2019 yerel seçimlerinde, her ikisi de İYİ Parti’de Genel Başkan Yardımcısı iken, HDP Eş Başkanı Sezai Temelli’nin “Kürdistan’da kazanacağız, Batı’da da MHP ve AKP’ye kaybettireceğiz.” şeklinde ifade ettiği ittifak sistemi için canla başla çalışmış olan Ümit Özdağ ve Yavuz Ağıralioğlu, Zafer Partisi’nde sözde “Türkiye’nin hâlini konuşmak” için geçtiğimiz gün buluşmuş!
Biliyorsunuz, Yavuz Ağıralioğlu, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’li ittifakın içinde olmamak ve yeni kuracağı partiye bozuk bir imaj verdirmemek adına İYİ Parti’den bu bahaneyle ayrılmıştı. Yoksa o da “Bu zafer aynı zamanda HDP’nin zaferi ve başarısıdır.” diyen CHP’li belediye başkanlarının peşinden çok iyi koşturuyordu.
Ümit Özdağ ise 2023 seçimlerinde, 2-3 bakanlık uğruna önce AK Parti ile pazarlık yapmış; oradan kapılar yüzüne kapatılınca bu sefer HDP ile ittifak anlaşması yapan CHP’ye bu pazarlık için gitmişti. “PKK’nın siyasi uzantısı HDP burada varsa ben gelmem, ben yokum.” demeden, alacağı bakanlığa ve kendisine verilecek kurumlara odaklanmıştı. Burnu sadece siyasi menfaat kokusu alıyordu…
Bu iki modelin buluşmasından sonra düzenlenen basın toplantısında, PKK ile aynı atmosferde siyasi menfaat kovalayan Ümit Özdağ, benim kendi maskelerini düşüren yazılarımı saptıran karaktersiz muhalefet medyasının ürünlerini güçlendirmek için şunları söylemiş:
“Ya da statlarda vatandaşın Abdullah Öcalan’a tepkisini dile getirmesinden rahatsız olan ve ‘Bu ilk tepkiyi kim dile getirmişti, o bulunmalı.’ diye arayış içine girenlerin de Türk vatanının üzerinde yazan yazılardan rahatsız olan DEM ve Sırrı Sakık benzerlerinin açıklamalarından rahatsız olmamasının normal olduğunu görüyorum.”
Oysa benim yazımda, “Terörsüz Türkiye” karşıtı sloganları atanların; Ümit Özdağ gibi PKK ile ittifak yapmış, onun gibi sınır ötesi terörle mücadeleye karşı çıkmış adamların tribün pozlarına bakarak ondan mı etkilendiklerini ve terör devam ederken CHP merkezli PKK ittifaklarına ses çıkarmayan ikiyüzlülüğü vurgulamıştım. Yazımın makul bir temeli ve somut örneği vardı. Zaten yazımın tamamını sonradan okuyanlar, yönlendirmelerle yazdıkları tepki yorumlarını da silmiştir.
Ümit Özdağ, eski ortakları DEM’in içindeki bölücü, gereksiz ve toplumun sinir uçlarıyla oynayan bazı açıklamalara tepki göstermediğimizi iddia ediyor. Yaptığı en iyi iş olarak yine yalan söylüyor.
“Karşıt Görünen Tarafların Aynı Yere Hizmet Eden Provokasyonları” başlıklı yazımda, “Sözde Kürdistan paçavraları açan, asan; dört parçalı Kürdistan’ın varlığından bahseden; öldürülen teröristler üzerinden taziye çadırı provokasyonu yapan ve hâlâ bölücü taleplerde ısrar edenler var. Emin olun, bunlar Siyonizmin kucağında oturan ve İsrail’in bölgedeki projelerini sürdürmek isteyen çevrelerdir.” diyerek, onların da Ümit Özdağ gibi İsrail’in bölge politikalarına çalışanlar olduklarını söylemiştim.
Biz, Öcalan’ın aleyhine kimin slogan attığının peşinde koşmuyoruz. Ama “Terörlü Türkiye” günlerinde PKK ile ittifak yapmış Ümit Özdağ gibi adamların PKK konusundaki ikiyüzlülüğüne tepki gösteriyor ve bu konuda tutarsız olan tribünleri “Terörsüz Türkiye” karşıtlığı için kimin organize ettiğini sorguluyoruz.
Mesele, tribünlerde atılan sloganları tribün liderlerine “Öğrencilerime çatışma, iç savaş ve hükümete darbe gibi konularda ödevler verdim; kışkırtıcı düşünmeleri, yaratıcı olmaları lazım.” diyen Ümit Özdağ yazıp veriyorsa daha net konuşabiliriz. Bir tanesi çıksın, bu sloganların hikâyesini izah etsin.
Aslında herkes ne dediğimizi, ne yapmak istediğimizi anlıyor. Zaten öğrencilerine bunları ödev olarak veren adamlar da kendi Siyonist misyonlarını yerine getiriyor.
Dört parçalı sözde Kürdistan peşinde koşan ve Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı MDC’de Kürt Çalışmaları Programı’nın başkanı olan Ofra Bengio’yu “İsrail’in en iyi güvenlik uzmanlarından, saygıdeğer Prof. Ofra Bengio” şeklinde tarif eden Ümit Özdağ, hâlâ maskesinin düşmediğini mi sanıyor?
Tribünler, dikkatli olun; oyuna gelmeyin.