Türkgün | Başyazı | “Libya’da ne işimiz var?” diyenler vardı!

“Libya’da ne işimiz var?” diyenler vardı!

Haberlerimizi Google'da Takip Edin
Son dakika gelişmelerinden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini, gerek içimizdeki muhalefetin gerekse bölgede kendi çıkarlarını düşünen emperyalist güçlerin hep hedefinde oldu.

ABD, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Avrupa Birliği, genel olarak Türkiye’nin Mavi Vatan doktrinini Osmanlı’nın yeniden dirilmesi ve genişlemeci bir anlayışın yansıması olarak değerlendiriyor. Özellikle İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), bu konuda sürekli bir tutum sergiliyor ve üst üste askerî ve ekonomik anlaşmalar yapıyor.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin lehine önemli bir gelişme yaşandı. 20 Ekim 2026’da Libya Temsilciler Meclisi, Bingazi’de yaptığı oturumda Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı oy birliğiyle onayladı.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ifadeleriyle bu gelişme şöyle değerlendirilebilir:

“Bu karar, mevcut mutabakatın hukukî ve siyasi zeminini pekiştirirken Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerinin dayanağını da güçlendiren önemli bir gelişme olmuştur. Bu gelişme, Türkiye-Libya münasebetlerinin güçlenmesinin ötesinde, Akdeniz’in huzur ve istikrarına, gönül ve kültür coğrafyamızın güvenliğine ve Avrupa’nın enerji arz hatlarının daha güvenli hâle gelmesine katkı sağlayabilecek bir adımdır.”

Türkiye, Mavi Vatan doktrini için mücadele verirken bölgedeki gelişmelerden bihaber olan yahut başka ülkelerin menfaatleri için seslendirme yapan Türkiye’deki muhalefet, 6+HDP masası döneminde “Libya’da ne işimiz var?” diyordu ve o dönemde Libya tezkeresine “hayır” oyu vermişti.

O günlerde bu zihniyete öncülük eden Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatleri bir parti meselesi değil, millî bir meseledir” noktasına gelmesi, Türkiye ve bölge adına, “Hatanın neresinden dönülse kârdır” anlayışıyla değerlendirilebilecek bir gelişmedir.

Çünkü Türkiye’nin geliştirdiği Mavi Vatan doktrini, uluslararası hukuktan doğan meşru bir haktır. Bundan hangi ülkeler rahatsız oluyorsa, bu durum doğru bir yolda olduğumuzun delilidir. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üçlüsünün Türkiye’ye yaklaşımına ve Mavi Vatan doktrinine bakışına bakınca bu delili zaten net bir şekilde görürsünüz.

Türkiye’deki muhalefetin “Irak’ta ne işimiz var, Suriye’de ne işimiz var, Karabağ’da ne işimiz var, Libya’da ne işimiz var?” türünden hezeyanlarına ayak uydurulsaydı, bugün Türkiye her yanından kuşatılmış durumda olur, nefes almamız zorlaşırdı.

Türkiye’de “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor” diyen muhalefete uyulsaydı…

Türkiye’de “Irak’ın kuzeyinde bağımsızlık referandumu haklarıdır” diyen muhalefete uyulsaydı…

Türkiye’de “Suriye’de başkası olacağına sınırımızda PKK/YPG devlet kursun” diyen muhalefete uyulsaydı…

Türkiye’de “Libya’da ne işimiz var?” diyerek İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üçlüsünün önünü açma hevesindeki muhalefete uyulsaydı…

Etrafımız kuşatılmaz, nefesimiz daralmaz mıydı?

Türkiye, Cumhur İttifakı’nın şuuru ve iradesi sayesinde millî bir rotada ilerlemektedir. Libya Temsilciler Meclisi’nin aldığı Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı onaylama kararı da bunun bir başka meyvesidir ve denizdeki millî rotamızın önünü açmıştır.

Türkiye, KKTC için önemli bir güvenlik dayanağıdır. Bölgenin istikrarını, huzurunu ve barışını bozmak isteyenlere karşı da caydırıcılık oluşturacaktır.

“Libya’da ne işimiz var?” sorusunun cevabı, umarım bugünlerde daha net anlaşılmıştır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...