Bizans'ın uzantıları

04.01.2021 10:00

Türkiye'nin çatışmak yerine uzlaşmak, yağmalamak yerine paylaşmak için açtığı krediyi yanlış değerlendiren Yunanistan’ın yeni yıla girerken özellikle Ege adalarındaki azgınlıkları bardağı taşırmak üzeredir. Kendi halkının aç karnını doyurmak yerine, ABD ve Fransa gibi bazı AB ülkelerinin de dolduruşuna gelerek silahlanma telaşına düşen bu Bizans bozuntuları, hadlerini çok aşmaya başlamışlardır. Bu gidişatlarının sonunun Ege Denizi’nin soğuk sularında çırpınarak dedelerinin akıbetlerine uğramak olacağını kendilerini bir defa daha ve altını çizerek hatırlatalım.

ÇİRKEFLİK GENLERİNE İŞLEMİŞ

Maraza çıkarmak, çok iyi bildikleri Bizans entrikaları çevirmek, gürültü yapıp ortalığı ve özellikle de arkalarındaki ağababalarını devreye sokmaya uğraşmak beyhude bir çabadır. Bu kirli oyunları artık çok iyi biliyoruz. Zira, Yunan tarihi oyun ve entrika tarihidir. Çirkeflik genlerine işlemiştir. Yine aynı şeyi yapıyorlar. Akıl ve izah sahibi herkes biliyor ki, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de olmasının Yunanistan’ı ilgilendiren hiçbir tarafı yoktur. Biz tamamen hakkımız olanı alıyor, hukukun bize verdiği yetki ve imkanları kullanıyoruz. Diğer taraftan Ege’deki adaların statüsü gayet açıktır. 1923 tarihli Lozan Antlaşması ile belirlenmiştir. Lozan’da, 1913 tarihli Londra Antlaşması ve 1913 tarihli Atina Antlaşması’nın adalar hakkındaki hükümleri ve 13 Şubat 1914 tarihinde Yunanistan’a bildirilen karar, adaların askeri gayelerle kullanılmaması şartıyla aynen kabul edilmiştir. Aynı şekilde 1947’de Paris Antlaşması’yla haksız ve hukuksuz şekilde Yunanistan’a bırakılan Oniki Ada gayri askeri statüdedir. Buna rağmen bu adaların tamamına silah ve asker çıkartılmıştır. Yunanistan bununla da yetinmiyor, statüsü belli olmayan kayalık ve adalara da göz dikiyor. Yılbaşı dolayısı ile Yunan askeri makamlarının bu adalara çıkması açık ve kaba tahriktir, bir Bizans oyunudur. Hukuku ve antlaşmaları tanımamaktır.

YENİ AZGINLIKLARA YÖNELEBİLİRLER

Bu rezilliklere, tahriklere, içi boş tehditlere, oldu-bitti oluşturma gayretlerine daha fazla izin veremeyiz. Daha önce Sakız Adası’nın 1923 Lozan Antlaşması ile belirlenen gayri askeri statüsünün ihlal edildiğini belirterek Navtex ilanı yayımlamıştık ve anında geri adım atmak zorunda kalmışlardı. Ayın kararlılığı devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye’nin Yunanistan’ın şımarıklıklarını sona erdirmesini, antlaşmalara uyulmasını istemesi en doğal hakkıdır. Aksi halde bunun gereğinin yapılacağını söylemenin ötesinde hissettirmesinin zamanı gelmiştir. Zira, bu gidişatın sonunun yeni azgınlıklar olması kaçınılmazdır. AB ve ABD’nin de şu andaki ikiyüzlü ve güvenilmez tavrı dikkate alındığında, özellikle kıta sahanlığı konusunda yeni bir denemede bulunmaları muhtemeldir ki, bunun bir savaş sebebi olacağını Türkiye çok önceden ilan etmiştir ve bu kararlılığında en küçük bir değişiklik yoktur.

AVANTAJ BİZDE

Elbette devletimizi yönetenler bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve gereğini de yapıyorlar. Lozan bizim tapu senedimizdir ve bunun delinmesine, tartışılmasına, arkasından dolaşılmasına ve fiili durum oluşturulmasına ne izin veririz, ne de bunu yapanları affederiz. Yunanistan’ın işgali altında olan veya antlaşma hükümlerine rağmen asker ve silah yığılan adalar bizim burnumuzun dibindedir. Bağırsak duyulacak mesafededir. Buraları kontrol etmemiz de, gerekirse Yunan’a haddini bildirmemiz de son derece kolaydır. Her bakımdan avantaj bizdedir.

Sadece bu kadarı bile S-400’lerin ne kadar önemli, ne kadar hayati ve ivedi olduğunu gösteriyor. ABD’nin asıl rahatsızlığının ne olduğu, neyin yaptırımı uyguladıkları da böylece kendiliğinden ortaya çıkıyor. Rahatsızlığın sebebi, Türkiye’nin kendi güvenliğini sağlaması, kendi işini görmesi, kendi gücüne güvenmesi, kendi savunma sistemlerini devreye sokmasıdır. Kendi mülkü olan Ayasofya’yı kimin ne dediğine bakmadan aslına rücu ettirerek yeniden ibadete açması ve ezan sesiyle kavuşturmasıdır.

KİMİN SÖZCÜSÜ OLDUKLARI BELLİ

AB, ABD, Yunanistan, Rum ve Türkiye düşmanlarının kudurmalarını anlıyoruz. Onlar için söyleyeceğimiz şey, boşuna uğraştıklarıdır ve hiçbir şekilde önümüzü kesemeyecekleridir. Cumhur ittifakı ile birlikte Türkiye bütün yüklerinden kurtulmuş ve lider ülke olma hedefine odaklanmıştır. Bizi asıl üzen ve düşündüren içimizdeki Yunan artıklarının arkadan vurma çabalarıdır.

Yunanistan kimden ve nerelerden yüz buluyor ve kimlere güvenerek bu azgınlıklara yelteniyorsa, içimizdeki uzantıları da aynı çevrelere mesaj gönderiyor, aynı yerden talimat alıp gereğini yapıyor. Ayasofya’nın ibadete açılmasını geçtiğimiz yılın felaketi olarak değerlendiren gazetenin kimin ve nerelerin sözcüsü olduğu ibret verecek biçimde ve net olarak ortaya çıkmıştır. Bu rezilliği yapıp, sonra da çıkıp yanlış anlaşıldıklarını söylemeleri ise bu milletin aklıyla alay etmektir.