İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in, Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 1 milyon 860 bin Filistinlinin 7 yıl içinde bölgeden zorla çıkarılmasını öngören bir planı kamuoyuna açıklamaya hazırlandığı iddia edildi.
İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Ben-Gvir, "Bağı Koparma 710" adını verdiği planı seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri haline getirmeyi planlıyor. Ben-Gvir, Gazze’den Filistinlilerin çıkarılmasını "gönüllü göç" olarak tanımlıyor.

İlk yıl 250 bin kişi hedefleniyor
Yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’ni kapsadığı belirtilen plana göre, ilk yıl 250 bin Filistinlinin bölgeden ayrılması hedefleniyor. Bu sayının 3 yıl içinde 1,11 milyona, 7 yılın sonunda ise yaklaşık 1 milyon 860 bine çıkarılması öngörülüyor.
Ben-Gvir’in aylardır üzerinde çalıştığı belirtilen planın, kurulacak yeni hükümete katılım görüşmelerinde Yahudi Gücü Partisi tarafından temel şartlardan biri olarak sunulacağı aktarıldı.
15,6 milyar dolara kadar finansman öngörülüyor
Yedioth Ahronoth’un haberine göre planın hayata geçirilmesi için İsrail’in başlangıçta 3,1 milyar dolarlık yatırım yapması gerekiyor. Uluslararası katılım ve Filistinlileri kabul edecek ülkelerle anlaşmalar yapılması halinde ise İsrail kaynaklı finansman çerçevesinin 15,6 milyar dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.
Ben-Gvir’in, "gönüllü göç" sürecini yürütmek üzere ayrı bir bakanlık kurulmasını talep edeceği de öne sürüldü. Söz konusu yapıda uluslararası müzakerelerden sorumlu bir ekip ile uygulamayı yürütecek bağımsız bir mekanizmanın oluşturulmasının planlandığı kaydedildi.
Planın önündeki en büyük engel: Kabul edecek ülkeler
Haberde, planın uygulanmasının önündeki en önemli sorunlardan birinin Gazze’den çıkarılacak çok sayıda Filistinliyi kabul edecek ülkelerin bulunmaması olduğu belirtildi.
İsrail’in daha önce de bazı ülkelerle Filistinlilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduğu ancak bu girişimlerden sonuç alamadığı aktarıldı. Yedioth Ahronoth, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun da aralarında Etiyopya, Kongo ve Somaliland’ın bulunduğu bazı Afrika ülkeleriyle yürütülen temaslar hakkında kabine üyelerini bilgilendirdiğini yazdı.
Ben-Gvir planı seçim kozuna dönüştürmek istiyor
Ben-Gvir’in planı aynı zamanda seçim sürecinde Başbakan Binyamin Netanyahu üzerinde baskı oluşturmak için kullanmayı hedeflediği belirtildi. Habere göre Ben-Gvir, Netanyahu’nun "gönüllü göç" olarak tanımlanan uygulamayı benimsemesini istiyor.
Filistinlilerin Gazze’den çıkarılması fikrinin, Ekim 2023’te başlayan saldırıların ardından İsrail’de daha sık gündeme geldiği ve Ben-Gvir’in bu fikrin en güçlü savunucularından biri olduğu ifade edildi.
Netanyahu’nun ise kapalı toplantılarda böyle kapsamlı bir adım konusunda çekincelerini dile getirdiği, ancak Ben-Gvir’in hükümette kalmasını sağlamak amacıyla zaman zaman bu fikri destekleyen açıklamalar yaptığı ileri sürüldü.
Trump da Gazze'nin boşaltılmasını gündeme getirmişti
Filistinlilerin Gazze’den çıkarılması fikri, ABD Başkanı Donald Trump tarafından da 2025 yılında açık şekilde gündeme getirilmişti.
Trump, 31 Ocak 2025’te Filistinlilerin Gazze’den çıkarılması ve Mısır ile Ürdün tarafından kabul edilmesi gerektiğini savunmuştu. 4 Şubat’ta ise Gazze’nin Filistinlilerin başka ülkelere yerleştirilmesinin ardından ABD kontrolüne geçmesini öngören bir plan açıklamıştı.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’ın söz konusu önerisini olumlu karşılarken, Trump da ABD’nin Gazze üzerinde uzun vadeli bir kontrol kurabileceğini dile getirmişti.
İsrail Savunma Bakanı Katz: Plan donduruldu
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da 2 Eylül’de yaptığı açıklamada, Filistinlilerin Gazze’den çıkarılmasına ilişkin planın iptal edilmediğini ancak şimdilik dondurulduğunu söylemişti.
Katz, bazı Arap ülkelerinin planın durdurulması için Trump yönetimine baskı yaptığını ve bunun karşılığında çeşitli yatırım teklifleri sunduğunu iddia etmişti. Katz ayrıca, Gazze’den ayrılmak isteyen Filistinlilerin bölgeden çıkarılması için İsrail’in gerekli hazırlıkları yaptığını savunmuş, ancak Hamas’ın buna izin vermediğini ve Filistinlileri kabul etmeye hazır bir ülke bulunmadığını ileri sürmüştü. Planın hayata geçirilmesi halinde uluslararası alanda yoğun tepkiyle karşılaşmasının beklendiği belirtiliyor.