Karaismailoğlu: Ulaşım ve iletişim altyapısına 183 milyar doların üzerinde yatırım yaptık Karaismailoğlu: Ulaşım ve iletişim altyapısına 183 milyar doların üzerinde yatırım yaptık

Önemli gelişmeye ilişkin açıklama yapan Ticaret Bakanlığı, “ABD tarafından çelik ve alüminyum ithalatında uygulanan ek vergiler aleyhine Çin Halk Cumhuriyeti, Norveç ve İsviçre tarafından açılan davalarda da anılan ülkelerin haklı bulunduğuna ilişkin Panel Kararları ülkemiz lehine alınan Panel Kararı ile aynı günde DTÖ üyelerine duyurulmuştur. Söz konusu davada, ABD ek vergi düzenlemesini ulusal güvenlik gerekçesi altında savunmuştur. Türkiye işaret edilen Gümrük Vergileri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT 1994) Madde XXI’in savaş hali, vb. olağanüstü durumlarda uygulanan bir madde olduğunu ortaya koymuş ve ABD’nin uygulamaya koyduğu ek vergilerin aslında yerli üretimi ithalat artışından korumaya yönelik bir uygulama olduğunu açıklamış ve Korunma Önlemleri Anlaşması ile ilişkilendirmiştir. Nihai Rapor ile Panel, ABD’nin çeşitli çelik ve alüminyum ürünlerine getirdiği ek vergilerin ABD’nin iddia ettiğinin aksine, ulusal güvenlik istisnası altında savunulamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, ABD’nin süreç içinde, Avustralya, Güney Kore, Brezilya ile Arjantin, Kanada ve Meksika’yı da bir şekilde uygulamadan muaf tutmasını GATT 1994’ün temel prensibi olan ve üye ülkeler arasında ayrım yapılmasını engellemeye yönelik, En Çok Kayrılan Ülke (MFN) prensibine de aykırı bulmuştur” bilgisini paylaştı.

“Dava sonucu, ülkemiz açısından önemli bir başarıdır”

Ticaret Bakanlığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Nihai Rapor’da, Panel, özetle, ülkemizin esaslı iddialarını kabul etmiş ve ABD’nin ek vergi uygulamasının hukuksuz bir uygulama olduğunu tescil etmiştir. Bu karar ile ileriye yönelik olarak ülkelerin ulusal güvenlik iddiasını geniş yorumlayarak korumacı önlemler almasının önüne geçilmesi sağlanmıştır. Bu davanın sonuçları, sadece ülkemiz değil halihazırda önleme tabi tutulan tüm üyeler için de bir kazanım niteliğindedir. Bu karar sonrası Türkiye, korumacı ve uluslararası kurallara aykırı uygulamaların arttığı bir dönemde kurucu üyesi olduğu DTÖ’nün mekanizmaları içinde kalarak haklılığını ortaya koymuş ve bir içtihat oluşmasına katkıda bulunmuştur. Dava sonucu, ülkemiz açısından önemli bir başarıdır. Öte yandan, ABD tarafından yapılan açıklamalarda uygulamadan vaz geçilmeyeceği ifade edilmektedir. Bu çerçevede, Panel Raporu’nun ABD tarafından DTÖ’nün temyiz sürecine götürüleceği ve ABD’nin kararın onaylanmasını engelleyeceği düşünülmektedir. Hatırlanacağı üzere Temyiz Organı üyelik seçimleri de ABD tarafından engellenmektedir. Gelinen aşamada ABD’nin bu yaklaşımıyla çok taraflı sisteme de zarar verdiği düşünülmektedir. Özellikle kazanılan davaların bir nevi boşluğa temyiz edilmesi öte yandan Temyiz Organı’nın süresiz işlevsizliğe mahkum edilmesi sistemin güvenilirliğini zedelemektedir. Bundan sonraki aşamada, Panel kararının eksiksiz uygulanması yönünde DTÖ nezdinde ve ABD ile ikili ilişkilerimiz çerçevesinde, konunun sistem açısından önemi de vurgulanmak suretiyle gerekli takip yapılacaktır. Bu konuda Hindistan, ÇHC, İsviçre ve Norveç gibi ülkelerin de benzer tutum içinde olacakları düşünülmektedir”