Toplumda bir arınmanın sağlanmasının, suç oranlarının düşürülmesinin ve suç çetelerinin ortadan kaldırılmasının vakti çoktan gelmişti.
Son dönemde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in öncülüğünde, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin de dayanışma ve koordinasyonuyla bu alanda büyük operasyonlara imza atılıyor. Aydınlatılamamış cinayetler aydınlatılıyor, yeni nesil suç çetelerine operasyon üzerine operasyon düzenleniyor, bahis, şike ve kumar çeteleri açığa çıkarılıyor, toplumu zehirleyen uyuşturucu baronları çökertiliyor, halkın sağlığıyla oynayan firmalar deşifre ediliyor, sosyal medyada ahlaksızlığı özendirenler hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakılıyor, trafikte can ve mal güvenliğini tehlikeye atanlara caydırıcı cezalar veriliyor.
Daha birçok alanda mücadele başlatılmasıyla birlikte, toplumun huzur ve güvenliğini hedef alan suç unsurlarına karşı kapsamlı bir “Temiz Eller” operasyonu yürütüldüğü dikkat çekiyor.
Gerçekleştirilen operasyonlardan memnuniyet duyduğumuz kadar, Türkiye’de bu kadar büyük bir kirlenmenin yaşanmış olması da hepimiz açısından büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.
Yaşanan olaylara ve gerçekleştirilen operasyonlara baktığımızda, aslında gördüğümüz yalnızca işin görünen yüzüdür. Peki, ya görünmeyen yüzünde neler oluyor, neler yaşanıyor?
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ara vermeden bu mücadeleyi sürdürmelidir. Gelecek nesilleri kurtarmanın, toplumu huzura ve güvene kavuşturmanın yolu, bu kararlı mücadeleden geçmektedir.
Hafta sonu gerçekleştirilen “Ailem Güvende” operasyonları da adından anlaşılacağı üzere çok önemli bir dokunuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Anayasamızın aile ve çocukların korunmasına ilişkin devlete yüklediği sorumluluk çerçevesinde, çocuklarımızı, gençlerimizi ve ailelerimizi hedef alan hiçbir suç yapılanmasına, istismar ağına ve yasa dışı faaliyete müsamaha göstermeyeceğiz!” açıklaması, gerçekleştirilen operasyonun muhtevasını ve önemini görmemiz açısından önemli bir vurgu taşıyordu.
Fuhuş odaklı bu operasyonlara dair yine Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Soruşturmaların mali boyutunda ise LGBT ve ahlaksızlığı teşvik eden derneklere ilişkin; MASAK incelemelerinde bazı derneklere yurt dışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığı tespit edilmiştir.” şeklinde verdiği bilgiler, olayın seyrini daha da hassas hâle getirmiştir.
Hollanda, Amerika, Almanya ve Fransa’dan Türkiye’deki derneklere niçin yüz binlerce, hatta milyonlarca dolar ve avro gönderilir? Bu ülkeler, Türkiye’de faaliyet gösteren bu yapılara neden bu kadar yüksek miktarlarda kaynak aktarır?
Demek ki “Batı bizim ahlakımızı, kültürümüzü, nesillerimizi bozmaya çalışıyor.” kaygılarını taşıyan ve bu kaygılara karşı önlem alınmasını isteyenler, kendi pencerelerinden bakıldığında, yüzde yüz haklı olduklarını düşünüyorlar…
Ortaya çıkan görüntülere baktığımızda, “Türkiye’nin görünmeyen yüzünde böyle bir yaşam tarzı mı varmış?” dedirten bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz.
“Ailem Güvende” operasyonunun adı bile amacı, hedefi ve sonuçları bakımından çok önemlidir. Bu ve benzeri operasyonların sürekliliği, suç işleyenlerin kökünün kazınması ve toplumun huzurunun korunması adına Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sonuna kadar desteklenmelidir.
Her siyasi parti, siyasi rekabeti bir kenara bırakarak Türkiye’nin geleceği için bu mücadeleye destek vermelidir. Çünkü Türkiye hepimizindir. Gelecek nesillerimizi siyasi hesapların değil, ortak aklın ve ortak sorumluluğun rehberliğinde düşünmeliyiz.