Bu partiler düşman başına

19.08.2019 10:00

Türkiye’nin içinden geçtiği kritik süreçte siyasi partilere büyük görev düştüğü akıl ve izan sahibi herkesin görüp kabul edeceği bir durumdur. Nitekim, Cumhur İttifakı ülkenin şartlarının gereği olarak ortaya çıkmıştır ve siyasi hesapları bir kanara bırakarak, karşı karşıya kaldığımız beka sorunun aşılması için yoğun bir gayret göstermektedir. Diğer siyasi partilerde ise durum kelimenin tam anlamıyla felakettir. Birbirlerini tamamlayarak gidiyorlar, ülkenin varlığını değil kendi güdük hesaplarını önde tutuyorlar ve sonuç almak için vatan-millet düşmanları ile işbirliği yapmakta en küçük bir sakınca görmeyip zillette buluşuyorlar.

HDP TERÖRÜN UZANTISI

HDP’nin varlık sebebi terörü legalleştirmek, bölücü terör örgütünün siyasi sözcülüğünü yapmaktır. Dolayısı ile bu ülkenin varlığı ve birliğinden yana olan hiç kimsenin HDP ile işi ve her hangi bir şekilde ilişkisi olamaz. Her kim HDP’yi meşrulaştırmaya, normal bir siyasi parti gibi değerlendirmeye, makul ve mazur görüp propagandasını yapmaya kalkışırsa, mutlaka kendini gözden geçirmelidir. Bunu bilerek yapanlar zaten ihanetin içindedirler ve PKK’lı teröristlerle aynı kefeye girmişlerdir. Başka hesaplarla veya sırf ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanları zor durumda bırakmak için yapanlar ise ağır vebal altındadır. Şehitlerimizin kemiğini sızlatmaktadırlar ve bölücülerin, hainlerin, teröristlerin yardım ve yatakçısı durumundadırlar. Hiç kimse, “HDP bilmem şu kadar oy alıyor, bunlara oy verenler de mi terörist?” diyerek, bu tespitimizi sulandırmaya ve başka yerlere çekmeye kalkışmasın. Zira, oy verenler için de aynı şey geçerlidir. Aradaki fark şudur: HDP’ye oy veren çok büyük bir bölümünün, kerhen, baskı altında kaldıkları için veya yeteri kadar bilgilendirilmediklerinden dolayı bu yola gittikleri kanaatindeyiz. Baskının azalması, normalleşmenin sağlanması, bu ihanet şebekesinin gerçek yüzünün iyi anlatılması durumunda, HDP’nin aldığı oy oranının çok düşeceği ve zamanla tamamen silineceklerini iddia ediyoruz. Yapılan son seçimler bu iddiamızı doğrulamıştır. İhanetin bitmesi, terörün yok edilmesi ile birlikte HDP diye bir parti de kalmayacaktır.

CHP’NİN İÇLER ACISI DURUMU

HDP’nin ne olduğunu biliyoruz ve tavrımızı ona göre alıyoruz. Asıl sorun zilletin diğer ortaklarındadır. Atatürk’ün kurduğu parti olmakla övünen CHP’nin durumu içler acısıdır. Siyaset yapmak, sonuç almak adına söyledikleri, yaptıkları ve savundukları bazı durumlarda HDP’nin bile ötesine geçmektedir. Zaten HDP üzerinden PKK ile işbirliği yapmakta sakınca görmemiş ve seçimler sonrasında da diyet ödemek için harekete geçmişlerdir. Hiçbir milli meselede CHP’nin doğru tavır aldığını, bu ülkenin varlığından ve birliğinden yana bir şey söylediğini duyan veya gören olmamıştır. Savundukları ile bu ülke ve milletle meselesi olanları sevindirir, onlara malzeme verir ve azdırırlar. Sonra da döner bunun üzerinden siyaset yaparlar. Onun için CHP’nin bir milli güvenlik sorunu olduğunu, hatta daha da ileri giderek bir beka soruna dönüştüklerini hep söylüyoruz.

GAF MI, CEHALET Mİ?

CHP’nin içine düştüğü açmazın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ne kadar ilgisiz ve kopuk olduklarının son örneği, Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşma ile ortaya çıkmıştır. Kılıçdaroğlu, Televizyonların da canlı yayınla duyurduğu konuşmasında, milyonların gözünün içine bakarak, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de neden olmadığını sorgulamıştır. CHP zihniyetinin siyasi çıkar uğruna söyleyemeyeceği yalan, feda edemeyeceği hiçbir değer olmadığını zaten biliyorduk. Ancak, bütün dünyanın bildiği, gördüğü, yaşadığı bir gerçek nasıl bu kadar çarpıtılır, nasıl bu kadar tersine çevrilebilir, anlamakta güçlük çekiyoruz. Türkiye ile meselesi olanlar sondaj ve araştırma gemilerimizin Doğu Akdeniz’de olmasından rahatsız ve bunu engelleyebilmek için şeytani yöntemler deniyorlar, Kılıçdaroğlu ise tam tersini söylüyor. Hani, “niye bu kadar az gemimiz var, niye daha fazla çaba sarf etmiyoruz?” dese, anlayacağız. Ama Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hiç olmamasından bahsediyor. Akla ziyan bir durum. Hadi diyelim ki, haberi yok. Bir siyasi parti lideri için mazeret olamaz ama, insan hali, atlamış olabilir. Peki, yanındaki onlarca danışman, bilmem kaç tane genel başkan yardımcısı ne iş yapıyorlar? Böyle hazin durumlarda devreye girmeyeceklerse, ne zaman girecekler?

İP’İN KİRLİ AĞI

Bir de İP diye bir partimiz var. Bu köşeden yazdığımız yazılarda, TÜRKGÜN Gazetesi olarak verdiğimiz haberlerde bunların gerçek yüzlerini defalarca ifşa ettik. Ama asıl bombayı kendi içlerinden çıkanlar patlatıyor. Bizzat işin içinde oldukları için çok daha fazla ayrıntı veriyorlar. PKK’ya aynı safa girmesinden, HDP ile kirli işbirliğinden, FETÖ ile kurulan kumpaslardan rahatsız olup, partinin kurucusu oldukları halde yollarını ayrılanların yazıp söyledikleri hafızalardadır. Ancak, İP’in eski kritik isimlerinden medyadan sorumlu Başkan Yardımcısı Adem Taşkaya’nın anlattıkları, İP’in nasıl bir proje olduğunu ayrıntıları ile ortaya koyuyor. Taşkaya, İP’in ABD Kongresi’nin fonladığı çeşitli STK’ları örgütleyerek Türkiye’de siyasete müdahale etmek istediğini, bunlardan birinin de “Denge ve Denetleme Ağı” (DDA) adlı kuruluşu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bu kirli ağ bugün İYİ Parti’de karşımıza çıkıyor. Partide üst görevlerde bulunan birçok kişi, ABD (DDA) adlı kuruluşla bağlantılı.” Biz bu kadarla yetinelim. Bu çarpıcı açıklamaların ayrıntılarını gazetemizden okuyabilirsiniz.