CHP'nin misyonu milli politika düşmanlığıdır!

18.08.2021 10:00

          Çizgi film kıvamındaki devrimci Kemal Kılıçdaroğlu konuştukça batıyor, debelendikçe rezil oluyor. Böyle bir siyaset tarzını kendine yol haritası yaptı ve bu çizgisini yıllardır asla terk etmiyor. Atatürk’ün kurduğu CHP’nin başında genel başkanlık yaptığının ya farkında değil ya da bile bile Atatürk’ün aziz hatırasına hakaret etmek, onun mirasını yok etmek için CHP’nin başına geldiği günden beri büyük mücadele veriyor. Türkiye’nin hangi milli politikası varsa karşı çıkan, onu sulandıran, toplum nezdinde şüphe uyandırmaya çalışan ve Türkiye’nin karşısında olan bir siyaset tarzını uygulamaktadır.

          Mesela Türk devleti Akdeniz’de milli politika belirliyor ve milli menfaatlerimize göre adım atıyor. Kemal Kılıçdaroğlu önce çıkıyor “Doğu Akdeniz’de zengin petrol var. Doğal gaz yatakları var. Amerika orada, Yunanistan orada, Kıbrıs Rum Yönetimi orada, Mısır orada, Katar orada, hepsi orada. Bir tek devlet yok, Türkiye. Niye yok? Akdeniz’in yer altı zenginliklerinden yararlanmak için ‘Armut piş, ağzıma düş’ politikasının bir işe yaramayacağı ortada” diyor daha sonra “Libya’da ne işimiz var?” açıklamasını yapıyor.

          Mesela Türk devleti Suriye’de terör örgütlerine karşı operasyon yapıyor önce çıkıp “Askerin İdlib operasyonuna destek veriyoruz” diyor, daha sonra “İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu hiç kimse unutmasın Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyor.

          Mesela Türk devleti terör örgütü YPG’ye karşı köklü temizlik operasyonuna başlıyor, önce çıkıp “Ben Afrin’e girilmesini asla doğru bulmuyorum” diyor, daha sonra çıkıp “Tezkereye ‘evet’ dememiz doğru politikaydı. İdlib’de, Afrin’de sivil toplum örgütleri var ve bunların harcamalarının büyük bir kısmı AB tarafından fonlanıyor. Orada Suriye halkına olağanüstü güzel hizmetler götürüyorlar. Fotoğraflarını gördüm, bana bilgi verildi. Şimdi eğer askerlerimiz çekilseydi, bu hizmetlerin tamamı yok olacaktı. Biz oradaki Suriyelileri düşünmek zorundayız” açıklamasını yapıyor.

          Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olarak kurulan YPG için önce “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur” diyor. Daha sonra “Ben PYD’nin de YPG’nin de terör örgütü olduğunu defalarca söyledim” açıklamasını ve en son yine “YPG bize saldırmaz Türkiye’nin beka problemi yok” açıklamasını yapıyor.

          Mesela önce Yenikapı’da düzenlenen “Demokrasi ve Şehitler Mitingi”ne katılıp “15 Temmuz akşamı Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanan bir çete grubu Türk demokrasisine darbe yapmak istedi. Parlamento’ya darbe yapmak istedi. Daha doğrusu size, bize, hepimize darbe yapmak istedi. Ama çok şükür özellikle buradan TBMM’yi 15 Temmuz akşamı sabaha kadar açık tutan ve yöneten TBMM Başkanı’na yürekten teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Parlamenter sistemimize karşı bir darbe yapmak istediler. Bizim Cumhuriyet tarihimizin en kanlı darbe girişimidir bu. 240 şehidimiz var. 240 aslanımızı toprağa verdik, 240 demokrasi şehidimize Allahtan gani gani rahmet diliyorum” konuşmasını yapıyor, daha sonra çıkıp “15 Temmuz darbe girişiminin kontrollü bir darbe girişimi olduğu... Oldu tabii, bunu bilmeyen var mı Allah aşkına. Defalarca bizim grup başkan vekilleri bunu dile getirdi, biz dile getirdik, bütün bunların hepsi söylendi” şeklinde tam tersi bir açıklama yapıyor.

          Türkiye, Azerbaycan’ın Karabağ’ı Ermeni işgalinden kurtarma mücadelesinde yanında yer alıyor, destek veriyor Kemal Kılıçdaroğlu’nun Dış Politika Başdanışmanı ve CHP Milletvekili Ünal Çeviköz’e “Maalesef gelen haberlerde, Türkiye’den Azerbaycan’a silah yardımı yapıldığı ve söylentilere göre cihatçı grupların da Azerbaycan’a gönderildiği ifade ediliyor” açıklamasını yaptırıyor. Sonra aynı Kemal Kılıçdaroğlu hiçbir şey olmamış gibi “Azerbaycan’ın topraklarının işgaline karşı vermiş olduğu haklı mücadelesinin tescil edildiği ateşkes anlaşmasını kıvançla karşılıyor, Azerbaycan’ın zaferini yürekten kutluyorum” açıklamasını yapıyor.

          Bu kadar çelişki, tutarsızlık, inkâr CHP Genel Başkanı’nın politikasıdır. Şimdi böyle bir adamın hangi muhalefeti dikkate alınır, hangi düşüncesi itibar görür? İnanın onu dinlemek, onu dikkate almak Türkiye adına bir kayıptır. Çünkü Türkiye’nin milli politikalarını sinsi bir şekilde itibarsızlaştırma, gölgeleme ve gücünü zayıflatma gayesi gütmektedir.

          Şimdi böyle milli güvenlik sorunu haline gelmiş birisi Türkiye’nin Afganistan ve Suriye politikası hakkında ahkâm kesiyor. Hükümete akıl veriyor, MHP’yi tahrik etmeye çalışıyor.

          Cumhuriyet gazetesinde MHP’yi hedef alan “Hani siz egemen güçlere karşıydınız, hani ülkemiz yolgeçen hanı değildi, mülteci kampı değildi? Bir şey daha merak ediyorum, bu anlaşmadan, Milliyetçi Hareket Partisi’nin haberi var mı? Varsa kendisine ‘milliyetçiyim’ diyen bir parti buna nasıl ‘tamam’ der ve sessiz kalır” açıklamasını yapmış, Cumhuriyet gazetesi de onun sözlerini “Milliyetçi MHP neden sessiz” diye manşet yapmış…

CHP’nin her yeri ses olsa yukarıda görüldüğü gibi hali ortadadır.

          CHP hem “Suriyelileri Suriye’ye gönder” diyor, hem de Türk devletinin Suriye’de güvenli bölge oluşturma mücadelesinde safını terör örgütü YPG’nin yanı olarak belirliyor.

          MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de geçtiğimiz yıllarda Suriyeliler konusunda açıklama yapmıştı. Kemal Kılıçdaroğlu “Türkiye’ye hangi ihanetleri gerçekleştireyim” arayışı içinde iken sanırım MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin geçmişte yaptığı şu açıklamaları görmemiştir.

          “Halen Suriyeli sığınmacılardan kaynaklanan pek çok sorunumuz varken, bunun üstüne yeni bedellerin ve telafisi çok zor olacak yeni yüklerin ilavesi asla tasvip etmeyeceğimiz bir hata olacaktır.

          Parti olarak ülkemizde misafir edilen Suriyelilerin aşama aşama ülkelerine dönmelerini milli beka ve demografik istikbalimiz açısından mecburiyet gördüğümüz de bir gerçektir.” (6 Eylül 2018)

“Türkiye yolgeçen hanı değildir.

          Bizim gidecek başka bir ülkemiz, başka bir yurdumuz, başımızı sokacağımız başka bir yuvamız yoktur. Ülkemize sığınmak isteyen mazlumları sahipsiz bırakmayız, ama Türk milletinin ve Türkiye’nin de geleceğini yabana atmayız, atamayız, atmayacağız.” (10 Mart 2020)

          Bunları göremediği gibi Ağustos ayının başında Türkgün gazetesine Suriyeliler ve Afganlar konusunda yaptığı açıklamaları da görmezlikten gelmektedir. Oysa Türkgün gazetesindeki röportajın içeriğini kendi medyası bile haberleştirmişti. Geçtiğimiz günlerde Afganistan’daki gelişmeler konusunda da çözüm ve önlem önerisi sunan kapsamlı bir açıklama daha yapmış olmasına rağmen “Milliyetçi MHP neden sessiz” diye soranlar inanın alçaklığından soruyordur.

          CHP ve gerzek ortakları, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Afganistan ve bölgedeki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamaları eleştiriyor. Taliban yarın “PKK’yı, YPG’yi destekliyoruz” dese anında Talibancı olacak bu muhalefet ne Afganistan’daki ne de bölgedeki gelişmelerin farkındadır.

          Kemal Kılıçdaroğlu “Başkalarının arkasına bakmadan kaçtığı yere, askerimizi kurban etmeyeceğiz. O gayri resmi masalarda verilen şahsi sözlerin kıymetiharbiyesi yoktur. İktidara sesleniyorum, hemen asker ve polisimizi Afganistan’dan geri çekin“ açıklamasını, Meral Akşener de “Çıkmış hâlâ, ‘Türk askeri Afganistan’da kalmalı’ diyorlar. Kardeşim; Afganistan kaldı mı da askerimiz kalsın? ABD’ye şirinlik peşinde abuk sabuk konuşmayı bırakın, askerimizi derhal o bataklıktan çekin!” açıklamasını yapmış…

          Zaten oturmuş bir kuraldır, bu zihniyet ne diyorsa tersini yapmak gerekiyor. Yarın bölgede farklı gelişmeler olursa aynı bunlar, “Türkiye niçin burada değil?” diye muhalefete başlar.

          Afganistan tezkeresinde geçtiğimiz yıl CHP adına şu konuşmayı yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Dış politika Başdanışmanı Ünal Çeviköz idi:

          “Türkiye Cumhuriyeti ile çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir varlık-yokluk savaşı veren Afganistan arasındaki dostluk köprüleri Ulu Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk döneminde atılmıştır. Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyetini ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan kralı Emanullah Han olmuştur. Büyükelçiliğimiz Kabil’de açılan ilk diplomatik misyondur. Afganistan, Türkiye Büyük Millet Meclisini tanıyan 2’nci ülkedir. Cumhuriyet Halk Partisi, temelleri Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan Türkiye-Afganistan dostluğunun her zaman yanında olmuş, bu dostluğun bütün dönemlerde güçlenmesini ve 2 kardeş halkın dayanışmasının her koşulda sürmesini savunmuştur.

          Bu nedenle, sonda söyleyeceğimizi daha en baştan söyleyeyim. Dost ve kardeş Afganistan halkının topraklarında huzurun ve barışın yeniden tesis edilmesi konusunda daha önceki yıllarda vermiş olduğumuz desteği devam ettireceğimizi ve tezkereye olumlu yönde oy kullanacağımızı şimdiden belirtmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, Türkiye, Afganistan’da etnik kökeni ne olursa olsun halkın tamamına eşit yakınlıkta olacak şekilde, Afgan yönetimini desteklemek, Afganistan millî savunma ve güvenlik kuvvetlerini eğitmek ve Afganistan halkına güvenlik istikrar ve gelişme konusunda yardım etmek maksadıyla bulunmaktadır. Afganistan’a her türlü katkıyı yapmak, Atatürk ile Emanullah Han’ın vaktiyle kurmuş oldukları o vazgeçilmez ve unutulmaz kardeşliğin bir gereği olarak görülmelidir. Bu yapılıyor mu acaba?”

          CHP Afganistan tezkeresine “evet” oyu vermiş Ünal Çeviköz buna da “İşte, değerli milletvekilleri, biz bu tezkereyi desteklerken ‘Aman, saraydan tezkere geldi, hemen destekleyelim’ anlayışıyla değil, önerilerle ve yol göstererek bakmayı ve bir destek vereceksek ona göre vermeyi tercih ediyor, o nedenle olumlu bir oy davranışında bulunurken dahi önerilerde bulunuyoruz” açıklamasını yapmıştı. CHP’nin o günlerdeki Afganistan tavrı da hep ikiyüzlülük olarak medya ve siyaset dünyasında tartışılmıştı.

          MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin makul, mantıklı ve çözüm önerili Afganistan açıklamasını eleştirenlerin geçtiğimiz yıl tavrı bu iken, şimdi yine başka bir pozisyon almışlardır. Çünkü neyi savunduklarını, neye karşı olduklarını bilmiyorlar.

          MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Afganistan açıklamasını tekrar tekrar okuyun bakalım Türkiye ve bölgedeki gelişmelere bakış ve çözüm önerisi olarak vizyon ve makul duruş dışında farklı bir şey görecek misiniz?

          CHP’ye uyup Suriye’deki terör örgütü YPG’ye operasyon yapılmamış olsaydı PYD çoktan sözde Kürdistan’ın bir parçasını orada ilan etmiş olacak, biz de terör koridorundan gelen saldırıların muhatabı olacaktır. O yüzden CHP ve yancılarının aklı ve gözüyle hiçbir meseleye bakmamak öncelikli refleks olmalıdır. Afganistan konusunda da Türk devleti bölgesel vizyon ve milli menfaatler içeren politikayla gelişen hadiselere yaklaşmalıdır. Cumhur İttifakı bu vizyonu oluşturacak milli politikaları sağlayacaktır.