Cumhur İttifakı 15 Temmuz akşamı kuruldu!

13.08.2021 10:00

          Türkiye’nin birçok alanda yeniden yapılanmasında ve Türk siyasetinin tekrar şekillenmesinde 15 Temmuz hain darbe girişiminin bir başlangıç olduğu artık tarihe geçen bir not olmuştur. AK Parti ve MHP geçmişte yaşananları bir tarafa koyarak Türkiye’deki emperyalist atmosferi dağıtmak için, adına Cumhur İttifakı dedikleri bir birliktelikle yan yana geldi. Cumhur İttifakı arasında imzalanan protokolde de “Cumhur İttifakı esasen, 15 Temmuz 2016’da FETÖ’nün teşebbüs ettiği hain darbe ve işgal hareketi sonrasında, Türkiye’nin maruz kaldığı saldırılara karşı yerli ve milli bir duruşun doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Zira 15 Temmuz 2016, ülkemiz için her bakımdan dönüm noktası ve yeni bir başlangıç olmuştur” ifadeleri yer almıştır.

          Bu sürecin ilk meyvesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi oldu. Bu sistemle birlikte sınır içi ve ötesinde terörle mücadelede tavizsiz bir kararlılık başladı. Türk dünyasındaki iş birliği için daha somut kararlara imza atıldı. Karabağ’ın Ermeni işgalinden kurtarılmasını, Kıbrıs’ın milli rotaya oturtulmasını, Ayasofya’nın tüm emperyalist baskılara rağmen ibadete açılmasını, Akdeniz’de milli menfaatleri hedefleyen bağımsız duruşu, milli savunma teknolojisindeki dış ülkelere muhtaçlığı bitiren üretimi ana başlıklar olarak ifade edebiliriz.

          Bu ana başlık ve içeriklerden rahatsız olanlar, Cumhur İttifakı’ndan ve bu ittifakı oluşturan AK Parti ve MHP’den de rahatsızlar. Bu rahatsızlığı ABD ve AB ülkeleri, bunların maşa olarak kullandığı terör örgütleri ve onların içimizdeki uzantıları açık açık eylem ve söylemleriyle göstermektedir.

          Ne yapsak da Cumhur İttifakı’nı dağıtsak, parçalasak, bölsek, ayırsak düşüncesini sürekli diri tutuyorlar. Şu ana kadar en çok yaptıkları AK Parti’ye gidip “MHP ve Devlet Bahçeli geçmişte size neler söyledi neler” diyerek, MHP’ye gelerek “AKP ve Recep Tayyip Erdoğan geçmişte size neler söyledi neler” diyerek fitne vermek olmuştur. Allah var, geçmişle ilgili söyledikleri bu konu doğrudur. AK Parti MHP’ye, MHP AK Parti’ye, Recep Tayyip Erdoğan Devlet Bahçeli’ye, Devlet Bahçeli Recep Tayyip Erdoğan’a birçok ağır eleştiride bulundu. Bunu kimse inkâr etmiyor.

          Zaten MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli “Erdoğan ve AKP’ye yönelik geçmişte ne söylediysem arkasında duruyorum. Ama 15 Temmuz’dan sonra geçmişte şunu söylemişti, bunu söylemişti olmaz. O gün ne söylediysem o günkü şartlarda geçerlidir” diyerek durduğu noktayı da açıklamıştır.

          15 Temmuz akşamı kurulan Cumhur İttifakı’nın protokolüne baktığımızda zaten bunun bir önemi yok ama muhalefet için bu elindeki tek malzeme olduğu için ısrarla bu alanı terk etmiyor.

          Aslında geçmiş üzerinden eylem ve söylemler değerlendirildiğinde bu muhalefet adına kendi kazdığı çukura düşmek demektir.

          Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin geçmişte birbirine yaptığı ağır eleştiriler üzerinden fitne rüzgârı estirenlere bazı hatırlatmalar yapmak istiyorum.

          Mesela, Ahmet Davutoğlu kendine “ileri derecede geri zekâlı”, “karikatür gibi adam”, “tarihin en çapsız dışişleri bakanı” diyen Kemal Kılıçdaroğlu ile niye yan yana gelmiştir?

          Mesela, Kemal Kılıçdaroğlu kendine “adam değil” ve “Ömrüm CHP ile mücadeleyle geçti” diyen Ahmet Davutoğlu ile niye yan yana gelmiştir?

          Mesela, Meral Akşener kendine 2017 yılında “geçmişi kirli siyasetçi, namussuz” diyen Canan Kaftancıoğlu ile evinde iki kere niye yan yana gelmiştir?

          Mesela, Temel Karamollaoğlu kendini “Sivas katliamı anması nedeniyle panel yapan bir kurumun T. Karamollaoğlu’nu panelist olarak davet etmesi kaç puan? Katil aklama sanatı” sözleriyle katil ilan eden Canan Kaftancıoğlu ile niye yan yana gelmiştir?

          Mesela, Meral Akşener MHP’de iken “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz diyenlerin elini kırarız” dediği terörist Demirtaş ile siyasette yan yana geldiği gibi niçin kahvaltıda da yan yana gelmeye çalışmaktadır?

Bu soruları ve örnekleri uzattıkça uzatırız.

          AK Parti ve MHP’nin ne zaman ve niçin yan yana geldiğini yazımın başında özetledim. Peki, bunlar ne için beraber oldular? Hepsinin ortak toplanma noktasının HD(P)KK olması tesadüf mü?

          MHP’ye en çok “AKP ile nasıl ittifak kurarsın, nasıl yan yana gelirsin?” diye saldıran CHP ve İP’in trolleri, yöneticileri, yorumcularına sanırım yine bir hafıza hatırlatması yapmak gerekiyor.

          7 Haziran seçimleri sonrası, koalisyon kurmak için 35 gün süren istikşafi görüşmeler yapmak için AKP peşinde koşturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “AKP ile koalisyon kurulmazsa çok üzülürüm”, “AKP ile ön yargısız, kırmızı çizgisiz, 17-25 Aralık’ı dayatmadan, Türkiye için her türlü ödünü vermeye hazırız” ve “AKP ile ön yargısız bir şekilde görüşeceğiz; 17-25 Aralık konusunda rövanşist olmayacağız’’ sözlerini hatırlayıp utanır mısınız? Mümkünatı yok utanmazsınız…

          Ya da 2018 seçimleri sonrası TBMM’ye girer girmez dili çözülen İYİ Partili yöneticilere ne diyeceksiniz?

          İP Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un “İktidarın Meclis’te tek başına çoğunluğu yok. İttifak kurduğu MHP ile birlikte götürecektir. Ola ki olumsuzluk yaşarsa İYİ Parti ile ittifak olur mu, olmaz mı; onları bilemem ama biz Meclis tıkanmasın, devlet çalışsın noktasında milletin hayrına olan her şeyde elimizi taşın altına koyarız” şeklindeki, İP kurucusu Mehmet Aslan’ın “Sadece kanun çıkarmakla ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bir avuç milletvekiline ihtiyacı var. Bunu İYİ Parti’den de alabilir eğer devletin bekası, milletin geleceği ve millet için faydalı bir kanunsa MHP’ye ihtiyacı yok, İyi Parti ile de çıkarabilir” şeklindeki, partinin Meral Akşener’den sonra en etkili ismi ve sır ortağı olan Lütfü Türkkan’ın AKP ile koalisyon yapma konusu sorulduğundaki “Yaparız. Ben söylüyorum yaparız. Öyle MHP gibi otopark, büfe alıp da koalisyon olmaz. En az 5-6 tane sağlam Bakanlık isteriz” şeklindeki cümlesini nasıl değerlendirmemizi istiyorsunuz?

          Yani AK Parti ile kendi ilke ve ölçüleri çerçevesinde ittifak yapmak sadece MHP’ye yasak oluyor da size serbest öyle mi?

Mesela size yine bir hatırlatma daha yapalım.

          Meral Akşener’in şu sözlerine bakınca onda stratejik akıl, MHP ve bizler söyleyince “döneklik” mi görüyorsunuz?

Meral Akşener: Tayyip Bey’in FETÖ’cülüğü yoktur,

Meral Akşener: FETÖ terör örgütü ile yapılan mücadelede Sayın Cumhurbaşkanı çok samimi.

Meral Akşener: “Gazi Mustafa Kemal’den, Aziz Atatürk’e” geçiş son derece sevindiricidir.

Meral Akşener: Ayakların, Türk milliyetçiliğinden çekilerek Malazgirt Ovası’na otağ kurmaya yönelişi, Kızılelma seslenişi gayet memnuniyet vericidir.

Meral Akşener: “Kerkük” sözcüklerinin duyulacak kadar seslendirilmesi bile, tarafımızda memnuniyetle karşılanmaktadır.

          15 Temmuz’un yarattığı vatan kaygısı çerçevesindeki değişen ve gelişen şartlar ölçüsünde kurulan Cumhur İttifakı için geçmişi kurcalayanlar niçin günümüze bakmıyor?

          Geçtiğimiz günlerde, MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in ve benim 7 yıl önceki twitlerimizi, yazılarımızı paylaşıp “Recep Tayyip Erdoğan’a, AKP’ye bunları yazdınız” diyenlerin zekâ seviyesini gerçekten çok merak ediyorum.

          15 Temmuz’a kadar âdeta kanlı-bıçaklı olan bu iki partinin birbirine gülücük mü dağıtmasını bekliyordunuz?

          Türkiye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en fazla dava açtığı yazarların başında geliyorum. Kavgalı olduğumuz o tarihlerde övgü dolu yazılar mı yazacaktık? Herhâlde ömrümüzün adliyede geçmesinin temel sebebi bu karşılıklı kavganın olduğu dönemdi.

          ABD, AB ilişkileri, BOP projesi, Şemdinli olayları, 12 Eylül referandumu, TSK’ya yönelik kumpaslar, Ergenekon ve Balyoz gibi tezgâhlar, Ermeni, Rum, PKK açılımları, cemaat ilişkileri, basına uygulanan baskılar, yolsuzluklar, Ülkücülere edilen hakaretler, 17-25 Aralık sürecindeki tutumlar, Türklüğe yönelik eylem ve sözler hakkında en ağır yazıları yazdık, hepsi de arşivlerde ve kitaplarımda mevcuttur.

          PKK açılımı yapılırken gösterdiğimiz tepkiyi, son 6 yılda 18 bini aşkın terörist öldürdüklerinde de göstermemizi istiyorlar.

          Ermeni açılımı yaparlarken gösterdiğimiz tepkiyi, Karabağ’ı Ermeni işgalinden kurtardığımızda da göstermemizi istiyorlar.

          Rum açılımı yaparlarken gösterdiğimiz tepkiyi, Kıbrıs’ta Türklüğe sahip çıkarken, Ersin Tatar gibi vatansever birine destek verirken de göstermemizi istiyorlar.

          BOP’a destek olacak hizmetlere gösterdiğimiz tepkiyi, eline ABD tarafından silah verilmiş 4600 YPG’li teröristi Afrin’de leş olarak yere serdiklerinde de göstermemizi istiyorlar.

          Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ama biz dünü bugünden, bugünü dünden ayırmasını biliyoruz. Cumhur İttifakı konusunda da kurulduğu günden beri işleyişinde bir hata, eksiklik gördüğümüzde de ilke ve ölçüler çerçevesinde eleştirebiliyoruz. Zillet ittifakı içinde bunca rezalet yaşanırken hiç birbirini eleştiren gördünüz mü?

          HD(P)KK’nın sözde vekil olarak peydahladığı, vatansız, bayraksız, imansız Barış Atay 2014 yılındaki yazılarımdan bölüm bölüm paylaştığım “Ülkücüye bu kadar hakaret, küfür eden Tayyip’e oy verecek aramızda şerefini, haysiyetini kaybetmiş Ülkücü görmedim” şeklindeki bir twiti almış ve üzerine “Yıldıray bence sus” yazmış…

          2014 yılında biz AKP ile kavgalı iken, kendisini milletvekili olarak peydahlayan HDP, AKP ile çözüm sürecini organize ediyor, Dolmabahçe mutabakatına hazırlık yapıyordu…

          Çok şükür aynı AKP şimdi sınır içi ve dışında 18 bini aşan bir teröristi imha etmiş ve etmeye devam etmektedir. Şimdi son 6 yılda bu manada “terörün itlerini” ve Barış Atay’ın yoldaşlarını temizleyen AK Parti’yi desteklemeyeceğiz de, HD(P)KK’ya kol kanat geren partileri mi destekleyeceğiz?

          Biz dün PKK açılımına karşı tavizsiz mücadele verdiğimiz için, bugün PKK’ya sahip çıkan alçaklara karşı yine gür sesle mücadele verebiliyoruz? Dün susmuş olsaydık, bugün konuşabilir miydik?

          Dün dünde kaldı elbette ama düne ait her sözümüzün, yazımızın altına imzamızı yine atıyoruz. Dünün şartlarında vatan için o duruş gerekiyordu, bugünün şartlarında da vatan için bu duruş gerekiyor.

          CHP, İP, HDP, Gelecek, Deva, Saadet, FETÖ, PKK birlikteliğine hizmet eden troller Cumhur İttifakı’nı bir parçalasanız ve büyük patron ABD’den bir “aferin” alsanız sizden iyisi yok değil mi?

          “Türkiye’deki muhalefeti destekleyerek Erdoğan’ı devireceğiz” diyen ABD Başkanı Joe Biden’ın mesajındaki anlamı bilen MHP ve Ülkücüler bugün nerede durması gerekiyorsa orada duruyor. Hem de doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek…

          Türkiye’nin başına bir felaket gelse de iktidar değişse diye her türlü felaketi, kaosu, krizi kaşıyan bir muhalefetin elbette doğru nedir, yanlış nedir bilmesi yahut işine gelmesi mümkün değildir.

Kendi durdukları yere bakmayanlar, bizim kiminle durduğumuza boşa kafa yormasın.

          Türkiye her türlü düşmanlıktan korunacaksa bunu gerçekleştirecek olan Cumhur İttifakı’dır. Türkiye düşmanı olan herkese kuyruk sallayanlar elbette Cumhur İttifakı’ndan rahatsız olacaktır. Dün dünde kaldı, dünden sadece ders ve tecrübe çıkarılacaktır.