Türkgün | Başyazı | Kâbe’de hacılar hû der Allah

Kâbe’de hacılar hû der Allah

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Türkiye’de Celal Karatüre rüzgârı esiyor desek yalan olmaz. Sosyal medyada arkadaşlarıyla amatörce başladığı yolculuk, bugün okuduğu ilahilerle onu fenomen hâline getirdi. Onun sayesinde sözleri ve bestesi Abdurrahman Önül’e ait “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahisi herkesin diline dolandı. İlahi türündeki bu eserle Billboard listelerinde 1 numaraya yükselerek, bu alanda dünya tarihinde zirveye çıkan ilk Türk sanatçı oldu. Samimi ve mütevazı tavırlarıyla, güzel sesi sayesinde geniş kitlelerin gönlünü kazandı. Umarım bu ilgiye ve desteğe layık bir ömür sürerler.

Geçen gün sosyal medyada denk geldim: Bir okulda teneffüse çıkan onlarca çocuk, okul bahçesinde bu ilahiyi söylüyordu. Sokaklarda, okullarda, iftar sofralarında, hatta Külliye’de bile “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahisi yankılanıyor.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de Ramazan ayına sesiyle anlamlı bir maneviyat atmosferi katan Celal Karatüre’yi, MHP grup toplantısında şu sözlerle onurlandırmış ve övmüştür:
“Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen ‘Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah’ isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz.”

Bir gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da şu sözlerle memnuniyetini ifade etmiş ve rahatsız olanlara mesaj vermiştir:
“Bu ilahiyi yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek hâline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan lafza-i celâli coşkuyla seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı. Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri ve aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Kimse bundan gocunmamalı, rahatsız olmamalı; kimse tedirgin olmamalıdır.”

Laikliği yanlış yorumlayıp adeta histeri nöbeti geçiren bazı kesimler, Celal Karatüre’nin oluşturduğu gönül iklimine tepki gösterse de bunun önüne geçemiyor. Dalga dalga bu ses yayılıyor.

Çıplaklığı ve cinsel içerikli dansı sembol edinmiş müzik gruplarına, bölücülük yayan seslere, çocukları LGBT bireyi yapmayı hedefleyen içeriklere, “Onlar arkadan havlar / Rav-rav-rav-rav-rav-rav-rav / Dedim ki ‘Her şey bende var’ / Var-var-var-var-var-var-var” gibi bayağı sözlere sesi çıkmayanlar; çocukların “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahisinden etkilenerek cıvıl cıvıl okumasından rahatsız olmuşlar.

CHP’li bazı gazeteciler bu ilahiyi küçümsemiş, bazı kişiler de “Burası Kâbe mi ya? Namussuzluk bu!” gibi ifadelerle seviyesiz ve ahmakça bir üslup kullanmıştır. Zaten bu tür yaklaşımlar, “Kâbe’de Hacılar Hû Der Allah” ilahisine yönelik daha geniş bir sahiplenme iklimi doğurmaktadır.

Mesele Celal Karatüre ve arkadaşlarının bir ilahiyle rüzgâr estirip tanınır olması değildir… Buradaki asıl mesele, dinî söylem ve maneviyat atmosferi görür görmez adeta kırmızı görmüş boğaya dönüşen yaklaşımdır. Aynı kişiler, “Onlar arkadan havlar / Rav-rav-rav-rav-rav-rav-rav” diyenlerin bayağılığını eleştirmeyip; çocukların masumane şekilde ilahi okumasından rahatsızlık duyabilmektedir.

Onlara söylenecek söz, merhum Abdurrahim Karakoç’un şu dörtlüğü olsa gerek:
Mizansızlar, imansızlar, yönsüzler,
Tarihine çamur atan dünsüzler,
Özü belirsiz, kökten dinsizler,
Aslımızı, soyumuzu ne bilsin?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...