Irak’ı 2003 yılında işgal eden ABD ordusu, geride milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, sakat kaldığı; akıl, beden ve ruh sağlığı büyük ölçüde tahrip olmuş insanların acı hatıralarını bırakarak Irak’tan çekilme sürecini tamamladığını duyurdu.
Biliyorsunuz, Irak, “Irak’ın elinde kimyasal silahlar var” yalanı üzerinden ABD ve emperyalist güçler tarafından işgal edildi. Milyonlarca insana zulmetmenin bahanesi buydu.
Rafid Ahmed Alwan el-Cenabi, 1995 yılında Saddam Hüseyin rejiminden kaçarak Amerikan ve Alman istihbaratına, Irak’ın biyolojik silahlara sahip olduğu ve bu silahların kamyonlarla taşınabildiği yönünde yalan haberler üreterek Amerikalılara Irak’ın işgali için gerekçe verdiğini ve bundan pişman olmadığını, “Bana bir yalan söyleyerek Irak rejimini devirme şansı verilmişti. Ben ve oğullarım, Irak’a bir parça da olsa demokrasinin gelmesine neden olmaktan gurur duyuyoruz.” şeklinde savunmuştu.
Yani, Iraklı bir hainin yalanıyla milyonlarca Iraklı öldürülmüştü. Irak’ta Saddam diktatörlüğü vardı. Ancak onun rejimi devrildikten sonra, Irak’ın işgaliyle birlikte insanlar Saddam’ı arar hâle gelmişti. Saddam’ın heykelleri devrilince heykellere terliklerle vuran Iraklıların çoğu veya yakınları, ABD bombalarıyla öldürülmüştü. Beterden kurtulmak isteyen Irak halkı, en beterini yaşamıştı.
Söylemesi dile kolay geliyor ama işgal sonrası milyonlarca Iraklı sivil öldürüldü, maalesef.
ABD, Irak’a ve bölgeye kan, ölüm, zulüm, gözyaşı ve acı getirmekten başka ne yaptı? “Kendi adına ne kazandı?” diye soruyorsanız, Irak’ın petrolünü ve altın külçelerini yağmaladı.
Şimdi de son kalan ABD askerleri, Âşık Mahzuni Şerif’in dizelerinde ifade ettiği “Defol git benim yurdumdan / Amerika katil katil” sözlerinin yansıttığı atmosferde Irak’tan ayrıldı.
Irak, son yıllarda işgal sonrası yaşadığı acıları sararak istikrar kazanmak ve yeniden ayağa kalkmak adına hamleler yapmaktadır. Terör örgütü DEAŞ’ın temizlenmesinin, PKK’nın da hareket alanını kaybetmesinin ardından Irak coğrafyası büyük oranda durulmuştur. Türkiye ile Irak arasındaki askerî ve ekonomik anlaşmalar da Irak’ı bundan sonra daha da düzlüğe çıkaracaktır. Bugüne kadar sırtını ABD’ye dayayan Barzani-Talabani faktörü de huzursuzluk çıkarmadan, Irak merkezi hükümetine entegre olursa, Irak’ın idari ve toprak bütünlüğü daha net sağlanacaktır.
Özellikle “Kalkınma Yolu Projesi” bu anlamda çok önemli bir anlaşma olmuştur. Kalkınma Yolu Projesi, Basra Körfezi’nden kara ve demir yollarıyla Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanıyor. Irak ve Türkiye’yi birbirine bağlarken, küresel anlamda da önemli bir ticaret koridoru oluşturmayı amaçlıyor. Proje, Türkiye ve Irak’ı güçlendireceği gibi bölgemizin ekonomik ve jeopolitik konumunu da güçlendirecek önemli bir potansiyel barındırmaktadır.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge projeleri de başarıya ulaşırsa, yönetimleriyle iyi ilişkiler içinde olduğumuz Irak ve Suriye ile daha huzurlu, güvenli ve refah içinde bir birliktelik oluşacaktır.
Ortadoğu’nun huzurunu bugüne kadar ABD-İsrail ikilisinin kanlı projeleri bozmuştur. Kendi bulaşmadığı zamanlarda da Müslümanı Müslümana kırdırma sistemini işletmiştir. Bu sistem karşısında İran’ın da aklını başına alarak Türkiye, Irak ve Suriye’nin yanında dayanışma içinde olması; bölgenin huzuruna ve güvenliğine katkı sağlaması gerekmektedir.
Sınır komşusu olan bu dört ülkenin kaderi birbirine bağlıdır. O yüzden dostluğa ve dayanışmaya asla ihanet edilmemelidir.