Duamız: 2020 felaket yılı olmasın

07.02.2020 10:00

      Geçtiğimiz yıllarda da büyük acılar, felaketler yaşamıştık. Ama 2020’ye yeni bir umutla girdik. Yeni yıl ülkemize, milletimize, insanlığa huzur, mutluluk getirsin dualarıyla 2020’yi karşıladık. Maalesef daha 2020’nin ilk saatlerinde Ankara-Mamak’ta bir binada çıkan yangında 4 kişinin hayatını kaybetmesiyle felaketler başlamış oldu. O yangında hayatını kaybedenlerden biri de bizim çalışma ekibimizde olan Sezer Yozgat isimli Ülküdaşımızın amcası merhum Rahmi Yozgat idi.

      Merkez olarak Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen depremden dolayı Elazığ’da 37 ve Malatya’da 4 olmak üzere 41 vatandaşımız hayatını kaybetti. Can kaybı yaşanmayan depremler de hala Türkiye’nin birçok yerinde meydana gelmektedir. Fay hatlarında büyük bir hareketlilik hissedilmektedir.

      Türkiye deprem acılarını yaşarken, Suriye’den gelen 8 şehit haberi acılarımızı katlamıştı. Depremde hayatını kaybeden insanlarımızın ve şehit askerlerimizin acısını yüreğimizde yaşarken, tam bu sırada Van’da arka arkaya meydana gelen iki çığ faciasında içinde askerlerimizin ve korucularımızın olduğu toplam 41 kişi hayatını kaybetti. 75 kişi de yaralandı. Türkiye, Van’daki acıya odaklanmış, çığ faciasının acılarını yaşarken, akşama doğru bu sefer Sabiha Gökçen Havalimanı’nda saat 18.40 sularında 3 kişinin hayatını kaybettiği, 180 kişinin yaralandığı bir uçak kazası meydana geldi. Gerçekten bu uçak kazasında da daha büyük bir felaketten kurtulduk.

      2020 yılı gerçekten felaketlerle, acılarla geldi. Bir acıya alışmadan, diğer acıya geçiyoruz. İnşallah milletimizin yaşadığı bu acılar son bulur ve yüreğimizin yandığı değil, güldüğümüz, huzur dolu günler yaşarız. Duamız, temennimiz, umutlarımız hep bu yöndedir.

KIZILAY TÜRK’ÜN GÜCÜDÜR VE YIPRATILMAMALIDIR

      Üst üste felaketleri yaşadığımız şu günlerde Kızılay’ın varlığı, işlevi önemini bir kez daha hissettirmiştir. Felaketlerin yaşandığı şu günlerde Kızılay’ın yıpratıcı bir şekilde tartışılmasını elbette istemiyorum. Bu konuda Kızılay’ı dışarıdan eleştirilerin ölçüsü olması gerektiği gibi, Kızılay’ı yönetenlerin de elbette bu kurumu yıpratmama, tartıştırmama, üzerine şaibe bulaştırmama sorumlulukları vardır.

      Kızılay kuruluş amacındaki misyonunu “Kurulduğu 1868 yılından bu yana toplumsal dayanışmayı sağlamak, sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunmak, yoksul ve muhtaç insanlara barınma, beslenme ve sağlık yardımı ulaştırmak için önemli görevler üstlenen Türk Kızılay, kan, afet, uluslararası yardım, göç ve mülteci hizmetleri, sosyal hizmetler, sağlık, ilk yardım, eğitim, gençlik ve mineralli su işletmeleri alanlarında faaliyet sunar” sözleriyle tarif eden ve sadece Türkiye sınırları içinde değil, kuruluşundan bugüne 137 ülkeye yardım eli uzatmış gerçekten çok önemli bir kurumdur.

      Kızılay gibi bir kurumu güçlendirmek, güçlenmesine katkıda bulunmak ve onu yıpratacak her davranıştan uzak durmak sorumluluk sahibi her Türk vatandaşının görevidir.

      Kızılay, Elazığ depremiyle birlikte bir tartışmanın içine çekilmiştir. Yöneticilerinin bu konuda elbette çok büyük hataları olmuştur. Kızılay yöneticilerinin Elazığ depreminden hemen sonra 10 TL’lik yardım kampanyası başlatması, Kızılay’ı deprem vergileri üzerinden tartışılan ana gündem haline getirmiştir. Kızılay’ın yine tartışmaların odağındaki Ensar Vakfı’na 8 milyon dolar bağış yapmış olmasının ortaya çıkması tartışmaları daha çok alevlendirmiştir. Kızılay 10 TL’lik yardım kampanyası başlatınca, doğal olarak Ensar Vakfı’na yaptığı bağış çok büyük eleştiri almıştır. Başkent Gaz’ın Kızılay’a, Kızılay’ın Ensar Vakfına bağışı etik bulunmadığı gibi vergi tartışmalarını en yüksek seviyeye çıkarmıştır. Tartışmaların dineceği de gözükmemektedir. Kızılay’ın bu konuları tartışılırken Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’ın geçmişte attığı Türklükle dalga geçen twitleri, teröristbaşı Fethullah Gülen’i, PKK’lı Şivan Perver’i öven twitleri de gündem olmuş, diğer aile bireylerini Kızılay’a yönetici yapması da bu tartışmaların tuzu biberi olmuştur.

      Kızılay bir an önce bu tartışmalardan uzaklaştırılmalıdır. Kızılay’ı her tartıştırdığımız saniye, yardım eli uzatacağımız her yere vurulan darbe olacaktır. Kızılay’ı tartışmaya açmak, yapılan yanlışlarla tartışmak için bekleyenlere fırsat vermek, güveni sorgulatacak davranışlar içine girmek iyiliğe, yardıma çekilen settir. Elbette Kızılay’ı eleştiren art niyetli kişilerinde farkındayız. Özellikle terör örgütü PKK’ya her türlü konuda sahip çıkan solcu, devrimci, komünist artıklarının derdi Kızılay’da aradığı adalet, hukuk, güvenirlilik meselesi değildir. Kızılay yarın Kandil’e yardım göndersin, onlara göre Kızılay’dan iyisi olmaz. Ama Kızılay için iyi niyetle yapılan eleştirileri de görmek ve ona göre önlem almak gerekiyor.

      “Güvensizlik başlayınca dostluk kaybolur” diye bir söz vardır. Kızılay Türk milletinin gözbebeğidir. Kızılay ile Türk milleti arasına güvensizlik girerse bundan en çok mazlumlar zarar görecektir. Türk milleti “biz yardım ediyoruz ama şaibeli vakıflara aktarılıyor” düşüncesine asla kapılmamalı, bu konudaki şüpheler ortadan kaldırılmalıdır.

      11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan Kızılay’ın tarihi boyunca yaptığı hizmetler tüm dünyanın takdir edeceği hizmetler olmuştur. Böyle bir kurum birilerine rant kapısı olarak algı bırakmamalıdır.

      Kızılay dendiği vakit Türk milletinin yediden yetmişe tüm fertlerinin gözünün içi parıldamalı, yüreğine sıcaklık dokunmalıdır.

      Kızılay Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine kalmış önemli bir mirastır. “Kızılay” adını veren de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Osmanlı zamanında 1868 tarihinde kurulduğunda “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adını alan ve Cumhuriyet zamanı da Atatürk tarafından “Kızılay” ismini alan bu kurumu yaşatmak, Türk milletinin asli görevidir. Yönetenler de, dışarıdan eleştiri yapanlar da kendi sorumlulukları etrafında dikkatli, titiz olmalıdır. İyi niyetle, art niyetle Kızılay’a yaklaşanlar birbirinden ayırt edilmelidir. Kızılay dünyanın her yerindeki mazluma Türkiye’nin uzanan gönül elidir. Kıymetini bilmek ve yıpratılmasının önüne geçmek lazımdır.

Mail: yildiraycicek@turkgun.com
Twitter: Yildiraycicek9
Instagram: yildiraycicek1944