Çarkların kralı CHP, yine çark etti!

06.07.2021 10:00

CHP’nin başını çektiği Türkiye’deki muhalefetin ne ahlakı, ne de aklı vardır. Hem Türkiye’ye sürekli ayak bağı oluyorlar, hem de sürekli kendilerini rezil ediyorlar.

          CHP son olarak Sakarya Arifiye Tank Palet Fabrikası konusunda yeni bir rezilliğine daha imza attı. Kemal Kılıçdaroğlu ve avanesi son yıllarda bu fabrikanın Katarlılara satıldığı iddiasıyla mitinglerde, televizyonlarda konuşmalar yapıyorlardı. Geçtiğimiz günlerde CHP sözcüsü Faik Öztrak çıktı, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li yöneticileri yalanlayan şu açıklamayı yaptı:

         "Bugün de Erdoğan tank palet fabrikasındaydı. Çıktı, 'Tankı paleti sattılar diyenler yalan söylüyor' dedi. Ne satması, biz satmaktan hiç bahsetmedik. Biz 'peşkeş çektiniz' dedik."

          Oysa "Şimdi satıyorlar fabrikaları. Tamam fabrikaları da sattılar. Onu hadi bir yere kadar anladık. Allah aşkına bu devletin, ordunun silah fabrikası satılır mı? Silah fabrikası. Sakarya'daki tank palet fabrikası. Neden satıyorsun? Kime satıyorsunuz? Katar ordusuna satıyorsunuz" sözleri ve buna benzer birçok söz Kemal Kılıçdaroğlu’na aittir.

Ama utanmadan, yüzleri kızarmadan “Biz satmaktan hiç bahsetmedik” diyebiliyorlar.

İnanın bunların herşeyi yalan, dolan, inkâr ve iftira üzerine kuruludur.

Geçmişte bunun birçok örneğini verdiler.

          Önce “Doğu Akdeniz’de zengin petrol var. Doğal gaz yatakları var. Amerika orada, Yunanistan orada, Kıbrıs Rum Yönetimi orada, Mısır orada, Katar orada, hepsi orada. Bir tek devlet yok, Türkiye. Niye yok? Akdeniz’in yer altı zenginliklerinden yararlanmak için ‘Armut piş, ağzıma düş’ politikasının bir işe yaramayacağı ortada” diyen, daha sonra çıkıp “Libya’da ne işimiz var?” demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce “Daha önce ben, arkadaşlarım bu şehir hastanelerini hep biz eleştirdik” diyen, daha sonra çıkıp “Şehir hastaneleri niçin yapıldı diye eleştirmedim” demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce “Sen patates üreticilerine, soğan üreticilerine para verip o ürünü aldın, fakir fukaraya dağıttın diye biz karşı mı çıktık” diyen, daha sonra çıkıp “Vatandaşa soğan dağıtıyor şimdi patates dağıtıyor. Şu akla bakın, şu mantığa bakın” demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce "Başka bir partiye kendi vekilini transfer etmek seçmene ve partiye ihanettir, karaktersizliktir" diyen, daha sonra 15 CHP'li milletvekilini siyasi proje için Meral Akşener’in İP'ine götürüp bırakan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce "Askerin İdlib operasyonuna destek veriyoruz" diyen, daha sonra çıkıp "İdlib'den gelecek her şehidin sorumlusu hiç kimse unutmasın Recep Tayyip Erdoğan'dır"  demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce Yenikapı’da düzenlenen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne katılıp “15 Temmuz akşamı Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanan bir çete grubu Türk demokrasisine darbe yapmak istedi. Parlamento’ya darbe yapmak istedi. Daha doğrusu size, bize, hepimize darbe yapmak istedi. Ama çok şükür özellikle buradan TBMM’yi 15 Temmuz akşamı sabaha kadar açık tutan ve yöneten TBMM Başkanı’na yürekten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Parlamenter sistemimize karşı bir darbe yapmak istediler. Bizim Cumhuriyet tarihimizin en kanlı darbe girişimidir bu. 240 şehidimiz var. 240 aslanımızı toprağa verdik, 240 demokrasi şehidimize Allahtan gani gani rahmet diliyorum” diyen, daha sonra çıkıp "15 Temmuz darbe girişiminin kontrollü bir darbe girişimi olduğu... Oldu tabii, bunu bilmeyen var mı Allah aşkına. Defalarca bizim grup başkan vekilleri bunu dile getirdi, biz dile getirdik, bütün bunların hepsi söylendi” demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce terör örgütü PKK’nın kapatılan televizyonunu IMC TV’de “Anayasanın 2. ve 3. maddelerini değiştirelim. Söyledik tüm bunları” diyen, daha sonra çıkıp “Türkiye’nin demokratikleşmesini sağlayacak bütün düzenlemelere katkı vereceğiz. İlk dört madde hariç" demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce "Türkiye’nin güvenliğini alabilecek noktaya kadar gitmeli ama ben Afrin’e girilmesini asla doğru bulmuyorum" diyen, daha sonra çıkıp "Tezkereye ‘evet’ dememiz doğru politikaydı. İdlib’de, Afrin’de sivil toplum örgütleri var ve bunların harcamalarının büyük bir kısmı AB tarafından fonlanıyor. Orada Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar. Fotoğraflarını gördüm, bana bilgi verildi. Şimdi eğer askerlerimiz çekilseydi, bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı. Biz oradaki Suriyelileri düşünmek zorundayız" demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce "YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur" ve “Türkiye’de beka sorunu yok, ABD’nin desteklediği YPG bize mi saldıracak?” diyen, daha sonra çıkıp “Fırat Kalkanı harekât bölgesinde, YPG/PKK’lı teröristlerin alçakça saldırısı sonucu şehit olan askerimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır, yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun!” twitini atan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          Önce "Millet İttifakı'nı oluşturan partilerin Anayasa değişikliğinde hangi ilkelerde uzlaşabileceğinin çalışması yapıldı. Bu çalışmayı yapanların başında İbrahim Kaboğlu vardı. Bu ilkeler çerçevesinde Anayasa çalışması yapılacak. Üç aşağı beş yukarı bir mutabakat metni şu anda elimizde var" diyen, daha sonra çıkıp, "Böyle bir anayasa çalışması yok. Kamuoyunda tartışılıyor, ben de hayretle izliyorum" demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

         Önce "Cumhurbaşkanı seçildiğimde beni özgürce eleştirebilecekler" dedikten saniyeler sonra, "CHP'nin şuan bir adayı yok. Cumhurbaşkanı adayını soruyorsunuz değil mi? Şuan CHP'nin adayı şudur ya da şu değildir diye bir şey söylemiyorum" demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

         Önce “Kimsenin erken seçim istediği yok ki... Kaldı ki benim veya bir başkasının erken seçim istemesinin bir anlamı da yok…” diyen, daha sonra çıkıp “Hemen seçim” demeye başlayan Kemal Kılıçdaroğlu olmuştu.

          İnanın Kemal Kılıçdaroğlu’nun çarklarını arşivden incelerken başım döndü. Her konuda, her olayda çarkları var. Daha birçok çarkını buraya yazmaya inanın erindim, yoruldum. Yaz yaz bitmez.

          Sakarya Arifiye Tank Palet Fabrikası konusunda “Sattınız” diye gezip gezip “Biz satmaktan hiç bahsetmedik” demeleri de inanın basit, sıradan CHP çarklarından biridir. İşte böyle bir parti Türkiye’de ana muhalefet partisi diye anılıyor ve birçok partiyi de peşine takıp Türkiye’de kaos, kriz çıkarmaya çalışıyor.

Allah, Türkiye’yi CHP muhalefetinden korusun.

          CHP, Türkiye’de milli güvenlik sorunudur. Türk milletini bu sorundan korumak her Türk vatandaşının ana görevidir.