19 Nisan 2019 tarihinde kaleme aldığım yazıda Ekrem İmamoğlu’nu şöyle tarif etmiştim: “Ekrem İmamoğlu’nu ekranlardan tanıdığım günden beri onunla ilgili tarifim hep “Sinsi, yapmacık, kurnaz” bir profil sahibi olduğuna yönelik olmuştur. “
Aradan geçen yıllarda bu görüşlerim değişmek şöyle dursun, aksine katlanarak büyüdü. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra hem ne kadar tembel hem de ne kadar ukala olduğu, diğer bütün özellikleri ile birlikte net bir şekilde ortaya çıktı.
Sanki İstanbul’da büyük işler başarmış gibi, koltuğa oturur oturmaz Cumhurbaşkanlığı adaylığı hayaline kapıldı. Çok acelesi vardı. Bu acele düğmesine İngiliz’in mi yoksa Yunanistan’ın mı bastığı bilinmez; asli görevini bir kenara bırakmış, “Neden yapmıyorsun?” diye soranlara ukalaca cevaplar veriyordu.
Onu bu hayale teşvik edenler, karakterini ve psikolojisini yeterince hesap edemedikleri için erken deşifre olmasına sebep oldular.
İBB Başkanı olduğu ilk aylarda İstanbul sel sularına gömülmüştü. “Nerede bu Ekrem?” diye soranlara Bodrum’dan pozlar vererek adeta dalga geçer gibi, “Bazılarına tatil yakışmaz ama bana yakışıyor” diyordu. Çünkü serde ukalalık vardı.
Belki de psikolojik birtakım sıkıntıları...
Elazığ’da deprem olmuş, 41 canımızı kaybetmiştik.
O acı günlerde İmamoğlu Elazığ’a kısa bir ziyaret yaptıktan hemen sonra ailesiyle Palandöken’e kayak tatiline gitti.
Kendi mahallesinden bile tepkiler çığ gibi yükseldi.
En büyük destekçilerinden Yılmaz Özdil bile “Ama bazı günler vardır ki tatile gitmemen gerekir. O hassas günde tatile gitmezsin. Hakikaten yakışmadı” diyerek eleştirdi.
“Kayak, zil takıp oynamak değil. Üç günümü çocuklarımla geçirdim” dese de, acının yaşandığı yerden ayrılıp ertesi gün kayak pozları vermesi büyük tepki çekti. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu tavrını eleştiren üyelere ise sinirlenip “Kayak takımı …ne girsin” diyebildi.
Ekrem İmamoğlu’ndaki ukalalık, terbiyesizlik ve küfürbazlık adeta birbiriyle yarışıyordu. Nitekim 2019’da dönemin Ordu Valisi’ne “Bu vali tam bir it! Vali itlik yapmıştır” diyerek hakaret ettiği için “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan 1 yıl hapis cezasına çarptırılmış, ceza 7.080 TL adli para cezasına çevrilmişti.
Öyle havalara girmişti ki, burnundan kıl aldırmıyordu.
Her yanından kibir akıyor, ego fışkırıyordu. Kürsülerden “Hadi gel de silkele o zaman” diye artistlik yapıyordu. Sonunda yolsuzluk, rüşvet, irtikâp başta olmak üzere birçok suçlamayla “suç örgütü kurmak ve yönetmek” iddiasıyla cezaevine düştü. Orada da huyu değişmedi. Mahkeme başkanını “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım… İddianameyi yapanları da yargılayacağım” diye tehdit etti.
Birçok mahkemede benzer tavırlar sergilemeye devam ediyor.
İstanbul’a çivi çakmadan, karakterine ve ahlakına bakmadan onu Türkiye’ye Cumhurbaşkanı yapmaya kalkanlar nasıl öngörüsüzse, Silivri’den yol haritası almadan nefes alamayan Özgür Özel de o kadar çapsızdır.
Artık Özgür Özel’in de “EKP – Ekrem’i Kurtarma Partisi” adında bir parti kurup üzerindeki Silivri baskısı nedeniyle rahatlaması gerekiyor. CHP’deki haller siyaset kalitesizliği olarak topluma zarar vermeye başladı. Herkes bunun farkında…