Dik dur eğilme, bu millet seninle

Koskoca ABD’nin, bizim şanlı direnişimiz karşısında ne hallere düştüğünü, birbirlerini yediklerini, bazı bakanlarımız hakkında komik yaptırım kararı alarak durumu kurtarmaya çabalarken, nasıl rezil olduklarını ibretle izliyoruz. Trump denilen zavallının, Sayın Cumhurbaşkanına yazdığı mektup kelimenin tam anlamıyla bir kepazeliktir, ahlaksızlıktır.

18.10.2019 10:00

          Bugünkü yazımda Türkiye’nin büyük bir beka mücadelesi verdiği şu günlerde haddini aşan, tamamen hainlerin, bölücülerin, vatan-millet düşmanlarının, Trumpgillerin işini kolaylaştıran bedbahtlara uyarılarda bulunacaktım. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin geçirmiş olduğu rahatsızlığa bağlı olarak kirli hesaplar yapan ahlaksızların, nasıl sukutuhayale uğradıklarından bahsedecektim. Ama aldığımız acı haberle bir anda her şey değişti. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Semih Yalçın’ın evladı İlteber Yalçın’ın vefat haberi ile sarsıldık. Acımızın tarifi yok. Lafın bittiği yerdeyiz. Ne söylersek söyleyelim, giden geri dönmüyor. Dua etmekten, merhuma rahmet, kederli aileye sabır dilemekten başka, elimizden bir şey gelmiyor.

VAHŞİ VE KANLI CEPHE

            Bu memleket bizim ve bu gerçeği hiçbir güç, hiçbir şart değiştiremez. Acımızı içimize gömeriz, ülkemize sahip çıkmakta en küçük bir tereddüt göstermeyiz. Çok zor günlerden geçiyoruz. Karşımızda hiçbir kural, hiçbir ölçü, hiçbir insani değer tanımayan, vahşi ve kanlı bir cephe var. Bunu söylerken sadece terör örgütlerini kastetmiyorum. Trump’ından Macron’una, Merkel’inden Arap Ligi'ne varıncaya kadar alayı birden terör örgütlerini arkalarına alarak Türkiye ile hesaplaşıyorlar. Doğru tabir budur ve bir hesaplaşmaya gidilmiştir. Gerisi lafı güzaftır. İleri sürdükleri bahanelerin hiçbirinin ahlakla, namusla, insanlıkla bir ilişkisi yoktur. Kaldı ki, bu kanlı teröristler zaten bunların mamulü, bunların piyonudur. Nasıl bir azgınlık içinde olduklarını, Türkiye’nin kararlı ve onurlu mücadelesi karşısında nasıl kudurduklarını yapılan açıklamalar, alınan kararlar, yazılan mektuplar dünya tarihine geçen örnekleri ile ortaya koyuyor.

KABA ADAMIN TERBİYESİZLİĞİ

           Trump denilen zavallının, Sayın Cumhurbaşkanına yazdığı mektup kelimenin tam anlamıyla bir kepazeliktir. Dünya tarihinde böyle bir üslup, böyle bir rezillik, böyle bir seviyesizlik, böyle bir terbiyesizlik görülmemiştir.  Bırakın diplomasiyi, ikili ilişkileri, insanlıktan dahi nasibini almamış bu kaba adam kendi çapını ortaya koymuş olsa da, biz Türk milleti olarak Cumhurbaşkanımıza ve ülkemize yapılan bu terbiyesizliği ne anlarız, ne kabul ederiz, ne de görmezden geliriz. Mektup çöpe atılıp, Türk ordusunun gereğini yapması için Barış Pınarı Harekâtı’nın başlatılmasıyla gerekli cevap verilmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu kararlılığın en küçük bir geri adım atılmadan sürdürülmesidir. Bu tür havlamaların bir şeyi değiştirmeyeceği zaten gösterilmiştir, bundan sonra da aynen devam edilmelidir. Bu kepazelikten bir şey çıkmadığını, Türk milletinin doğru bildiğinden şaşmadığını görünce daha da kudurmuş olmaları kendi sorunlarıdır. Koskoca ABD’nin, bizim şanlı direnişimiz karşısında ne hallere düştüğünü, birbirlerini yediklerini, bazı bakanlarımız hakkında komik yaptırım kararı alarak durumu kurtarmaya çabalarken nasıl rezil olduklarını ibretle izliyoruz. Aynı durum Macron ve Merkel denilen alçaklar için de geçerlidir. Ambargo uygulayacaklarmış, elinizden geleni yapmazsanız namertsiniz. Tükürdüğünüzü yalayacaksınız.  Pişman olup kuyruğu kıstırarak karşımıza çıkmanız fazla uzun sürmeyecektir.

DİK DURULMALI

            AK Parti Grup Toplantılarında her zaman bir slogan atılır. Sayın Cumhurbaşkanı kürsüde konuşurken çoğu zaman ilgisiz şekilde, “Dik dur eğilme, bu millet seninle” denilerek tezahüratta bulunulur. Daha önce bu tezahüratın maksadı aştığını, “Sayın Cumhurbaşkanının dik durmasından şüpheniz mi var ki, bunu söylüyorsunuz?” diye eleştiride bulunduğumuzu bu köşeyi takip eden herkes hatırlayacaktır. Ama şimdi tam da bunu söylemenin sırasıdır. Dik durulmalı, bu kadar taciz, bu kadar baskı, bu kadar alçaklık, bu kadar tehdit karşısında asla geri adım atılmamalıdır. Sayın Cumhurbaşkanından bir şüphemiz olduğu için bunu söylemiyoruz. Yapılanın doğru olduğunu, kararlılıkla devam edilmesi gerektiğini ve sonuna kadar her türlü destek olacağımızı anlatmaya çalışıyoruz.

UKALALIĞA İZİN VERİLMEMELİ

            Gazete olarak attığımız manşetlerde, yazdığımız yazılarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığını, birliğini ve bekasını her şeyin önünde tutuyor, kahraman ordumuzun moral ve motivasyonunu yükseltmeye çalışıyor, siyasi olarak alınan doğru kararların destekçisi oluyoruz. Bundan sonra da bu hiç değişmeyecektir. ABD’den gelen başkan yardımcısı, bakan ve danışmanların en küçük bir ukalalığına, hadlerini aşmalarına, terbiyesizlik yapmalarına hiçbir şekilde izin verilmediğini, yapmaları durumunda hadlerinin bildirildiğini varsayıyoruz. Türkiye’yi terör örgütü ile masaya oturmak gibi abuk ve alçak tekliflerin asla ciddiye alınmadığını ve alınmayacağını, hatta konuşulmasına bile izin verilmediğini biliyoruz. En azından bizim beklentimiz bu yöndedir.

HAKLIYIZ GÜÇLÜYÜZ

            Biz haklıyız, biç güçlüyüz, biz doğru taraftayız. Yalnız kalmamız, tehditler almamız bu gerçeği değiştirmez. Bugün yalnız kalsak da, yarın herkesin gıpta ile bakacağı, saygı duyacağı, kabul edip geri çekileceği bir noktada olacağımız kesindir. Kararlılığımız ve kahramanca mücadelemiz sadece bugünümüzü değil, geleceğimizi de şekillendiriyor. Bu belalar atlatıldıktan sonra saygınlığımız da, etkinliğimiz de, dünya ölçeğindeki yerimiz de çok daha farklı, çok daha yukarıda olacaktır. Bundan herkes emin olsun.

         Sayın Semih Yalçın ve ailesine, milliyetçi-ülkücü camiaya bir defa daha başsağlığı diliyor, acılarını içtenlikle paylaşıyorum. Rabbim merhuma rahmet, aileye sabır ihsan eylesin.