Türkgün | Başyazı | Fenerbahçe formalı küçük kız ve sahada şiddet

Fenerbahçe formalı küçük kız ve sahada şiddet

Haberlerimizi Google'da Takip Edin
Son dakika gelişmelerinden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Hafta sonu Galatasaray-Fenerbahçe maçını stadyumda izledim. Ezeli rekabetin her zamanki gibi hem sahaya hem de tribünlere en üst düzeyde yansıdığı bir maç oldu. Galatasaray sevinirken Fenerbahçe üzülen taraf oldu.

Maç bitiminde ise hem sevindiren bir manzara hem de sahalarda gördüğümüzde bizi üzen bir olay yaşandı. Aslında her iki olay da birbirleriyle etkileşimleri açısından bağlantılıydı. Galatasaraylı bir babanın, Fenerbahçe forması giydirdiği kız çocuğuyla verdiği güzel poz sevindirirken maçın bitiminde her iki takımın futbolcularının yumruk ve tokatlarla birbirine girmesi üzücü bir tablo ortaya çıkardı.

Peki, biri olumlu, diğeri olumsuz olan bu iki olayın bağlantısı nedir?

Bağlantı şudur: Biliyorsunuz, başka zamanlarda bazı tribünlerde rakip takımın formasıyla maça gelen çocuklara ne tür baskılar yapıldı. Ağlatılan, ürkütülen, korkutulan çocuklara tanık olduk. Bir çocuğa, giydiği forma üzerinden böyle bir muamele yapılabilir mi?

Son olarak Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında, bir holiganın Fenerbahçe forması giymiş 4 yaşındaki bir çocuğa öfke dolu tepki göstermesi hafızalardadır. Ondan önce de başka maçlarda benzeri olaylar yaşamıştık.

O maçtan sonra yine bu köşeden “Çocukları üzen taraftarlık yere batsın!” başlıklı bir yazı kaleme almış ve şu ifadeleri kullanmıştım:

“Babasının kucağındaki, üzerinde Fenerbahçe forması bulunan 4 yaşındaki bir çocuğa öfke kusabilen bir insanın, emin olun, ruh sağlığı yerinde değildir. Bir çocuğun üzerinde hangi takımın formasının olduğunun ne önemi var?”

Yazımı da Cahit Zarifoğlu’nun şu anlamlı sözleriyle bitirmiştim:

“Çocukları ürkütülmüş bir dünyanın denizi mavi olsa ne yazar, olmasa ne…”

Galatasaray tribünleri, Fenerbahçe formalı kız çocuğu konusunda hoşgörü sınavından medenice geçmiştir. Bu, tribünlerin güzelliğiydi.

Gelelim can sıkıcı saha içindeki diğer olaya…

Bizler, küçük kız çocuğunun Galatasaray tribünlerinde Fenerbahçe formalı babasıyla birlikte çok hoş ve eğlenceli bir şekilde oturuşunu izlerken, o çocuk henüz tribünden çıkmamıştı ki maçın bitiminde Galatasaraylı ve Fenerbahçeli futbolcular saha içinde âdeta meydan savaşı yapıyordu. Biri diğerine yumruk atıyor, biri diğerinin saçını çekiyor, biri fiziksel saldırıda bulunuyor, biri diğerini kovalıyor; küfürler ve hakaretler havada uçuşuyordu.

Tribünlerde çocukları korkutmayın, ürkütmeyin, ağlatmayın derken, çocukların hayatında rol model olan futbolcular saha içinde tam tersini yapıyordu. Sahada teknik adamlar ve futbolcular böyle davranırsa tribünlerdeki holiganların da başka takımın formasını giyiyor diye büyük küçük demeden herkese saldırganlık göstermesine şaşırmamak gerekir.

O yüzden sahadaki futbolcular, teknik adamlar, tribündeki taraftarlar ve ekranlardaki spor yorumcuları topluma örnek olmalı; toplumu geren, çatışmaya sürükleyen değil, rekabeti yalnızca sportif başarıyla sınırlı tutan bir anlayışı benimsemelidir.

Kötü alışkanlıkların gençliği kuşattığı bir dönemde, tüm çocukların spora ve sportif aktivitelere yönelmesi gerekirken onları spordan soğutacak davranışlardan uzak durulmalıdır. Galatasaray tribünlerinin Fenerbahçe formalı kız çocuğuna gösterdiği hoşgörü, diğer tüm stadyumlarda da görmek istediğimiz bir manzaradır.

Türk sporunun çizgisini, Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü belirlemelidir:

“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.”

Saha da tribün de bu çizgiyi güçlendirmelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...