Türkgün | Başyazı | Gül yüzlü çocuklara kıyanlar…

Gül yüzlü çocuklara kıyanlar…

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Geçen gün sosyal medyada “Yorgunum Dostlar, Yorgun…” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. O yazıda, Gazze’deki çocuklar ve ülkemizde hayatını kaybeden çocuklara dair duygularımı şöyle ifade etmiştim:

Ya o “kimsesizler yurdu”na dönmüş Gazze’deki mazlum çocukların hali?(Görmek ve düşünmek çok yordu beni, çok…)

Ya kendi yurdumda gül yüzlü çocuklara kıyanların yarattığı travma ne olacak?

Mattia Ahmet Minguzzi, Hakan Çakır, Atlas Çağlayan, Narin, Rojin Kabaiş gibi daha birçok çocuk ve gencin herkesi üzüntüye boğan hazin sonları Türkiye’de gündem olmuşken, son olarak Gülistan Doku cinayetinin Tunceli merkezli yeniden gündeme gelmesi yaşanan üzüntüyü daha da artırmıştır. Cinayete kurban gittiği düşünülen Rojin Kabaiş’in hayatını kaybetme olayı ile Narin ve Gülistan Doku vakalarının her yönüyle aydınlatılması, vicdanların rahatlaması için beklenen en önemli sonuçtur.

Her ölümün ardından feryat eden anneler, babalar ve kardeşler, vicdan ve merhamet sahibi herkesi derinden yaralamaktadır.

Kahramanmaraş’taki okul saldırısı sonrası o pırıl pırıl çocukların hayatlarını kaybetmesi, ülkemizin atmosferinde hâlâ derin bir üzüntü etkisini sürdürmektedir.

Hayatını kaybeden her evladımızın bir hikâyesi, hayattan beklentileri ve hayalleri vardı. İçlerinden, okul saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil’in babasının şu sözleri beni çok etkiledi ve duygulandırdı:

“Başarılıydı, çalışkandı. İnançlı, dürüst, vatanını, milletini çok seven bir evladım vardı. 11 yaşında olmasına rağmen çok bilinçliydi. Bir tek çocuğumuz olduğu için çok üzgünüz. Allah vatanımıza, milletimize bir daha zeval vermesin diyorum. Mekânı cennet olsun. O melek oldu şu anda, Peygamber Efendimizin inşallah yanındadır cennette.

Hayatını kaybeden matematik öğretmeni Ayla Hanım’ı çok severdi. Olay esnasında öğretmenleri ders anlatıyormuş. Matematik öğretmenini ilk önce vuruyor zaten, sonra çocukları şehit ediyor zanlı… Sonuç böyle oluyor…”

Adnan Göktürk Yeşil, ailenin uzun yıllar sonra dünyaya gelen tek çocuğuydu. Ne yazık ki böyle bir saldırıda hayatını kaybetti… Baba her ne kadar vakur ve inançlı duruşunu korusa da, o yürekte şimdi kim bilir nasıl bir ateş yanıyordur. Allah kimseye evlat acısı vermesin…

Anne ve babasının kontrol edemediği bir ruh hastasının, gelip gözünüz gibi koruyup büyüttüğünüz evladınızı sizden koparması gerçekten tarifsiz bir acıdır.

Gençler ve çocuklar, kötü insanlardan ve olumsuz ortamlardan korunmalıdır.

Devleti yönetenler ve topluma yön verenler olarak en büyük sorumluluk sizlere aittir. Ailede ve okulda ahlaki eğitimin sistemini sağlam temeller üzerine inşa edin ki yarınlarda yeni acılar yaşamayalım.

Gelin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 106. yıl dönümünü çocuklara daha güçlü şekilde sahip çıkmak adına bir milat haline getirelim… Yaşanan bunca olaya bakınca inanın yarınlar çok geç olacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...