Bu yolun dönüşü yok

Karşımızda ABD gibi güvenilmez, emperyal hedeflerinden hiçbir zaman vazgeçmeyen bir ülke, Trump gibi akıl sağlığı tartışmalı, kaypak bir adam var. Daha önce ne sözler verip, sonra ne yaptıklarını da çok iyi biliyoruz. Bütün mesele bu anlaşmanın tam olarak hayata geçirilmesi, verilen sözlerin eksiksiz biçimde tutulmasıdır.

19.10.2019 09:59

          Her zaman bizim dik durmamız, kararlı olmamız, hakkımıza, hukukumuza her ne pahasına olursa olsun sahip çıkmamız ve bunu bütün dünyaya açık ve kesin şekilde göstermemiz durumunda, terörle mücadelede ve özellikle de güvenli bölge oluşturma konusunda istediğimizi mutlaka alacağımızı, yazdık ve söyledik. Çok şükür, hükümetimiz gerçekten de kararlı oldu, dik durdu ve her ne pahasına olursa olsun terörle mücadeleden taviz vermeyeceğini bütün dünyaya gösterdi. Güvenli bölgenin bizim varlığımız, birliğimiz ve geleceğimiz için hayati önemde olduğunu, kahraman ordumuzun büyük başarısı ile zorla da olsa kabul ettirdi.

OYUNU BOZUYORUZ

          Biz bir oyunu bozuyoruz. Sınırlarımızda bir terör devleti kurulmasına, içimizde bir terör örgütünün varlık göstermesine izin vermeyeceğimizi ilan etmiştik, şimdi bunun gereğini yapıyoruz. Söz konusu olan bekamızdır, varlığımız ve güvenliğimizdir. Burada taviz veremeyiz, kararsız kalamayız, başkasının ne dediğine bakamayız. Nitekim, yapılan budur. Bu vesile ile bütün dünya, Türk milletinin kararlılığını kesin olarak anlamıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin kudretini ve kahramanlığını bir defa daha izlemiş ve bu ülke üzerinde yapılan kirli planların nasıl yerle bir edildiğini görmüştür.

SÖZLER TUTULMALI

         Trump denilen akıl hastası ve onun suyunda gidenler tehdit, yaptırım, ambargo, karalama, yalan dahil her yolu denemişlerdir. Hiçbiri fayda etmemiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyada eşine rastlanmayacak bir başarı sağlarken, uluslararası hukuk ve insani değerler konusunda da büyük bir titizlik göstermiştir. Bütün karalama ve engelleme gayretleri boşa çıkarılmıştır. Bu telaş bu yüzdendir. Bizimle uzlaşmak, anlaşmak ve istediklerimizi kabul etmekten başka çareleri kalmamıştır. Varılan anlaşma önemli ve değerlidir. Detaylarda elbette çok şey söylenebilir. Karşımızda ABD gibi güvenilmez, duruma göre vaziyet alan, her zaman kafasının arkasında başka hesaplar olan, emperyal hedeflerinden hiçbir zaman vazgeçmeyen bir ülke, Trump gibi akıl sağlığı tartışmalı, tutarsız, kaypak bir adam var. Daha önce ne sözler verip, sonra ne yaptıklarını da çok iyi biliyoruz. Yapılan açıklama ayrıntılıdır ve Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak niteliktedir. Bütün mesele bu anlaşmanın tam olarak hayata geçirilmesi, verilen sözlerin eksiksiz biçimde tutulmasıdır. Bunun için önümüzde sınırlı bir zaman var.

RUSYA’YA DİKKAT

          Salı gününe kadar harekâta ara verilmiştir. Burası işin püf noktasıdır. Harekât durdurulmamış, geri adım atılmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı sözlerin tutulmaması durumunda,  harekâtın kaldığı yerden devam edeceğini açıklamıştır ki, bunu çok önemsiyor ve her şeyin üzerinde tutuyoruz. Aynı şekilde salı günü Putin’le yapılacak görüşme de ayrı bir önem taşımaktadır. Zira, bölgede Rusya da vardır ve her ne kadar şu anda bir sorun gözükmüyor olsa da, yarın her şeyin değişebileceği unutulmamalıdır. Rusya ile ilişkiler ve özellikle de Suriye konusundaki gelişmeler konusunda çok dikkatli olmak, her ayrıntıyı düşünmek ve her kararı mutlaka iki taraflı olarak sonuca bağlamak gerekiyor.

İÇERİDEKİ GÜRUHUN TELAŞI

         Bir musibetin bin nasihatten daha iyi olduğu söylenir. Bu terör musibeti ve bu musibeti defetmek için yaptıklarımız, içeride ve dışarıda kimin nerede durduğunu, Türkiye ile ve Türk milleti ile kimin ne meselesi olduğunu bir defa daha görme fırsatı verdi. Sayın Bahçeli’nin de altını çizdiği gibi, dost ve müttefik görünümlü, hatta stratejik ortak kisveli ülkelerin terörle mücadeleye köstek olmak, teröristlere kucak açmak amacıyla hangi rezillikleri yaptıkları, nasıl bir hezeyan ve hezimet psikolojisinin içine düştükleri artık herkesin malumudur. Bizi asıl dehşete düşüren, içerideki güruhun telaşıdır. Düne kadar harekâtın durdurulması için çırpınıyor, akla ziyan şeyler söyleyerek, vatan-millet düşmanlarını sevindiriyorlardı. O kadar ki, CHP Genel Başkanı ile Trump veya Macron’un açıklamaları arasında neredeyse hiçbir fark kalmamıştı. Şimdi de harekâta ara verilmiş olmasını eleştiriyor, anlamadan, dinlemeden, ne getirip ne götürdüğüne bakmadan hücum ediyorlar. Yine söylüyorum, bu CHP ve yanaşmaları varken, bizim başka bir düşmana ihtiyacımız yok. Ne yazık ki, CHP büyük bir milli güvenlik sorunu, ciddi bir beka meselesi haline gelmiştir.

HAKLI OLAN TÜRKİYE’DİR

         Trump denilen akıl hastasının, Sayın Cumhurbaşkanına yazdığı mektuba sahada cevap verilmiştir, ama bu kadarla kalmamalıdır, diplomatik cevap da uygun bir şekilde verilmelidir. Yine Sayın Bahçeli’nin belirttiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti zalimlere göz yummayacak güce, hainlere boyun eğmeyecek cesarete, haçlı hayallerine teslim olmayacak asalet ve kudrete ziyadesiyle sahiptir. Barış Pınarı Harekâtı aklın, adaletin, ahlakın ve hakkın tarafında olan ülkenin Türkiye olduğunu belgelemekle kalmamış, resmileştirmiştir. ABD Başkan Yardımcısı Pence başkanlığında ülkemize gelen heyetle yapılan görüşme trafiği sonucunda kimin dik duruşlu ve doğrudan yana, kimin ikiyüzlü ve yanlış istikamette olduğu da esasen netleşmiştir.

         Diplomaside elinizi güçlendiren, masada istediğinizi almanızı sağlayan şey, arkanızdaki silahlı gücünüz ve onun sağladığı etkidir. Kahraman ordumuzla ne kadar övünsek azdır.