Türkgün | Başyazı | Terörsüz Türkiye’de niyet hayır, akıbet hayır

Terörsüz Türkiye’de niyet hayır, akıbet hayır

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Türk devleti, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda ilerlerken dört ülkenin güvenliğini, huzurunu ve istikrarını teminat altına almayı amaçlayan “Terörsüz Bölge” hedefi doğrultusunda da adım adım ilerliyor.

Irak, Suriye ve İran’ın attığı adımlar ve ortaya koyduğu söylemler de bu hedefi destekler mahiyettedir.

Irak ve Suriye’de gözle görülür bir istikrar dönemine girilmiştir. İran ise ABD-İsrail müdahalesinin yarattığı savaş atmosferini henüz tam anlamıyla üzerinden atabilmiş değildir.

İran da bu süreci geride bıraktığında, “Terörsüz Bölge” hedefi doğrultusunda Türkiye’nin öncülüğünde Irak, İran ve Suriye arasında çeşitli anlaşmalar ve iş birliği mekanizmaları oluşturulabilir. Böylece bölgede terörün bir daha filizlenemeyeceği kalıcı bir düzenin temelleri atılabilir.

Feshedilmiş terör örgütü PKK’nın uzantıları Suriye’de devletin iradesine teslim olmuş, Irak’ta ise terör kamplarını boşaltmaya başlamıştır.

Geçtiğimiz günlerde, terör örgütü PKK/KCK’nın Irak’ın kuzeyindeki Metina bölgesinde bulunan Baze alanındaki dört ana barınma alanını tamamen boşalttığına ilişkin görüntüler servis edildi. Bu süreç, aşama aşama ilerleyerek Irak’ın terör eylemlerinin yönetildiği kamplardan arındırılmasıyla sonuçlanacaktır.

“Terörsüz Türkiye” sürecinin başladığı ilk günlerde MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir. Yurt içinde ve yurt dışında elinde silahla gezen hiçbir caniye ve terör örgütüne müsamaha yoktur.” sözleriyle kararlılığını ortaya koymuştu.

Bu duruş ve kararlılık, bu yönde yapılan çağrılar PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın da şu açıklamayı yapmasında etkili olmuştur:

“PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

DEM, Kandil, PJAK ve YPG içindeki bazı aktörler farklı sinyaller veriyor ve bu açıklamaların aksine söylemlerde bulunuyor olsalar da “Kurucu Önderimiz” dedikleri Öcalan’ın nihai mesajı açıktır.

Bu nedenle, dün Öcalan’ın kurduğu HDP (bugünkü DEM Parti) gibi partilerle siyasi menfaat ittifakları yapan Ümit Özdağ, Müsavat Dervişoğlu ve Yavuz Ağıralioğlu gibi isimler, terörü kökten bitirme mücadelesi veren Cumhur İttifakı’nı hedef almak yerine, dün ortaklık ve iş birliği yaptıkları DEM’e/PKK’ya siyasi baskı oluşturmalıdır. Geçmişte ittifak yaptıkları dönemlerde “Kurucu Önderimiz Apo” diye hitap ettikleri kişinin açıklamalarına ve aldığı kararlara uyulması yönünde çağrıda bulunmalıdırlar.

Türkiye’yi düşünmenin gereği budur. Oysa bugün sergiledikleri tutuma bakıldığında, PKK’nın silah bırakmasına ve feshedilmesine yönelik girişimler karşısında adeta cinnet geçirdikleri izlenimi doğmaktadır.

Terörle mücadelede tarihî başarılar elde etmiş, kararlılıkla hareket etmiş Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin birlikteliğiyle yürütülen bu sürecin, Türkiye açısından yanlış bir sonuç doğurabileceğini aklının ucundan geçirenlerin dahi önce bu düşüncelerini sorgulaması gerekir. Hatta bu ihtimali kesin bir hükümle dile getirenlerin akıl sağlık raporlarına bakılmalıdır.

Cumhur İttifakı’nın her adımı, Türkiye adına “Niyet hayır, akıbet hayır” temennisi ve duasıyla desteklenmelidir.

Millî yazarlarımızdan Nedim Şener’in dün Bengü Türk ekranlarından dile getirdiği şu sözler, bu niyeti özetleyen anlamlı bir ifadedir:

“İnsanlar gün geçtikçe MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye dua edecekler. Artık insanlar birbirine gerilimle bakmıyor. Herkes Türk milleti kavramının altında.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...