Siyonist İsrail’in 7 Ekim’den bu yana yaşlı çocuk demeden binlerce masumu katlettiğini her gün içimiz yana yana medyadan takip ediyoruz. Sayısal verilere göre dünyada çatışma yaşanan bölgelerdeki çocuk ölümlerine bakıldığında; 7 Ekim 2023’ten bu yana ölen çocuk sayısı geçmiş senelerin iki katına tekabül etmektedir. Şu dünyada en çok korumamız gereken varlıkların, böylesine cani bir topluluk tarafından bu kadar masumu katlettiğini görmek vicdan ve akıl sınırlarımızı gün geçtikçe daha da fazla zorlamakta, dünyada henüz denenmemiş bombaları, füzeleri minicik bedenlerde deneyenlere sessiz kalanların nasıl bir gaflette olduğunu düşünmekte gittikçe zorlanmaktayız. 

Ne yazık ki, İsrail’in bu vandallığa soyunması yeni bir durum değildir. Zira Insamer’in Ağustos 2021 yılındaki 149. Raporuna göre bu işgalci devletin 1967 yılından 2020 yılına kadar çeşitli nedenlerle 50.000 bine yakın Filistinli çocuğu tutukladığı ve çeşitli işkencelerle ifade alarak zorla hapishanelerde tuttuğu bilinmektedir. Daha da ilerisi, Siyonist İsrail, çocukları askeri mahkemelerde yargılayan tek devlettir! 132 Sayılı Askeri Emir gereği çocuklar 18 gün göz altında tutulabilmektedir. Unicef’in yıllardır raporlarında geçen bu durum “yaygın, sistematik ve kurumsallaşmış şiddet” olarak tasvir edilmesine rağmen dünyanın ses çıkarmayışı, BM’nin Srebrenitsa’da, Hocalı’da, Karabağ’da nasıl sessiz kaldıysa bu yaşananlara da sessiz kalması günümüzdeki durumu yaşamamıza sebeptir! Zira Siyonist İsrail ABD’nin ve Batı’nın şımarık çocuğu gibi Orta Doğu’da at koşturmakta ve hiçbir norm tanımadan masumların canına kıymaya devam etmektedir!

Çocuk Haklarıyla ilgili kanunların Anayasası olarak kabul edilen 1989 Tarihli BM Çocuk Haklarına Dair Uluslararası Sözleşmedeki tüm maddeler ihlal edilmiş, çocukların yaşama ve gelişme hakkından, silahlı çatışmadan korunma hakkına kadar hiçbir norm, ilke, kanun tanınmamıştır! Sınırlarına saygı duyulmayan bir devlet, ne çocukları ne de yetişkinleri koruyabilir. Yıllardır Filistin Devleti’ne uygulanan muamele tam da budur. 181 Sayılı BM Genel Kurulu Kararı’na göre sınırları belli olan Filistin Devleti korunmamış, bu durum da günümüzde yaşanan olaylara kapı aralamıştır.

BATI’DA 1989 TARİHLİ SÖZLEŞMENİN İHLAL EDİLMESİ DURUMUNDA AYAĞA KALKAN DEVLETLER, KONU ORTA DOĞU’DAKİ ÇOCUKLARA GELDİĞİNDE NEDEN SESİNİ ÇIKARTAMAMAKTADIR? Bunun nedeni açıktır. Uluslararası Hukuk ne de olsa ilk Avrupa Hukuku olarak doğmuştur. Sonradan Uluslararası Hukuk ismini almıştır. Bu sebeple eğer Batılı bir devletin çocuğu değilseniz; bombalar arasında feryad ederek canınıza kıyılmış da olsa; kimse ses çıkarmaz, hiçbir kanun, anayasa sizi korumaz!

İşgalden bu yana mazlumun kısılan sesi olmaya çalışan, otuza yakın ülke lideriyle temas halinde olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği üzere bu savaş Hilal ve Haçlı savaşıdır. Bugün çifte standarta göz yumanlar, yarın Mahkeme-i Kübra’da yargılanacaklardır!

Batıdaki çocuklarla Orta doğudaki çocuklar ne zaman eşit haklara sahip olursa, dünyanın Müslümanlara ve Türklere karşı ne zaman algısı değişirse o zaman bu devran dönecektir. Bağlayıcılığı olmayan, yaptırım mekanizmalarına sahip olmayan komiteler ve kuruluşlar çözüm değildir. Netenyahu ve arkasındaki merkez karar komitesi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmadığı müddetçe bugün Filistinli çocuklar yarın Uygur Türkleri bir başka gün farklı bir mazlum yine ölümle burun buruna gelecektir. Bu yüzden; CİHAN’A ADALET, KUDÜS’E HÜRRİYET!