Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Gazze Şeridi’nde yaşananların tartışmasız bir soykırım olduğunu belirterek sorumluların hesap vermesi gerektiğini söyledi. Bölgesel krizlere ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin ekonomiye etkilerine de değinen Al Sani, Katar’ın egemenliğini korumaktan ve diplomatik çözüm arayışlarından vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Filistin meselesinin Katar’ın öncelikleri arasında yer almaya devam ettiğini belirten Al Sani, Gazze’de yaşananlar nedeniyle sorumluların hesap vermesi gerektiğini ifade etti.
“Gazze’de yaşananlar tartışmasız bir soykırımdır”
Gazze Şeridi’ndeki gelişmelere değinen Al Sani, İsrail’in Filistin halkına yönelik uygulamalarının sürmesinden endişe duyduğunu dile getirdi.
Al Sani, “Gazze Şeridi’nde yaşananlar hiç şüphesiz bir soykırımdır ve faillerinin hesap vermekten kaçmasına izin verilmemelidir.” ifadelerini kullandı.
İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırılarının İsrail ordusunun koruması altında gerçekleştirildiğini belirten Al Sani, Mescid-i Aksa’ya yönelik tekrarlanan baskınlara ve İsrail’in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarına karşı uyarıda bulundu.
Katar’ın Filistin meselesindeki tutumunun değişmediğini ve değişmeyeceğini vurgulayan Al Sani, ülkesinin bu konudaki yaklaşımını sürdüreceğini kaydetti.
İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına tepki
İran’ın Katar’a ve diğer Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını da değerlendiren Al Sani, bu saldırıların Katar’ın egemenliğini, uluslararası hukuku ve iyi komşuluk ilkelerini ihlal ettiğini söyledi.
Katar’ın anlaşmazlıkların müzakere ve diplomatik yollarla çözülmesini tercih ettiğini belirten Al Sani, ülkesinin kendisini savunma konusundaki kararlılığının tartışmaya açık olmadığını ifade etti.
Al Sani, “Diyalog ve barışçıl çözümlere bağlılığımız, ülkemizi savunma konusunda taviz vereceğimiz anlamına gelmez.” dedi.
Bölgenin son aylarda olağanüstü krizlerle karşı karşıya kaldığını belirten Al Sani, yaşananların devlet kurumlarının dayanıklılığını ortaya koyduğunu dile getirdi.
“Körfez ülkelerinin güvenliğinden taviz verilemez”
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemine işaret eden Al Sani, bölge ülkelerinin güvenliğinin ve egemenliklerinin korunmasının öncelik olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel güvenliğin birbirine bağlı olduğunu belirten Al Sani, herhangi bir bölgede yaşanan istikrarsızlığın etkilerinin dünyanın geri kalanından bağımsız değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
Katar’ın kriz boyunca üç temel sorumluluğu birlikte üstlendiğini ifade eden Al Sani, bunları ülkenin egemenliğini korumak, küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisindeki rolünü sürdürmek ve diplomasi kanallarını açık tutmak şeklinde sıraladı.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz Katar’ın ihracatını etkiledi
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve Ras Laffan’daki enerji tesislerinde meydana gelen hasarın Katar ekonomisine etkilerine değinen Al Sani, bu gelişmelerin ülkenin ihracatının önemli bir bölümünde aksamalara yol açtığını belirtti.
Katar’ın dünya sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birini karşıladığını hatırlatan Al Sani, enerji sektöründe yaşanan aksaklıkların küresel piyasalara ve tüketicilere hızla yansıdığını söyledi.
Körfez’de ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğinin sağlanması, enerji tesisleri ile sivil altyapının korunması için uluslararası çabaların artırılması gerektiğini vurgulayan Al Sani, ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının yeniden açılmasına yönelik girişimlere Katar’ın katkıda bulunduğunu aktardı.
Katar Emiri, bölgesel çatışmaların müzakereler yoluyla çözülmesi çağrısını yineledi.
Katar’ın kriz karşısındaki dört aşamalı stratejisi
Al Sani, bölgesel kriz karşısında dört temel unsurdan oluşan bir strateji izlediklerini belirtti.
Stratejinin ilk aşamasının savaşa sürüklenmeden ülkeyi kararlılıkla savunmak olduğunu ifade eden Al Sani, ikinci aşamada temel hizmetlerin, tedarik zincirlerinin ve ekonomik faaliyetlerin sürekliliğini korumaya odaklandıklarını söyledi.
Üçüncü aşamanın ateşkesin sağlanması ve deniz yollarının açılmasına yönelik girişimlere katkıda bulunmak olduğunu kaydeden Al Sani, dördüncü aşamanın ise tarafları müzakereye teşvik etmek ve görüşmelere dönüş fırsatlarını değerlendirmek olduğunu dile getirdi.
Kriz boyunca temel kamu hizmetlerinde kesintiye gidilmemesi ve kalkınma önceliklerinin değiştirilmemesi yönünde karar aldıklarını belirten Al Sani, ekonomik faaliyetlerin devamlılığını sağlamayı amaçladıklarını ifade etti.
“Katar bu krizden daha dayanıklı çıkacak”
Katar ekonomisinin mevcut kriz karşısında direnç gösterdiğini belirten Al Sani, ülke ekonomisinin 2025 yılında yüksek büyüme oranını koruduğunu söyledi.
Kriz öncesinde uygulanan ekonomik politikaların olumsuz etkilerin yönetilmesine katkı sağladığını kaydeden Al Sani, Katar’ın bu süreçten küresel değişimlere karşı daha dayanıklı ve uyum sağlayabilen bir ülke olarak çıkacağını ifade etti.
Kuzey Sahası’ndaki doğal gaz üretim kapasitesini artırmaya yönelik genişletme çalışmalarının planlandığı şekilde sürdüğünü belirten Al Sani, ülkesinin ekonomik kalkınma hedeflerinden vazgeçmediğini vurguladı.
Beş yılda 221 milyar riyallik yatırım planı
Katar’ın önümüzdeki döneme ilişkin yatırım hedeflerini de paylaşan Al Sani, yaklaşık 221 milyar riyal değerinde proje ve yatırım fırsatının planlandığını açıkladı.
Al Sani, “Önümüzdeki beş yıl boyunca yaklaşık 221 milyar riyal değerinde bir dizi proje ve yatırım fırsatı paketimiz var; bunlar altyapı projelerini, kamu ve özel sektör ortaklıkları dahil, emlak ve konaklama sektörlerindeki özel sektör yatırımlarıyla birlikte kapsıyor.” ifadelerini kullandı.
Halkın ihtiyaçlarının karşılanması, güvenliğinin sağlanması ve ekonomik faaliyetlerin desteklenmesinin öncelikleri arasında yer aldığını belirten Al Sani, Katar’da yaşayan yabancıların ve ülke halkının son aylarda gösterdiği dayanışmayı takdir etti.
Devlet kurumları, silahlı kuvvetler ve güvenlik birimlerinin kriz sürecinde hazırlıklı ve etkin şekilde müdahale ettiğini kaydeden Al Sani, Sudan, Libya, Yemen ve Somali’deki krizlerin çözümüne yönelik diplomatik girişimleri desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
Al Sani, “Bölgemizi güvenli ve istikrarlı tutmak için kardeşlerimiz ve uluslararası ortaklarımızla çalışmaya devam edeceğiz.” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.