“ABD-İran mutabakata vardı, ateşkes ilan edildi, savaş bitti” diye dünya “istikrar adına nihayet nefes aldık” derken, savaşın büyük kıvılcımları yeniden yanmaya başladı.
Trump, NATO Zirvesi için Türkiye’ye geldiğinde yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Bence ateşkes sona erdi. Pisliklerle anlaşmak istemiyorum. Bunlar hastalıklı insanlar. Bana kalırsa bu iş bitti. İranlılar yalancı bir anlaşma yaptı.”
Karşılıklı açıklamalar ve saldırılarla bölgede tansiyon hızla yeniden yükseldi. ABD-İran arasındaki bu duruma en çok sevinen taraf ise İsrail oldu. İran üzerindeki savaşın asla bitmesini istemeyen İsrail, bu gerilimi fırsat bilerek Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye vilayetinde işgal altında tuttuğu bölgelerde çok sayıda evi patlayıcılarla havaya uçurdu ve ateşe verdi.
Ateşkesin bozulması ve savaşın yeniden başlaması konusunda ABD tarafı kendini, İran tarafı ise kendini haklı görmektedir.
Başlangıç noktasında ise elbette ABD-İsrail ikilisinin emperyalist bir hamleyle bağımsız bir ülkeye yönelik saldırısı söz konusudur.
Bu süreçte Hürmüz Boğazı, savaşın en kritik odak noktası hâline geldi. Çünkü bu boğaz, dünya ticareti ve küresel enerji istikrarı açısından hayati öneme sahip.
İlk günden itibaren “Hürmüz Boğazı açıldı / kapatıldı” tartışması savaşın ana gündemi hâline geldi. ABD-İran arasında tansiyon yükselince Trump’ın son açıklamasında da yine Hürmüz Boğazı ön plana çıktı. Trump şöyle dedi:
“Bir anlaşmamız vardı ve İran bunu bozdu. Hürmüz Boğazı’nı korumak için ücret alacağız. Boğaz’ı elimizde tutacağız ve muhtemelen yönetimini biz üstleneceğiz. Boğazın koruyucusu olacağız. Belki de buna ‘Boğaz’ın koruyucu meleği’ deriz.”
İran Silahlı Kuvvetleri ise buna karşılık şu açıklamayı yaptı:
“Daha önce yapılan uyarılarda olduğu gibi, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na müdahale etmesine hiçbir şekilde izin vermiyoruz ve vermeyeceğiz.”
Bu açıklamalar, kaosun, istikrarsızlığın ve çatışmaların artacağını net bir şekilde gösteriyor.
Bu gidişat hem bölge ülkeleri hem de dünya için ciddi tehlike sinyalleri vermektedir. Çünkü Hürmüz Boğazı, dünya ticareti ve enerji nakliyatı açısından stratejik bir geçiş kapısıdır. Boğazın savaşta sürekli hedef hâline gelmesi, bu kritik geçişin düzenli ve güvenli kullanımını da engellemektedir.
ABD-İran sağduyu etrafında buluşmazsa bu çatışmalar kaosa dönüşecek ve bundan en büyük zararı yine dünya görecektir. Bu nedenle ABD’nin İsrail’in etkisinden çıkması, İran’ın da bağımsız bir ülke olmanın menfaatlerini gözeterek ateşkesin makul unsurlarında adım atması şarttır.