Ata Emre Akman…

Hayatının baharını görmeden bir döl israfı yaratık tarafından Balıkesir’de öldürülen üniversiteli genç… Hem öğrenci harçlığını kazanmak için çalışan hem okuyan bir genç… Motosikletle sipariş bıraktığı adresten dönerken döl israfı bir yaratık geliyor ve defalarca onu bıçaklayarak vahşice öldürüyor. Olayın görüntülerini izleyen herkes için gerçekten akıl alacak, yürek dayanacak gibi bir manzara değildi. Öğrenci harçlığı için çalışan bir gençten vahşet düzeyinde ne istersin?

Öldürülen Ata Emre Akman isimli gencin babası emekli bir albaymış… Babasının “25 binin üzerinde asker geçti elimden. Bir askerimin burnu kanamadı ama ben kendi çocuğumu koruyamadım.” şeklindeki sözleri gerçekten yürek parçalayıcı idi. Keza annesinin "Biz ev bakacakken mezar yeri baktık. Ata, geçen yıl tek başına yaklaşık 11 ülke dolaştı. Koca Avrupa'da farklı farklı ülkelerde bir şey olmadı da kendi ülkemde Balıkesir gibi bir yerde böyle şeyler yaşadık.” demesi ve yine “Yetkililere 'o sedye beni kaldırır mı?' diye sordum ve Ata'nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı.” şeklindeki sözleri de herkesin yüreğini parçaladı.

Bir döl israfı geldi durduk yere bir genci hayattan kopardı ve ailesine ömür boyu unutamayacağı bir acı bıraktı.

Bunun gibi ne olaylar yaşanıyor Türkiye’de…

Cezaevleri dolup taştı… Bu gidişatın önüne geçilmezse bol bol cezaevi temelleri atılmak zorunda kalınacak…

Yarın cezaevlerinin bu yığılmasına yönelik bir af çıksa, affa uğrayan “bu bana ders olsun, bir daha suça bulaşmayayım” demiyor. Ya ne diyor? “Nasıl olsa af çıkar ben yine suçumu işlerim” diyor. Bu döngü sürdüğü sürece Türkiye’de suç oranı asla azalmayacaktır.

Türkiye’de zaten katile, teröriste, tecavüzcüye, vurguncuya asla af olmamalıdır. Affa muhatap olan kader mahkûmlarının (iradesinin dışında, kazaen veya bilmeden suç işleyenler) zaten hangi suçları kapsadığı da aşağı yukarı bellidir.

Yasa ve hukuk konusunda köklü kararlar alınmazsa toplumdaki bu gidişat yarınlarımızı çok zor durumda bırakacaktır.

Kayseri’deki 7 kişiyi öldüren seri katil Hamdi Kayapınar’ın durumu çok çarpık bir durum değil miydi?

7 kişiyi öldüren bu seri katil, 16 yıl 1 gün cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilmişti. Tahliye edildikten sonra da bir güvenlik görevlisini öldürüp tekrar cezaevine girmedi mi?

Nefsi müdafaa olmadan 1 kişiyi öldürmek ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılması gerekirken, 7 kişiyi öldüren seri katil sürümden mi 16 yıl 1 gün cezaevinde kalınıp tahliye edilmişti? Kader mahkûmu değil, nefsi müdafaa yok, bu tür katiller niçin aftan yararlanıyor? 7 kişiyi öldüren yaratık, bu işi zaten zevk haline getirmiş, çıkınca o zevkinin peşinden koşup yine birini öldürmüş… Bu türleri içeride zehirle ve at bir köşeye… Ne affı?

Rusya Devlet Başkanı Putin vatandaşlarına terör saldırısında bulunanlar için ne demişti: “Zanlıları Rusya halkının bütçesiyle beslemeyeceğiz. Acı çekerek yaşamları son bulacak.”

Türk vatandaşlarına acı yaşatan kim olursa olsun böyle bir kararlı duruş sergilemeliyiz.

Yaratık modeliyle doğmuş döl israfları, pırıl pırıl gençlerimizi vahşice hayattan koparak sonra bunlar yine vatandaşın vergisiyle içeride beslenecek, sonra bir af gelecek ve yine sokaklara salınacak öyle mi?

Böyle bir sistem baştan sona değişmelidir. Suç işlemeye meyilli olan kim varsa caydırıcı cezalardan dolayı korkacak, suç işleyen her kimse de alacağı cezanın bedeli ödeyecek…

Topluma huzur ancak kararlı adımlar, köklü bu tür kararlarla gelir.

Yoksa bu toplumda ne zevkine cinayet ne de tecavüzler biter… Dikkat edin, toplum içinde çok büyük bir “benzeşme” hali oluşmaya başladı. Popüler olan bir cinayet, tecavüz hadisesi yenilerini tetiklemektedir.

İzmir’de bir taksici cinayeti yaşandı. Sonra sanki film seti sahnesi gibi her ilde benzerleri yaşanmaya başlandı. Düşünsenize İzmir’deki taksici katilinin avukatı, gerekçeler sunarak katilin serbest bırakılmasını istedi. Millet yakalasa linç edecek, vatandaş idam istiyor. Avukatı da dalga geçiyor gibi serbest bırakılmasını istiyor.

Yarın belki de Ata Emre Akman’ı vahşice öldüren yaratığın avukatı da çeşitli gerekçeler uydurarak onun için özgürlük isteyecek…

Hukukun namusu bile ayaklar altına alınıyor.

Vatandaşın huzuru ve güveni üzerinde başka bir şey kabul edilemez. Toplum için değilse hukuk, niçin var o zaman?

O yüzden hükümetin toplumdaki bu cinnet halini azaltmak, bu tür suçluların benzeşmesini önlemek için hukukta köklü kararlar alıp, tavizsiz adımlar atmalıdır.

Son yıllarda toplumda yükselen ses hep bu yöndedir. Bir çocuğa tecavüz edip öldürenin yaşamaya hakkı yoktur, vahşice insan öldürenin nefes alması topluma zarardır. Caydırıcılık muhakkak etkili olacaktır. Bir de kökten ahlak eğitimi toplumun en büyük ihtiyacıdır. Hükümet bunun içinde geniş bir seferberlik başlatmalıdır.