Türkgün | Başyazı | Azerbaycan’daki gelişmelere sağduyulu bakış

Azerbaycan’daki gelişmelere sağduyulu bakış

Haberlerimizi Google'da Takip Edin
Son dakika gelişmelerinden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Özellikle dinî inançlar üzerindeki yasaklar ve kısıtlamalar, uygulandıkları ülkelerde çoğu zaman kaosun, istikrarsızlığın ve çatışmaların zeminini hazırlamaktadır.

Peki, bunu neden hatırlatma ihtiyacı hissettim?

Can Azerbaycan’ın devlet okullarında, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki kıyafet kurallarında değişikliğe gidilerek başörtüsüne yönelik bir yasak getirildiği iddiası etrafında başlayan tartışmalar nedeniyle…

Okulların içinde ve önlerinde dramatik manzaraların ortaya çıkması, halk arasında tutuklamalara neden olan protesto gösterilerinin başlaması ve Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Emrullayev’in “İsrail’in deneyiminin Azerbaycan’daki eğitim sistemini iyileştirmemize yardımcı olacağını umuyoruz.” şeklindeki hafızalara kazınan ve güncel tutulan açıklaması, tartışmaları daha da alevlendirmektedir. Bütün bu tartışmalar sıcaklığını korurken İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un bugünlerde Azerbaycan’a resmî ziyarette bulunacak olması da tansiyonu yükseltmektedir.

Azerbaycan’da bir Karabağ şehidimizin kızının başörtüsü nedeniyle okula alınmadığına ilişkin görüntüler ve annesinin “Çocuğumun gözyaşlarının hakkını hiçbiriniz ödeyemeyeceksiniz.” şeklindeki tepkisi, tartışmanın duygusal boyutunu daha da derinleştirmektedir.

Elbette bizim kardeşimiz Azerbaycan’a devlet politikası belirlemek gibi bir niyetimiz yok. Ancak başörtüsü yasağının yol açtığı sıkıntıları ve acı sonuçları geçmişte yaşamış kardeşleri olarak, Türkiye’nin tecrübesinden Azerbaycan’ın da yararlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu tecrübelerden yararlanırken İran’dan kaçarken İsrail’e yakalanmak misali bir çıkmaza sürüklenmenin ne kadar sakıncalı olabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Türkiye’de başörtüsü meselesi yıllardır bir istismar ve kutuplaştırma aracı olarak kullanılırken MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, şu çağrısıyla çözüm yönünde önemli bir adım atmıştı:

“Milliyetçi Hareket Partisi bu konuyu, mevcut Anayasa’nın 10. maddesinin 4. fıkrasında ‘devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır’ ifadesine ek olarak, bütün işlemlerinden sonra gelmek üzere ‘her türlü kamu hizmetlerinin sunulmasında ve bunlardan yararlanılmasında’ cümlesine yer vererek çözmeyi önermektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu konunun kalıcı ve kesin çözümü için yeni anayasa hazırlıklarını beklemeden TBMM’yi bir an önce göreve davet etmektedir.” (17 Ocak 2008)

Sayın Devlet Bahçeli’nin bu çağrısı, yol göstericiliği ve yol açıcılığı sayesinde Türkiye’de başörtüsü yasağı bir mesele olmaktan çıkmış, toplumu yoran bu sorunun etkisi sona ermiş ve inanç özgürlüğü önemli bir kazanım elde etmiştir.

Nüfusunun yüzde 97’sinin Müslüman olduğu belirtilen Azerbaycan’da da Türkiye’nin bu tecrübesinden yararlanılmalı; inanç özgürlüğüne pranga vurularak toplumun kutuplaşmasına zemin hazırlanmamalıdır. Laik devlet anlayışı, inanç özgürlüğünü yasaklamak değil, onu korumak ve yaşatmaktır.

Azerbaycan, Karabağ’ı işgalden kurtarmasının ardından hem ülke içinde hem de bölgede önünü daha özgüvenli bir şekilde açmış, Türk dünyası açısından son derece önemli bir stratejik konuma ulaşmıştır. Aliyev de bu konuda çok cesaretli bir duruş sergilemiştir. Böyle bir dönemde inanç özgürlüğü nedeniyle toplumsal olayların ve kutuplaşmanın yaşanması, Azerbaycan’ın önünde yeni imkânlar açmak yerine ülkenin sırtına bir kambur yüklemekten başka bir sonuç doğurmayacaktır. Yaşanan olaylarda menfi işaretler vermektedir.

Azerbaycan’ın, İran’ın bölgenin huzurunu bozan mezhepsel çatışmaları körükleyen politikalarına karşı da İsrail’in Siyonist emellerine karşı da dikkatli olması elzemdir. İran’a dikkat ederken İsrail’e dikkat etmemek eksiklik olur.

Bunu yaparken de kendi halkının inanç özgürlüğünü korumalı ve devletin şefkat elini halkından asla esirgememelidir.

Son gelişmeleri bahane ederek Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğe fitne sokmaya çalışan her türlü art niyetli yaklaşıma karşı dikkatli olunmalıdır. Çünkü bu tür gelişmeler, provokatörlere fırsat yaratabilir.

Türkiye-Azerbaycan kardeşliği her daim korunmalı ve yaşatılmalıdır. Böyle hassas dönemlerde sağduyulu hareket etmek, millî şuuru diri tutmak ve kardeşliğimize zarar verebilecek girişimlere karşı uyanık olmak büyük önem taşımaktadır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...