“Merhabalar, merhabalar
Vatanımın polisleri
Bayrak içindir sevdalar
Milletimin polisleri
Yurdumun Mehmetçikleri
Onlardır gönül erleri”
Halk ozanı Hilmi Şahballı’nın “Vatanımın Polisleri” eseriyle onları selamlayarak yazıma başlamak istedim.
Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu günlerdeyiz. Türk milleti için en ağır bedelleri ödeyen kurumların başında onlar gelmektedir. Kanıyla, canıyla, emeğiyle ve hizmetiyle…
Türk polisi, vatandaşlarımızı korumak için her zaman canını siper ederek en ön safta yer almaktadır. Toplumun huzurunu tehdit eden her durumda ilk müdahale eden, en büyük riski üstlenen yine onlardır.
Nice yaşanmış olay vardır… Terör operasyonlarında, hırsız kovalarken, kavga ayırırken, trafik kontrolü yaparken; alkolün etkisiyle kontrolünü kaybetmiş kişilerin saldırılarında ya da bir uyuşturucu satıcısını gözaltına alırken… Nice polisimizi bu uğurda şehit verdik…
Mesailerinde gece ve gündüz kavramı yoktur. Aile saadetini çoğu zaman doya doya yaşayamazlar. Gerçekten de son derece meşakkatli ve fedakârlık gerektiren bir görevin sahibidir polislerimiz.
Atatürk’ün, “Herkesin polisi kendi vicdanıdır; fakat polis, vicdanı olmayanların karşısındadır.” sözü, toplumsal bir mesaj olduğu kadar polislerimizi vicdanın temsilcisi olarak da işaret etmektedir.
Böylesine kutsal bir vazifeyi yerine getiren polislerimizin yaşam ve çalışma şartlarını iyileştirmek, devletimizin öncelikli sorumluluklarından biri olmalıdır.
Türk polisinin bünyesinde yaşadığı ve öne çıkan başlıca sorunlar ise şunlardır:
• Uzun ve düzensiz mesai saatleri
• Maaş ve özlük haklarındaki adaletsizlikler
• Amir baskısı ve mobbing
• İntihar vakaları
• İkinci şark (Doğu/Güneydoğu görevi) ve tayin sorunları
Bu meselelerin adalet, sosyoloji ve disiplin temelinde çözüme kavuşturulması, Türk milletinin sigortası olan polislerimizi daha güçlü ve özgüvenli hâle getirecektir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de bu haftaki MHP Grup Toplantısı’nda Türk polisinin önemine ve yaşadığı sorunlara geniş yer ayırmış, “kutsal görev” vurgusunu sık sık yinelemiştir.
Sayın Devlet Bahçeli, “Türk polisi; asayişin teminatı, kamu düzeninin muhafızı, toplumsal huzurun siperi, bayrağın gölgesinde görev yapan cefakâr evlatlarımızdır.” sözleriyle bu kutsal görevin altını çizmiştir.
Ardından, emniyet mensuplarının sıkça gündeme gelen sorunlarına da dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
“Emniyet mensubu kardeşlerimizin hayat şartları görmezden gelinemez. Polislerimizin üzerinde bulunan fazla mesai sorunu ihmal edilemez. Karşılığı hissedilmeyen çalışma saatleri, sınırı belirsizleşen nöbet görevleri ve sürekli teyakkuz hâli; polislerimizin omuzlarına çok ağır bir yük bindirmektedir.
Bu kapsamda polis intiharlarını da es geçmemek gerekir. Uzun mesai saatlerinin yorduğu, psikolojik baskının yıprattığı, yalnızlaşmanın yükünü taşıyan ve görev yoğunluğunun altında ezilen hiçbir polis kardeşimizi görmezden gelmemiz mümkün değildir. Türk polisi yalnız değildir; yalnız bırakılmamalı, yalnızlaştırılmamalıdır.”
Türk Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 181’inci yıl dönümünü kutluyor, Türk milletine hizmet yolunda görev yapan tüm polislerimize başarılar diliyorum. Temennimiz, karşı karşıya oldukları tüm sorunların en kısa sürede çözüme kavuşmasıdır.
Şehit polislerimizi rahmet ve minnetle anıyor; gazilerimize ömür boyu sağlık, huzur ve esenlik diliyorum.