İsrail, Gazze’deki saldırılarla eş zamanlı olarak Lübnan’ı da hedef almaya başlamıştı. İran’a yönelik ABD ile birlikte başlatılan son saldırıların ardından ise Lübnan’a yönelik bombardımanın daha da arttığı görülüyor.
Gazze’yi nasıl harabeye ve yaşanmaz hâle getirdilerse, Lübnan’da da benzer bir tablo ortaya çıkmaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile Lübnan arasında ateşkes ilan edildiğini duyurup “İsrail artık Lübnan’ı bombalamayacak. ABD tarafından bunu yapmaları yasaklandı. Yeter artık!” şeklinde açıklama yapsa da sahadaki gelişmeler, saldırıların sürdüğünü ve Trump’ı pek takmadıklarını göstermektedir.
Lübnan’ın dini yapısı yaklaşık %53-60 Müslüman ve %39-41 Hristiyan’dan oluşuyor. Buna rağmen İsrail, Müslüman-Hristiyan ayrımı yapmadan Lübnan’daki sivil yerleşim bölgelerine yoğun bombardıman düzenliyor. Dini yapısı %69-70 oranında Hristiyan olan ABD için Müslümanların canı ve malı ne kadar değersizse, aynı mantıkla Hristiyan Lübnanlıların canı ve malı da İsrail bombardımanları karşısında neden bu kadar önemsiz kalıyor? ABD, dindaşlarının İsrail tarafından bombalanmasına nasıl destek verebiliyor?
ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyada paylaştığı ve tepkiler üzerine daha sonra sildiği, kendisini Hz. İsa Peygamber’e benzeten bir figür olarak gösteren görsel dünya gündeminde tartışılmaya devam ederken; bir İsrail askerinin Lübnan’ın güneyindeki bir beldede Hz. İsa olarak tasvir edilen heykelini parçaladığına dair görüntüler de ortaya çıkmıştır. Bu durum kendi sapkın inançlarından başka kimseye saygısı olmayan Siyonistlerin profilini bir kez daha ortaya koymuştur.
İsrail, Gazze’de saldırılarını yoğunlaştırdığı dönemde Saint Porphyrius Kilisesi’ni (Yunan Ortodoks) ve Holy Family Kilisesi’ni (Katolik) hedef alarak 20–30 civarında insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştu. O dönemde Vatikan, Dünya Kiliseler Konseyi ve birçok Hristiyan kuruluşu bu saldırıları kınamıştı.
Şimdi ise bir İsrail askerinin, Hz. İsa olarak tasvir edilen bir heykeli parçaladığına dair görüntüler ortaya çıkmışken, bu çevrelerin nasıl bir tavır alacağı merak konusudur.
Gazze’de kiliseler bombalanmasına rağmen İsrail’e verilen desteğin sürmesi, Hristiyan dünyası açısından ciddi bir çelişki ve duyarsızlıktır. Kimlik ve şuur kaybıdır.
Hristiyan dünyasının Siyonizme karşı, fiziki olmasa da diplomatik ve propaganda tarzında bir “Haçlı Seferi” başlatması gerekmiyor mu?
Bu beklenti sizi şaşırttı mı? Biz de ne yapalım… Siyonistler tarafından camiler bombalanırken, Kur’an-ı Kerim yakılıp, yırtılıp, kurşuna dizilirken; yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed’e hakaretler edilirken, mazlum Müslümanlar üzerinde adeta bir soykırım gerçekleştirilirken, Müslüman coğrafyası işgal edilirken; İslam dünyasından göremediğimiz tavır ve tepkiyi, kilisesi bombalanan, Hz. İsa heykeli kırılan Hristiyan dünyasından bekliyoruz.
İslam dünyasının bu aciz, duyarsız ve kayıtsız hâlinden mahcubuz; ancak Siyonistlerden hesap soracak bir Hristiyan dünyasına dahi alkış tutacak kadar Siyonizme karşı öfkeliyiz ve kinliyiz.
Ancak gel gör ki; başta ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Kanada, Avustralya, Arjantin ve Paraguay olmak üzere, Hristiyan dünyasının bir parçası olan birçok ülke İsrail karşısında paspas olmuş durumdadır.