Türkgün | Dünya | Mekke İttifakı için dikkat çeken değerlendirme: Lübnan’a güvenlik garantisi olabilir

Mekke İttifakı için dikkat çeken değerlendirme: Lübnan’a güvenlik garantisi olabilir

TRT tarafından 2017'den bu yana küresel aktörleri ve uzmanları bir araya getiren, bu yıl "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'da, Mekke İttifakı'nın bölgesel güvenlik ve istikrara olası etkileri ele alındı.

TRT tarafından 2017'den bu yana küresel aktörleri ve uzmanları bir araya getiren, bu yıl "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla 10'uncusu düzenlenen TRT World Forum 2026'da, Mekke İttifakı'nın bölgesel güvenlik ve istikrara olası etkileri ele alındı.

Haberlerimizi Google'da Takip Edin
Son dakika gelişmelerinden anında haberdar olun.
Google'da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
KAYNAK: AA

TRT World Forum 2026 kapsamında değerlendirmelerde bulunan Suudi Arabistanlı ve Lübnanlı uzmanlar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke İttifakı’nın bölgesel güvenlik ve caydırıcılık açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirtti. Uzmanlar, ittifakın Lübnan gibi kırılgan ülkelerde devlet otoritesinin güçlendirilmesine, siyasi istikrara ve yabancı yatırımların yeniden canlanmasına katkı sunabileceğini ifade etti.

Forum kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Suudi Arabistanlı ve Lübnanlı uzmanlar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki işbirliğinin bölgesel dengelerde yeni bir güvenlik mekanizması oluşturabileceğini kaydetti.

Lübnan'daki İşbirliği ve Barış İnşası Araştırma Merkezi kurucularından araştırmacı Danya Kulaylat Hatib, Mekke İttifakı'nın İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı bölgesel caydırıcılık oluşturabileceğini belirterek, girişimin özellikle Lübnan gibi ülkeler açısından güvenlik ve istikrara katkı sağlayabileceğini söyledi.

"İsrail'e baskı yapmak için bölgesel blok şart"

Bölgede ortak bir güvenlik mimarisine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Hatib, Mekke İttifakı'nın bu ihtiyaca karşılık verebilecek bir yapı olduğunu ifade etti.

Hatib, ittifakın ilerleyen süreçte İran ve Mısır'ı da kapsayabilecek şekilde genişlemesi halinde İsrail üzerinde daha güçlü bir diplomatik ve caydırıcı baskı oluşturulabileceğini dile getirdi.

Bugüne kadar İsrail'in politikalarının sınırlandırılması konusunda yalnızca ABD'ye güvenildiğini ancak Washington yönetiminin Tel Aviv üzerinde gerekli baskıyı kurmadığını savunan Hatib, bölge ülkelerinin bir araya gelerek ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

"Küçük ülkeler için hayati bir güvence"

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'nin Pakistan ziyaretini ve söz konusu yapıya katılma iradesini hatırlatan Hatib, Mekke İttifakı benzeri bir oluşumun özellikle Lübnan gibi kırılgan ülkeler için önemli bir güvenlik güvencesi sağlayabileceğini belirtti.

Lübnan ordusunun askeri imkanlarının sınırlı olduğuna dikkati çeken Hatib, ülkenin tek başına İsrail karşısında caydırıcılık oluşturmakta zorlanacağını ifade etti.

Hatib, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın yanı sıra ilerleyen dönemde Mısır gibi bölgesel aktörlerin de yapıya dahil olmasının küçük ülkeler açısından güçlü bir güvenlik garantisi oluşturabileceğini söyledi.

Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve sınır anlaşmazlıklarına da değinen Hatib, Türkiye ile Mısır arasındaki yakınlaşmanın bölgesel uzlaşıyı kolaylaştırabileceğini belirtti. Suriye, Türkiye, Lübnan ve Mısır'ın ortak bir zeminde buluşmasının Doğu Akdeniz'deki sorunların çözümüne katkı sunabileceğini kaydetti.

"Diplomasi, savunma ve caydırıcılık" vurgusu

TRT World Forum katılımcılarından Suudi Arabistan'ın eski Beyrut ve İslamabad Büyükelçisi, Uluslararası İran Çalışmaları Enstitüsü (Rasanah) Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Ali Awadh Asseri de Mekke İttifakı'nın taraf ülkeler açısından önemli bir başarı olduğunu ifade etti.

İttifakın İran dahil herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurgulayan Asseri, girişimin ülkelerin kendilerini korumaya yönelik, savunma ve caydırıcılık odaklı bir adım olduğunu söyledi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın sahip olduğu imkanlara dikkati çeken Asseri, Suudi Arabistan'ın ekonomik kaynakları ve sanayisi, Türkiye'nin savunma sanayisi ve askeri gücü, Pakistan'ın ise askeri ve stratejik imkanlarıyla ittifakın güçlü bir yapı oluşturduğunu belirtti.

Asseri, Mekke İttifakı'nın temel hedeflerinin diplomasi, savunma ve caydırıcılık ekseninde şekillendiğini kaydetti.

Lübnan'da istikrarın yatırımları artırması bekleniyor

Mekke İttifakı'nın mevcut aşamada doğrudan Lübnan'ı kapsamadığını belirten Asseri, ülkenin kritik bir siyasi süreçten geçtiğini ve çeşitli alanlarda reform yapmaya çalıştığını ifade etti.

Lübnan hükümetinin kamu otoritesini ve güvenlik üzerindeki kontrolünü yeniden tesis etme çabalarına dikkati çeken Asseri, ülkede istikrarın sağlanmasının ekonomik toparlanma açısından önemli olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın coğrafi konumu ve turizm potansiyeliyle öne çıktığını belirten Asseri, siyasi ve ekonomik istikrarın güçlenmesiyle bankacılık, sanayi ve kalkınma alanlarındaki sorunların aşılabileceğini, yabancı yatırımcıların ve turistlerin ülkeye yeniden yönelebileceğini dile getirdi.

Bölgesel güvenlikte kurumsal işbirliği hedefi

Forum katılımcılarından Dr. Abdullah Musab Şahin de Mekke İttifakı'nın bölgesel barış ve istikrar açısından stratejik bir kazanım olabileceğini belirtti.

İttifakın en önemli yönünün bölgesel güvenliği geçici siyasi iradenin ötesine taşıyarak devletler arasında karşılıklı sorumluluk ve güvene dayalı kurumsal işbirliğine dönüştürme potansiyeli olduğunu ifade eden Şahin, bu yapının Lübnan'a da olumlu yansımaları olabileceğini kaydetti.

Lübnan'ın uzun yıllardır siyasi, ekonomik ve güvenlik krizleriyle mücadele ettiğini hatırlatan Şahin, seçim süreçleri ve devlet dışı unsurların silahsızlandırılması gibi meselelerin çözümünde bölgesel gerilimlerin azaltılması ve devlet kurumlarının güçlendirilmesinin öncelikli olduğunu vurguladı.

Lübnan için yeni diplomatik fırsat beklentisi

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki stratejik yakınlaşmanın Orta Doğu'da yeni bir denge unsuru oluşturabileceğini belirten Şahin, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın Lübnan ile tarihsel ve toplumsal bağlarının Beyrut yönetimi açısından yeni diplomatik fırsatlar doğurabileceğini ifade etti.

Lübnan'da erken seçim tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini ve 2027 yılına yönelik kanun tekliflerinin sunulduğunu hatırlatan Şahin, bu hassas süreçte bölgesel aktörlerin tutum ve desteğinin önem taşıdığını söyledi.

Şahin, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki güçlü koordinasyonun Lübnan'da siyasi uzlaşının sağlanması, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve bölgesel gerilimin azaltılması açısından yapıcı rol oynayabileceğini dile getirdi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...