Kaspersky’nin Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 18 ülkede 7 bin 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği araştırma, Z kuşağının dijital dünyada yoğun vakit geçirmesine rağmen siber güvenlik önlemlerinde geride kaldığını ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 52’si siber saldırıya maruz kaldığını belirtirken, mobil cihazlarında antivirüs yazılımı kullananların oranı yalnızca yüzde 27’de kaldı.
Siber güvenlik şirketi Kaspersky, Z kuşağının dijital alışkanlıklarını ve çevrim içi ortamlardaki güvenlik açıklarını ortaya koyan araştırmasının sonuçlarını paylaştı. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 18 ülkeden 7 bin 200 kişinin katıldığı araştırma, gençlerin dijital platformları yoğun kullanmalarına rağmen kişisel verilerini koruma konusunda önemli eksiklikler yaşadığını gösterdi.
Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından gerçekleştirilen çalışmaya göre, Z kuşağının yüzde 57’si zamanını çevrim dışı ortamlardan çok çevrim içi ortamlarda geçiriyor. Katılımcıların yüzde 67’si ise internete düzenli erişim sağlamak için öncelikli olarak akıllı telefonlarını kullanıyor.
Z kuşağının yalnızca yüzde 27’si antivirüs kullanıyor
Araştırmada, Z kuşağının dijital becerilerine duyduğu güven ile siber güvenlik alışkanlıkları arasındaki fark dikkati çekti. Katılımcıların yüzde 59’u dijital ortamda kendine güvendiğini belirtirken, becerilerini ileri düzeyde görenlerin oranı yüzde 28’de kaldı.
Mobil cihazlarında antivirüs yazılımı kullananların oranı ise yalnızca yüzde 27 olarak belirlendi. Araştırma, gençlerin şifrelerini düzenli olarak güncelleme konusunda da yeterince istekli davranmadığını ortaya koydu.
Güvenlik önlemlerindeki eksiklikler, katılımcıların siber saldırılara maruz kalma oranlarına da yansıdı.
Her iki katılımcıdan biri siber saldırıya maruz kaldı
Araştırmaya katılanların yüzde 52’si cihazlarını, çevrim içi hesaplarını veya verilerini hedef alan bir siber saldırıyla karşılaştığını bildirdi.
Katılımcıların yüzde 17’si sosyal medya hesaplarının ele geçirildiğini, yüzde 12’si ise oyun hesaplarına erişimini kaybettiğini belirtti.
Veriler, dijital platformlarda yoğun zaman geçiren gençlerin hesap güvenliği ve kişisel verilerin korunması konusunda çeşitli risklerle karşı karşıya kaldığını gösterdi.
Kritik veriler telefonda, yedekleme alışkanlığı zayıf
Araştırma, akıllı telefonların Z kuşağı için önemli kişisel verileri barındırdığını da ortaya koydu.
Katılımcıların yüzde 38’i fotoğraflarını, yüzde 38’i kişisel belgelerini, yüzde 30’u ise şifrelerini ve hesap giriş bilgilerini kritik öneme sahip veriler arasında gösterdi. Buna karşın cihazlarındaki önemli verileri düzenli olarak yedekleyenlerin oranı yüzde 28’de kaldı.
Kaspersky, siber güvenlik farkındalığını artırmak amacıyla Z kuşağına yönelik “Case 404” adlı interaktif çevrim içi oyunu da geliştirdi. Oyunda kullanıcılar, gerçek dijital tehditlerden esinlenen kurgusal vakaları çözerek dolandırıcılık yöntemlerini ve hesap ele geçirme girişimlerini tespit etmeyi öğreniyor.
Kaspersky’den gençlere güvenlik uyarısı
Kaspersky uzmanları, siber güvenlik önlemlerinin yalnızca bir saldırı yaşandıktan sonra gündeme gelmemesi, günlük dijital alışkanlıkların bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Güvenlik tedbirlerinin masaüstü bilgisayarların yanı sıra mobil cihazları da kapsaması gerektiğine dikkat çekilirken, farklı hesaplarda güçlü ve birbirinden farklı şifrelerin kullanılması önerildi. Şifrelerin güvenli şekilde oluşturulması ve saklanması için parola yöneticilerinden yararlanılması, şüpheli aramaların tespiti için de uygun güvenlik uygulamalarının kullanılması tavsiye edildi.
Kaspersky Tüketici Ürünleri Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Irina Ermilova, Z kuşağının internetin merkezinde büyüdüğü için dijital servisleri doğal ve sezgisel biçimde kullandığını belirtti.
Bu aşinalığın güvenlik uzmanlığıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Ermilova, uygulamalarda ve platformlarda rahatça gezinmenin dolandırıcılık yöntemlerini fark etmek, şifreleri güvenli yönetmek veya kişisel verileri korumak anlamına gelmediğini ifade etti.
Ermilova, siber güvenlik araçlarının ve güvenli kullanım alışkanlıklarının mesajlaşmak, oyun oynamak ve sosyal medyada gezinmek kadar günlük dijital yaşamın doğal bir parçası olması gerektiğini kaydetti.