerinde huzurla yaşamaları için fedakâr bir harekâtta bulunuyor.

Allah kahraman ordumuzu, yiğit Mehmetçik'imizi her türlü musibetten korusun ve muzaffer eylesin.

Gelgelelim hâlâ bu işin ehemmiyetini kavrayamayan ve tıpkı Kıbrıs çıkarması esnasında olduğu gibi, harekâta yabancı başkentlerin gözüyle bakan kripto bir algı var.

Sosyal medyada savaşa hayır kampanyaları açan bu algı hiç şüphesiz siyasal tercihlerini ifade ediyor değil.

Bu kurgulu bir lobi faaliyeti.

Şivan Perver, ötede ağlayıp, "Sizin devletinizi biz kurduk" komedisini sahneye koyuyor, içeridekiler Rojava türküsü söylüyor.

Elbette, milletler mücadelesinin tek enstrümanı savaş değildir.

Savaş nihai bir araçtır ama realitenin ta kendisidir.

Barışı korumak için savaşa hazır olmak, akıllı milletlerin yoludur.

Fakat milletler mücadelesi en sinsi tuzağını barış zamanında alana sürer: Gafilleri, haine dönüştürmek.

Milletler mücadelesi bir tarihsel yorum: Her gelenekli millet amma böyle ama öyle mücadele içindedir. Dünyanın her bölgesi birbirine benzemezlerin mücadele alanıdır.

İsrail Filistin'le, Arabistan Yemen'le, Irak İran'la, Amerika Rusya ile, İngiltere Fransa ile rekabet içindedir.

Orta Doğu, Afrika, Asya, Avrupa, Amerika coğrafyaları aynı zamanda mücadele kıtalarıdır.

Bu mücadele bir tek fikri haymatlosların umurunda değildir.

Kendilerini bir vatana, bir devlete tabi hissetmeyen bu tek kişilik ego adaları ne zaman Türkiye'nin çıkarına bir durum baş gösterse karşı cephede yerini alır. Politik görüşleri ne olursa olsun durdukları nokta Türkiye karşıtı bir yerdir.

İçeride ya da dışarıda Türkiye'nin huzuru, siyasi akıbeti, ekonomik dengesi neyi emrediyorsa o emre peşinen karşıdırlar.

Daima yazarım ya, kökleri eskiye dayanır.

Edebiyat dünyasında güçlü lobileri vardır.

Ömürlerinde siyaset felsefesi açısından bir düzgün cümle kurmamış tipleri iki süslü kelime ile tavlayarak yürür ve kamuoyu yaparlar.

Cahil, cühela şöhret eskileri bir anda Rojava savaşçısına dönüşür.

Derler ki biz askerimize laf söylemiyoruz, biz savaşa karşıyız.

Şeytanın ustalığı, gerçek olmadığına seni inandırmasıdır.

Gerçek olan şey, tarih boyunca hükmünü sürdüren milletler mücadelesidir.

Sosyalist sınıf savaşı, kapitalist menfaat çatışması, siyasal İslamcı dinler kavgası dese de esas olan şey belli bir alana devlet olgusuyla siyasi olarak nüfuz eden milletlerin diğer milletlerle mücadele ettiği gerçeğidir.

Basit soru şu: Bu mücadelede kimin safındasın?

Aydın olmayı tarafsızlık zannederek savaşa hayır naraları atanlar, hiç şüphesiz Türk milletinin safında değildirler.

Çünkü niyet ne olursa olsun sonucu, alınan pozisyon belirler; pozisyonu Türkiye'nin karşısında alıp da milletin lehine davrandığını söyleyen cehalet kutuları her zaman olduğu gibi gafletle ihanet arasında gidip geliyorlar.

Türkiye; ordusuyla, milletiyle barışa ve zafere yürüyor.