Türkiye’nin spor camiası içerisinde bir Amedspor meselesi var mı?
Var… Hem de herkesin somut bir şekilde gördüğü gibi var. Üstelik mesele yalnızca Amedspor merkezli değil; oluşturulan karşıtlık üzerinden bu meselenin alanı da genişletilmeye çalışılmaktadır.
Bu mesele, Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasıyla başlamadı. Amedspor, TFF 1. Lig’de de sürekli tartışmaların konusu oldu. Bu tartışmalar çoğu zaman spor sahasının sınırları içerisinde kalmadı; Amedspor’un adı, bölücülüğün sembolü hâline getirilmeye çalışılan birtakım olay ve söylemlerle birlikte anılmaya başladı. Amedspor’un Süper Lig’e çıkmasıyla birlikte ise Amedspor karşıtlığının da güçlendirilmeye çalışıldığı görülüyor.
Amedspor içerisinde bölücülüğü, ayrışmayı ve provokasyonları körükleyen bir klik olduğu gibi, Amedspor karşıtlığı üzerinden diğer spor kulüplerinin tribünlerini tahrik eden bir mekanizmanın da bulunduğu görülmektedir.
“Terörsüz Türkiye” projesini tribünler üzerinden sabote etmek isteyen odakların bulunduğu açıktır.
Amedspor maçında Kocaelispor taraftarları arasına sızmış provokatörler sarı torba açıyor; Erzurumspor maçında ise Amedspor tribünlerine sızmış bir provokatör, elindeki sopayla silah işareti yapıyor.
Bu gidişatın önüne geçilmezse provokatörlerin istediği şekilde gerilimin tırmanması ve kan dökülmesi, sağduyu sahibi herkesin ortak kaygısı hâline gelecektir.
Çünkü Amedspor bir deplasmana giderken veya diğer takımlar Diyarbakır’a gelirken adeta bir savaş atmosferi oluşturulmaktadır. Son Erzurumspor ve Trabzonspor maçlarının öncesinde ve sonrasında yaşananlar, bunun somut göstergesidir.
Amedspor’un geçmişteki sicilini düzeltmek adına gerekli adımları atmamakta ısrar etmesi ve diğer spor kulüpleri gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçası olduğu bilinciyle hareket etmemesi, elbette provokasyonları tetiklemektedir.
Amedspor’un sicilinde Türk milletini rahatsız eden birçok konu varken, kimi siyasilerin ve yöneticilerin “Amedspor Kürdistan’ın takımıdır.” şeklindeki ayrıştırıcı ve hatta Amedspor’u ülke genelinde hedef hâline getiren açıklamaları, bu sürecin en tehlikeli söylemlerinden biri olmuştur.
Bunlar ve benzeri birçok örnek ortadayken, Amedspor’u yönetenlerin ve yönlendirenlerin hâlâ sanki başka bir ülkenin takımıymış gibi bir atmosfer oluşturması, provokasyon arayanlara adeta hazine değerinde malzeme sunmaktadır.
Türkiye’de iç cephenin ve kardeşliğin güçlenmesi, birlik ve beraberliğin çelikleşmesi için her türlü adımı atan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, Amedspor’un sportif başarısına ve bu başarının kalıcı olmasına vurgu yaptıktan sonra yaptığı şu yol gösterici ve sağduyu temelindeki uyarılar, bu aşamada dikkate alınmalıdır:
“Bir Anadolu takımının Süper Lig’de kalıcı olması, geçmişte benzer takımlarımızda olduğu gibi büyük bir beklentidir.
Bununla birlikte Amed Spor’u kirli projelerine alet etmek isteyenlerin olduğu anlaşılmaktadır ve bu provokasyona karşı en başta kulüp yetkililerinin ve Diyarbakır halkının tepki göstermesi gerekmektedir.
Bu girişimler Terörsüz Türkiye’yi sabote planıdır.
Kardeşlik iklimini ve barışı zehirleme girişimidir.”
Türkiye’de hiç kimse Amedspor’un ortaya koyacağı futbol başarısından, spora sağlayacağı katkıdan rahatsız olmaz. Süper Lig’de diğer takımlar neyse, Amedspor da aynı muhataplığı yaşar. Ancak bölücülüğü ve ayrışmayı Amedspor üzerinden meşrulaştırma çabası olursa, bu durum bu konuda hassas olan herkesi rahatsız eder.
Amedspor Süper Lig’e çıktığında, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli olmak üzere birçok isim, iç cepheyi güçlendirme vurgusu taşıyan ve sporun kardeşliğe ve toplumsal bütünlüğe katkısına dikkat çeken kutlama mesajları yayımlayarak bir nevi Amedspor’a da alan açmıştı.
Amedspor yöneticileri de spor alanında gerçekleştirilmeye çalışılan provokasyonları bozmak için bu açılan alanı doğru değerlendirmeli; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir spor kulübü olduğunu artık kabul etmeli ve buna göre adımlarını atmalıdır.
Diyarbakır’da oynanacak bir Amedspor maçında tüm stadı Türk bayraklarıyla donatmak ve güçlü bir sesle İstiklal Marşı’nı okumak, provokasyon oyunlarını bozacak, provokatörleri de bundan sonra durduracak anlamlı bir adım olabilir. Amedspor bu temiz sayfayı açmalıdır.
Amedspor Başkanı Nahit Eren’in, “Bu heyecana, bu mutluluğa engel olacak her türlü provokatif girişimin önünde olacağımızı herkes bilsin. İçten, samimi ortamı, duyguyu bozmaya hiç kimsenin hakkı yok.” şeklindeki güncel ve sağduyulu açıklaması, uygulamaya da yansıtılırsa kazanan Türkiye olacaktır.
Toplumda büyük etkisi olan spor tribünleri üzerinden kimse ateşle oynamamalıdır.
Amedspor karşıtlığını, geçmişte “Öğrencilerime çatışma, iç savaş ve hükümete darbe gibi konularda ödevler verdim; kışkırtıcı düşünmeleri, yaratıcı olmaları lazım.” diyen sözde bir siyasetçinin tribünler üzerinden körüklemesi ve Amedspor içerisinde de bu kışkırtmalara alan açılması, aynı elin izini göstermektedir.
Bu kirli oyun bozulmalı, provokasyonlara karşı sağduyu hâkim kılınmalıdır.