Her toplumun kutsalları vardır. Din ise, toplumların sosyal hayatına, inanç ve duygu dünyasına en derin şekilde nüfuz eden en büyük kutsaldır. İnandığı Yaratıcı, iman ettiği kitap, peygamberi, dini değerleri ve sembolleri o toplumun kırmızı çizgisidir.
Bu kırmızı çizgiye saygısızlık, hadsizlik ve düşmanlık yaptırmaz.
Ağzımızı açtığımızda hepimiz “%99’u Müslüman olan Türkiye” diye başlarız. Fakat öyle bir hâle geldik ki, sanki %1’lik bir azınlık içindeki ateistler, dinsizler, kitapsızlar ve misyoner ajanlar %99’luk çoğunluğu esir almış gibi davranıyor. Kimi Kur’an-ı Kerim’le açık açık dalga geçiyor ve destek görüyor; kimi partilerin genel başkanları çocuklara Kur’an öğretilmesini “çağdışı” ilan ediyor; kimi baro başkanları ise doğrudan İslam’ı çağdışı görüyor.
Tam da Deniz Göktaş isimli komedyenin İslam’ın yüce kitabıyla dalga geçtiği “İlk üç kitap iyi de dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence; bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. ‘Bu son kitap’ demek… Yazan için de çok zor; aklına yeni bir fikir gelse ‘son kitap’ dedik” şeklindeki gösterisi gündemdeyken, Yeditepe Üniversitesi’nden gelen görüntüler de “bu topluma ne oluyor?” dedirtti.
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir öğrenci “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin yazılı olduğu pankartı açtı. Görüntülerde pankartı açan öğrenci, pankarttı müdahale görmeden bir süre tuttu. Ancak diğer öğrenciler pankartın önüne geçerek görülmesini engelledi ve bu engelleme salonda bazıları tarafından alkışlandı.
Öncelikle şunu net ifade etmek gerekir: Yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği bir ayetin önünü kapatan bu davranış yakışık almamış, dini bir değere karşı hadsizlik algısı oluşturmuştur.
Fakat olayın ardından pankartı taşıyan öğrenciyle ilgili ortaya çıkan bilgiler ve Yeditepe Üniversitesi’nin açıklaması, her gelişmeye karşı dikkatli olmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Üniversite, ilk değerlendirmelere göre şu açıklamayı yaptı:
“Törendeki fotoğraf çekimi esnasında öğrenciler arasında yaşanan durumun, pankartın içeriğinde yer alan Kur’an-ı Kerim ayetine yönelik olmadığı, kişiye yönelik olduğu yönündedir. Bununla birlikte, bu pankarta gösterilen tepki ve pankartın görünüşünü engelleme girişimi, üniversitemizin değerleriyle de bağdaşmamaktadır. Hiçbir kutsal değere veya inanca saygısızlık kabul edilemez.”
Öğrencinin sosyal medyada dolaşan paylaşımları ise düşünce yapısının problemli olduğunu ortaya koyuyor. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” pankartını açan öğrenci, bir paylaşımında “Vatan sevgisi imandandır” hadisine şu ifadelerle karşı çıkmış:
“Bu sebeple hatırlatmak gerekir ki, vatan sevgisi de imandan falan değildir. Bi tarafımızdan hadis uydurmayalım inşallah.”
Başka bir paylaşımında ise ırkçılık ile milliyetçiliği eşitleyerek şöyle demiş:
“Acil tedavi edilmesi gereken bu hastalığın adı doktrinde kimi zaman milliyetçilik olarak da geçmektedir.”
Tabii hangi bilgi ne derece doğru, niyetler nedir tam bilemiyoruz. Fakat dikkatli ve uyanık olmak şart.
Her sakallıyı dedemiz sanmak büyük yanılgı olur.
Yeditepe Üniversitesi’nin çok ölçülü, din düşmanlarına prim vermeyen ve toplumun manevi değerlerine saygıyı, sahiplenmeyi vurgulayan şu açıklaması da bu açıdan önemlidir:
“Bazı sosyal medya mecralarında iftira edildiği şekilde, üniversitemizin İslam Dini karşıtı bir duruşu veya tutumu asla mevzubahis olmayıp, yerleşkemizdeki ana binaların giriş kapılarında, kurulduğumuz günden beri, Kufî harflerle ALLAH (C.C.) ve Muhammed (S.A.V.) yazmaktadır.”
İslam dinine yönelik saldırıları bir komedyen üzerinden meşrulaştırma çabalarının yaşandığı bu atmosferde herkesin daha dikkatli olması zorunludur.
Bir taraftan İslam düşmanlığını körükleyenler, diğer taraftan İslam’ın değerlerini ve sembollerini istismar ederek zehirli bir ortamı beslemek isteyenler her zaman çıkabilir.
Toplumların en büyük kutsalı olan din üzerinden ayrışma, bölünme, kin ve nefret tohumları ekmek isteyenler de eksik değildir.
Ne güzel söylemişler: Dikkat aklın aynasıdır.
İşte din düşmanlığının ve din istismarının her türlüsüne karşı bu söz ölçümüz olmalıdır.