Türkgün | Başyazı | Türk Dünyası Günü’nün anlamı ve önemi

Türk Dünyası Günü’nün anlamı ve önemi

KAYNAK: Yıldıray Çiçek

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü, yaygın olarak bilinen adıyla Türk Dünyası Günü, 2009 yılından bu yana her yıl 3 Ekim tarihinde kutlanmaktadır.

3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından Nahçıvan Anlaşması imzalanmıştır. Bu tarih, Türk dünyası arasındaki dayanışma, birlik ve kardeşliği güçlendiren önemli bir sembol hâline gelmiştir.

Türk dünyasındaki dayanışma, birlik ve kardeşlik, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında daha somut ve kurumsal bir yapıya kavuşmuş durumdadır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye’nin üye; Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkmenistan’ın ise gözlemci olarak yer aldığı Türk Devletleri Teşkilatı, Türk devletleri arasındaki iş birliğini geliştirmeyi ve ortak değerler etrafındaki dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir kuruluştur.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de Türk Dünyası Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Türk dünyasının istikbali; tarihî hafızanın muhafazası, kültürel bağların güçlendirilmesi ve sahip olunan müşterek mirasın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında somut kazanımlara dönüştürülmesiyle şekillenecektir.” diyerek “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünün önemini vurgulamıştır.

Türk dünyasının her mensubu, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kıymetini bu anlayışla idrak etmeli; sahip olduğumuz ortak gücü her alanda dayanışmaya dönüştürmelidir. Türk dünyasının bir ülkesinin eline diken batsa, acısını diğer bütün Türk dünyası hissetmelidir.

Bölgesel güç dengelerinde güçlü bir Türk dünyasının varlığı, karşı karşıya kalınabilecek her türlü hesabı ve oyunu bozabilecek önemli bir güçtür. Bu güç, aynı zamanda “Biz bize yeteriz” inancını da pekiştirecektir.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda her alanda iş birliği ve dayanışma alanını genişletmesi, elbette bazı çevreleri de rahatsız etmektedir.

Türk dünyasında oluşturacağımız güç, dosta güven, düşmana korku verecek bir seviyeye ulaşmalıdır.  Ekonomi, savunma, kültür, eğitim, teknoloji ve diplomasi başta olmak üzere birçok alanda geliştirilecek güçlü iş birlikleri, Türk milletinin ortak geleceğini güvence altına alacak millî bir vizyonun ve stratejik tasarımın temelini oluşturacaktır.

Dilde, fikirde ve işte birlik; güçlü bir Türk dünyasının en sağlam teminatıdır.

Türk dünyasındaki her ülkenin hakkı, hukuku ve güvenliği; diğer Türk devletlerine namus gibi emanettir.

Kardeşlik ilişkilerimizdeki bakış açımız, yaşam felsefemiz ve temel düsturumuz bu olmalıdır.

Aramıza fitne sokmak isteyeceklerdir. Müsaade etmeyeceğiz.

Aramızı bozmak isteyeceklerdir. Fırsat vermeyeceğiz.

Bizi bizden ayırmak isteyeceklerdir. İmkân tanımayacağız.

Türk dünyası bu manada uyanık olmalıdır.

Türk Devletleri Teşkilatı da bu anlamda son derece şuurlu, dikkatli ve kararlı olmalıdır.

Çünkü birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi kıskananlar; fitnede, bozgunculukta boş durmamaktadır.

“Anca beraber, kanca beraber” diyerek çıktığımız yol, Türklük adına kutsal bir yoldur. Bu yoldan dönmek yoktur.

Kardeşliğimiz güçlenecek, birliğimiz en büyük silahımız olacaktır.

Yaşasın Turan ülkümüz!

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...