Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya'nın Yekaterinburg şehrinde düzenlenen Uluslararası Gençlik Festivali kapsamında haftalık basın toplantısı düzenledi.

"SÖYLENEN HER SÖZÜN SOMUT EYLEMLERLE DESTEKLENMESİ GEREKİYOR"
Toplantıda konuşan Zaharova, ABD Başkanı Trump'ın Ukrayna ile Rusya arasında "enerji ateşkesi" teklifine ilişkin, "Önemli olan, bu açıklamaların somut adımlara dönüştürülmesi. Ateşkeslere her zaman uyduk. Aynısı Kiev yönetimi için söylenmez. Bu nedenle söylenen her sözün somut eylemlerle desteklenmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
İsviçre'nin Rusya, ABD ve Ukrayna arasındaki üçlü müzakereler için uygun olmadığını belirten Zaharova, söz konusu ülkenin dış siyasette tarafsızlığını yitirdiğini, Rusya'ya karşı siyaset izlediğini söyledi.
"MEŞRU ASKERİ HEDEF NİTELİĞİNDEDİR"
Zaharova, NATO ülkelerinin Ukrayna topraklarında ve dışında silah üretim tesisleri kurduğuna dikkati çekerek, "Rusya'ya yönelik askeri tehdidin bulunduğu her nokta, meşru askeri hedef niteliğindedir." dedi.
Litvanya'nın anayasasındaki nükleer silah yasağını kaldırma yönündeki planlarının Rus güvenliğini tehdit ettiğini belirten Zaharova, buna karşılık vereceklerini belirtti.
Zaharova, Batı ülkelerine nükleer silahların yayılması konusunda yaptığı uyarıları dikkate alma çağrısında bulundu.
DİPLOMAT KRİZİNE KARŞILIK VERİLECEK
Macaristan'ın Rus diplomatlarını sınır dışı etme kararının yapıcı olmadığını söyleyen Zaharova, bu karara gerekli şekilde yanıt vereceklerini kaydetti.
Mariya Zaharova, Japonya'nın, İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarını kabul etmesi gerektiğini vurguladı.
"ERİVAN'IN DA AYNI YAKLAŞIMI SERGİLEYECEĞİNİ UMUYORUZ"
Ermenistan'da bulunan Rus askeri üssünün akıbetiyle ilgili soruyu yanıtlayan Zaharova, bu üssün bölgenin güvenliğinin sağlanmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.
Zaharova, "Rus birlikleri, Ermenistan'da ikili anlaşmalar çerçevesinde bulunuyor. Bu anlaşmalara uymaya hazırız. Erivan'ın da aynı yaklaşımı sergileyeceğini umuyoruz." ifadelerini kullandı.
Sözcü Zaharova, Hürmüz Boğazı'nın abluka altına alınmasının kabul edilemez ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.