Siyonizm ayısı Ben-Gvir, geçtiğimiz günlerde yine sahnedeki yerini alarak, her zaman yaptığı gibi ağzından salyalar saçarcasına ölüm tehditleri savuruyordu. Zaten kendisi, Müslümanlara karşı kullandığı şiddet ve ölüm diliyle sık sık gündeme geliyor…
İsrail’in katliam ve soykırım politikalarının en büyük savunucularından biri olan Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, bir cezaevinde İsrailli askerlerin arkasına saklanarak Filistinli bir mahkûmu, “Seni öldürmek istiyorum. Cehenneme gideceksin.” sözleriyle tehdit ediyordu.
Siyonizm ayısı Ben-Gvir dur durak bilmiyor elbette…
İşgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya iki gün üst üste baskın düzenledi. Önceki gün, yaklaşık 1.700 Yahudi yerleşimcinin katıldığı baskında yer alan Ben-Gvir, Savunma Bakanı Israel Katz ile birlikte Mescid-i Aksa’ya girdi ve “Mescid-i Aksa’nın sahibi biziz” şeklindeki tehditkâr ifadeleri kullandı.
Geçmişte de İsrail Meclisinin aldığı idam kararını sevinçle kadeh tokuşturarak kutlayan; İsrail ordusundaki oğluna, “Filistinlileri senin için öldüreceğim. Terörist damgası yiyen her kim varsa asılarak idam edilecek!” diye söz veren ve “Hamas idam cezasının ahlaki olmadığını söylüyor, ben de onlara diyorum ki: Hapishanelerdeki teröristlerin her şeyini ellerinden aldık, şimdi de canlarını almak istiyoruz.” açıklamasıyla sık sık gündeme gelen Siyonist ayısı Ben-Gvir, canına susamış bir dağ ayısı misali Müslümanlara yönelik ölüm tehditlerini ve aşağılayıcı davranışlarını sürdürüyor.
Siyonizm ayısı Ben-Gvir’in başındaki Netanyahu ne ki ondan insanlık bekleyelim…
Dünyanın gözü önünde, BM kürsüsüne elinde bomba olarak kullandığı çağrı cihazıyla çıkan; İsrail’e karşı olan ülkeleri tehdit etmeyi sürdüren ve “Öldürmek için Gazzeli bebek arıyoruz” diyen İsrailli askerleri “Dünyanın en ahlaklı ordusu İsrail ordusu” diyerek savunacak kadar beyinsizliğini sergileyen Netanyahu’nun kadrosunun da elbette kendisine yakışanlardan oluşması şaşırtıcı değil.
Netanyahu’nun kadrosuna bakın; bir tane insan evladı görebilmeniz mümkün mü?
Gazzeli Müslümanların ve bölgenin farklı ülkelerinde zulme uğrayan diğer Müslümanların bu Siyonist yaratıkların karşısında düştüğü çaresizlik, maalesef İslam dünyasının ayıbı ve günahıdır. Bir avuç İsrailli, bölgeyi, hatta dünyayı esir almış durumda.
Koskoca İslam dünyası; sürekli Müslümanlara zulmeden, onları aşağılayan ve horlayan Netanyahu, Katz, Ben-Gvir ve Smotrich gibi Siyonizm yaratıklarının sesini, nefesini kesemedi. Üstelik bütün bunlar dünyanın gözü önünde yaşanırken… Nerede cihatçılar, nerede mücahitler?
İslam dünyasının bu acziyeti, yalnızca bugün yaşanan zulümlerin değil, yarın yaşanacak zulümlerin de önünü açmaktadır.
Siyonist yaratıkların Müslümanlara zulmünü gördükçe, Mehmet Âkif Ersoy’un şu dizeleri aklımıza geliyor:
Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı?