Çanakkale şerefimizdir

18.03.2020 10:00

Koronavirüs girdabındayız ve bunu da en kolay, en hafif, en kısa sürede atlatacağız. Ümidimiz, beklentimiz, hedefimiz budur. Sürecin şu ana kadar çok iyi idare edildiğini hem hakkı teslim etmek, hem milletimizi doğru bilgilendirmek adına bir defa daha söylemek durumundayız. Tam da beklediğimiz gibi, bozguncular, ahlaksızlar her meselede olduğu gibi Türk milletinin sağlığı üzerinden de kirli hesaplar yapmakta gecikmediler. Kısa bir suskunluktan sonra, ele geçirdikleri gazete köşelerinden, sosyal medya hesaplarından kin kusuyorlar. Sürecin başarılı şekilde yürütülmesinden, doğru, hızlı ve yerinde tedbirler alınmasından rahatsız olacak kadar alçaldılar. İtalya ile Türkiye’yi kıyaslamak, onlar gibi olabileceğimizi ima etmek, aslı astarı olmayan şeylerle, sudan bahanelerle bozgunculuk yapmak, kelimenin tam anlamıyla vatan-millet düşmanlığıdır.

EBEDİYETE KADAR ANLATILACAK

Türk milleti her zor zamanda kenetlenmeyi, mücadele etmeyi ve tekrar ayağa kalkmayı bilmiştir. Bunun tarihte sayısız örnekleri vardır. Nitekim, bugün dünya tarihinin akışını değiştiren, 7 düvele ve onların kendi dönemi içindeki sınırsız imkânlarına karşı yapılmış, insanoğlunun yeryüzünde gördüğü ve görebileceği en şanlı, en muhteşem, en görkemli direnişin; Çanakkale’nin geçilemeyeceğini kainatın yüzüne haykıran eşsiz destanın 105. yılını kutluyoruz. Tarihin dönüm noktası olan bu müstesna günü, koronavirüs gündemi içinde, bu yıl belki şanına layık kutlayamayacağız ama bu durum ne gerçeği değiştirir, ne coşkumuzu ve heyecanımızı etkiler. Çanakkale şerefimizdir, onurumuzdur, gururumuzdur ve ebediyete kadar söylenecek, anlatılacak, yaşanacak destanımızdır.

ASIRLAR GEÇİYOR OYUNLAR DEĞİŞMİYOR

Çanakkale’deki muhteşem direnişle temelleri atılan cumhuriyetimiz 100 yaşını doldurmak üzeredir. Bugün gördüklerimiz, yaşadıklarımız, karşılaştıklarımız ve karşılaşacaklarımız 105 yıl öncesinden çok da farklı değildir. Türk’ün bu topraklardaki varlığına yönelik saldırılar, bizi içeriden çökertmek için yapılan hain planlar, etrafımızda oluşturulan kanlı çember yine aynı yerlerden idare ediliyor, yine aynı ellerle hayata geçiriliyor. Şartlar değişiyor, yıllar, asırlar geçiyor, ama üzerimizdeki oyunlar hiç bitmiyor. Dün Çanakkale’de karşımıza dikildiler; bugün Suriye coğrafyasından, İdlib’den hücum ediyorlar. Dün donanmalarıyla, kurdukları kanlı ittifakla, Haçlı ordularıyla üzerimize geldiler; bugün maşalarıyla ve o maşalara sağladıkları sınırsız imkânlarla şanslarını deniyorlar. Dün zırhı, çeliği, topu, tüfeği devreye soktular; bugün terörü, kalleşliği, içimizdeki hainleri ve onların görünen ve görünmeyen uzantılarını kullanıyorlar. Dün bu kanlı emellerine ulaşabilmek için Mustafa Kemal’i engel görüyor, onu yok etmek için kumpaslar kuruyorlardı; bugün de Cumhur İttifakı’nı ve cumhuriyetin teminatı olan Türk milliyetçileri ve Ülkücüleri hedef alıyorlar.

TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR

Mehmet Akif, bu durumu İstiklal Marşı’mızda şu veciz mısralarla anlatıyor: Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar, Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar, ‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar. Çanakkale’de yendiklerimiz, şanslarını tekrar deniyor. Akıl ve izan sahibi herkes güzel ülkemizin Çanakkale Savaşlarında olduğu gibi, kalleş bir kuşatmaya alındığını görüyor ve söylüyor. Bu kuşatmanın asıl sahipleri dışarıda, uzantıları içeridedir. Dikkatli olmak ve kalan zamanda sergilenecek oyunları bozmak zorundayız. Yeni bir Çanakkale destanı ile bu kuşatmayı yarmak, bu zillete geçit vermemek bir vatan görevi haline gelmiştir. Bugün de Batı’nın ufuklarından gelen silahlar, bombalar, teröristler, kanlı planlar Mehmetçik’in iman dolu göğsüyle oluşturduğu serhaddi aşamamıştır. Böyle bir imanı boğacak güç ve kudret, dünyada henüz mevcut değildir. Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarla savaşımız asırlardır sürüyor, ne pes ettik, ne vazgeçtik, ne geri adım attık. Bundan sonra da böyle olacaktır.

ALLAH BES BAKİ HEVES

Sayın Bahçeli’nin belirttiği gibi, bu süreçte karamsarlık aşılayanlara, kötümserlik yayanlara, provokasyonlara yeltenenlere, fırsatçılık, stokçuluk ve karaborsacılık yapanlara azami derecede dikkat ve uyanıklık mühim bir sorumluluktur. Mikrobun kırılması için Sağlık Bakanlığının tavsiye ve tembihlerine aynen riayet etmek insan ve toplum sağlığı açısından mecburiyettir. Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünde birbirimize kenetlenerek, kurallara harfiyen uyarak, dayanışma ve yardımlaşma vakarını harekete geçirerek melanet virüse karşı aşılmaz bir cephe oluşturmamız başlıca dileğimizdir. Telaşa gerek yoktur, korkuya lüzum yoktur. Nitekim Allah bes baki hevestir. Hükümet görevinin başındadır, gerekli bütün önlemleri sırasıyla almaktadır. 105 yıl önce düşmanı defettik, bugün de virüsü inşallah bertaraf edeceğiz. Bu vesile ile 105 yıl önce Çanakkale’yi geçilmez yapan kahramanlara, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bütün şehitlerimize ve gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Allah onlardan razı olsun.