Bu nasıl bir cürettir?

Kıbrıs adası, Akdeniz’in incisidir. Stratejik, ekonomik, siyasi ve askeri yönden Türkiye’nin kilididir. Akdeniz’de bir uçak gemisi, bir deniz üssü, petrol ve enerji hatlarının kontrol noktası gibidir. Mustafa Akıncı denilen adam söyledikleri ile EOKA’ya hizmet etmiş ENOSİS’e yol vermiştir. Bütün şehitlerin kemikleri sızlatılmıştır.

10.02.2020 10:00

          Rahmetli Denktaş döneminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne birkaç defa gittim. Kendisiyle sohbetlerim, röportajlarım oldu. Hatta Ankara’ya gelişinde de görüşmeler yaptım. Her defasında ayrıntılı biçimde KKTC’nin önemini anlatırdı. Rum tarafının kirli oyunlarına dikkat çeker, mücadelenin zorluğunu dile getirirdi. Türkiye’nin vazgeçilmezliğini ısrarla ve altını kalın çizerek belirtir, en küçük bir tavizin telafisi imkansız kayıplara yol açacağını söylerdi. Bunlara ilave olarak, yine önemle üzerinde durduğu bir diğer konuda içerideki hainler olurdu. Bu hainlerin fazla ileri gidememesi ve etkin bir duruma gelmemeleri için neler yapılması gerektiğini anlatırdı. Milli ve manevi değerlere sarılmak gerektiğini ısrarla kaydeder, örnekler verirdi. Çocukların, gençlerin vatan ve millet sevgisi ile yetişmeleri için okullardan başlamak gerektiğini, buna göre müfredatın belirlenmesi için gayret gösterdiğini her fırsatta dile getirirdi.

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER

           Ömrü zaten içerideki ve dışarıdaki hainlerle mücadeleyle geçti. Rahmetli Denktaş’ı susturmak, sindirmek için her türlü iftirayı attı, her yolu denediler. Nitekim, Denktaş sonrasında neler yaşandığını, uyarılarının ne kadar doğru, ne kadar haklı olduğunu ibretle izliyoruz. Millilikten biraz uzaklaşıldığında, manevi değerler yok sayıldığında varılan yer, Rum sözcülüğü oluyor. Bugün bunun hangi boyutlara geldiğini, sözde Cumhurbaşkanı olan Mustafa Akıncı’nın yaptıklarında ve beyanlarında net olarak gördük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye arasına mesafe koymak kelimenin tam anlamıyla ihanettir.

KIBRIS HAYATİ ÖNEMDE

         Kıbrıs Türkiye için hayati konumdadır. Tarih boyunca da böyle olmuştur. Adanın 1571’de fethi için 50 bin şehit verilmiştir. 1914 yılında İngiltere’nin kalleşlikleri ile adada kontrolü kaybetmiş olsak da, hiçbir zaman vazgeçmedik. Rumlarla ortak devlet macerasının sonu kan, işgal, gözyaşı ve zulüm oldu. EOKA denilen kanlı örgütün ENOSİS, yani adayı tamamen Yunanistan’a bağlama hayalinin bir soykırıma dönüşmesi ile birlikte 1974’de Kıbrıs Barış Harekatı’nı yaptık. Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk Silahlı Kuvvetleri, 498 şehit verdi. Kıbrıs Türk tarafı harekatta 70’i mücahit, 270 kişiyi kaybetti. Kıbrıs Türklerinin genel olarak verdiği şehit sayısı 1672 olarak kayıtlara geçti.

VATAN TOPRAĞI

         Kıbrıs adası, Akdeniz’in incisidir. Stratejik, ekonomik, siyasi ve askeri yönden Türkiye’nin kilididir. Akdeniz’de bir uçak gemisi, bir deniz üssü, petrol ve enerji hatlarının kontrol noktası gibidir. Kıbrıs’a hakim olan, Akdeniz’e hakim olur ki, bu dünyanın dengelerini değiştirir. Nitekim, bugün Akdeniz’deki hak ve hukukumuzun dayanağı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Araştırma gemilerimiz, sondaj gemilerimiz ve onları koruyan deniz gücümüz KKTC’den aldığı yetki ve imkanları kullanıyor. Libya ile yaptığımız deniz yetki alanlarını belirleyen askeri işbirliği mutabakatını önemli ve değerli hale getiren ve elimizi güçlendiren şey yine Kıbrıs’tır. Kıbrıs bizim için Türkiye’nin her hangi bir şehrinden farksızdır. Biz hiçbir şart altında Kıbrıs’ta taviz veremeyiz, geri duramayız ve vazgeçemeyiz. Zaten sorun da buradan kaynaklanıyor. Türkiye’nin bu büyük avantajını, bu hayati imkanını yok etmek, o olmuyorsa azaltmak, o da olmuyorsa sulandırmak için şeytani planlar yapılıyor, ama nafile. Bu vatan toprağı için tarih boyunca bedel ödedik, gerekirse yine ödemekte de en küçük bir tereddüt göstermeyiz.

ENOSİS’E YOL VERİYOR

         Mustafa Akıncı denilen adamın Türkiye’den koparmaya çalıştığı Kıbrıs budur. Bu adam söyledikleri ile EOKA’ya hizmet etmiş ENOSİS’e yol vermiştir. Böyle bir kepazelik Kıbrıs Türk tarihinde görülmemiştir. Bütün şehitlerin kemikleri sızlatılmıştır. Nasıl bir cürettir? Bu zihniyette biri nasıl Cumhurbaşkanlığı gibi bir makama gelebiliyor? Sayın Devlet Bahçeli yaptığı, “Mustafa Akıncı’nın Türkiye’yi hafife alması, hatta KKTC’nin Türkiye’ye bağlanma ihtimalini korkunç olarak nitelendirmesi uyuyan bir Komünistin ayaklanarak EOKA diline tutunmasından başka manaya gelmeyecektir. Anavatan-yavru vatan ayrımına karşı çıkan, Türkiye’ye ekonomik bağımlılığı azaltmak için Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin desteğine ihtiyaç duyduğunu küstahça seslendiren ve gizli niyetlerini itiraf eden Akıncı ENOSİS’in yörüngesine çoktan girmiştir. Kıbrıs Türklüğü’nü Rum planlarına zincirleyip tutsak etmek maksadıyla elinden geleni ardına koymayan Mustafa Akıncı Türkiye’ye ve Türk milletine şükran duyması gerekirken sırtını dönmüş, yüzünü de zalimlere çevirmiştir. Bu ayıp ve ahlaksızlığın hiçbir vicdanda, hiçbir siyasi anlayışta yeri olamayacaktır” açıklaması ile ve bu adamın kim olduğunu ifşa etmiş ve hak ettiği cevabı vermiştir. Akıncı’nın açık düşmenin telaşı ile sözcüsüne yaptırdığı açıklama ise haddini aşmanın ötesinde bir edepsizliktir.

O KOLTUĞU BOŞALT

         Rahmetli Denktaş’ın söylediklerinin, uyarılarının ne kadar haklı, ne kadar doğru olduğu şimdi çok daha iyi anlaşılmaktadır. Belli ki, bir yerlerde yanlışlık yapılıyor. Başka türlü bu adamlar nasıl bu makamlara gelip, bu kadar ileri gidebiliyorlar? Biz ilk fırsatta Kıbrıs Türk Halkının bu ihaneti defedeceğinden eminiz. Ancak, bu sicilde birisi şehit kanı ile sulanmış o topraklarda, bulunduğu makamı daha fazla işgal edemez. Bütün Kıbrıs Türk halkından ve Türk milletinden özür dilenmeli ve ivedilikle istifa edip, o koltuğu boşaltmalıdır.