Düpedüz vatana ihanet

Serok Ahmet’in PKK özlemi, Babacan’ın HDP sevdası, Kılıçdaroğlu’nun bölücülük merakı siyasette üçüncü bir blok arayışı falan değil, düpedüz vatana ihanettir. Cumhuriyet savcıları HDP’nin bölücü kongresi hakkında mutlaka cezai takibata başlamalı, gecikmeksizin soruşturma açmalıdır.

26.02.2020 10:00

         Türkiye bir yandan sınır ötesinde, diğer yandan da sınır içinde milli bir direniş halindedir. Çözüm bekleyen çok meselemiz var. Böyle bir süreçte milli bir kararlılık ortaya koymak her Türk vatandaşının görevidir. Bunun nasıl olacağını, ne yapılması gerektiğini ise Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklama ve değerlendirmelerinde görmek mümkündür.

         Almanya’nın Hanau şehrinde 19 Şubat 2020 Çarşamba günü Neo-Nazi hayranı bir katil ortalığı kana buladı. Beşi Türk vatandaşı olmak üzere on kişiyi katledildi. Batı Avrupa’da kaygı verici boyutlara ulayan ırkçı saldırılar sayın Bahçeli’nin de gündemindeydi: “İnsan hakları, düşünce ve ifade hürriyeti, demokrasi ve hoşgörü konularında lafa gelince mangalda kül bırakmayan Avrupa ülkelerinde ırkçı damarın kabarması, faşist eğilimlerin kamçılanması hakikaten de büyük bir çarpıklıktır. Avrupa Türklüğünün gerçek manada insani değerler ve vicdani hasletler bakımından içinde yaşadıkları toplumlara örnek teşkil ettiğini, bu alanda ne kadar yüksek bir seviyede bulunduğunu itiraf ve ifade etmek ahlaki tutarlılık gereğince herkesin boynunun borcudur. Biz herkesin ederini de, ciğerini de, niyetini de, tıynetini de bilir ve yeri geldiğinde de maskeleri indiririz.”

HOCALI SOYKIRIMI

          “Dağlık Karabağ’ın Hocalı kasabası Türklüğün vicdanında bir sızı, milli yüreklerde bir sancıdır. Hukuken Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ 28 yıldır Ermenistan işgalindedir.” Bu hatırlatmayı yapan Sayın Bahçeli, açıklamalarıyla Türk milletinin duygularına da tercüman olmuştur: “Dağlık Karabağ inim inim inlemektedir. Hocalı’da; uluslararası hukukun soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, saldırı suçu ve barışa karşı suçlar alenen işlenmiştir. Yani Hocalı’da soykırım yapılmıştır. Hocalı katliamı Uluslararası Ceza Mahkemesi, Savaş Suçları Mahkemesi, İnsan Hakları Mahkemesi gibi hukuk zeminlerinde tescil edilmeli, suçlular hakkında gereken ne varsa yapılmalıdır. Hocalı Türk’tür, Dağlık Karabağ Türk’tür, Azerbaycan Türk’tür, her türlü mütecaviz ve mütehakkim teşebbüs ihanettir, rezalettir, Türklüğün vicdanında yok hükmündedir.”

İDLİB ÇOK ŞEYE GEBE

         İdlib sorunu Türkiye’nin en önemli gündemidir ve Sayın Bahçeli’nin tespit ve uyarıları bir yol haritası niteliğindedir: “Rusya Soçi Mutabakatına vurgu yaparken, taciz ve tahriklerini ısrarla sürdürmektedir. Karadan Esad güçleri, havadan Rus jetleri ölüm yağdırmaktadır. İdlib pek çok şeye gebedir. Her ne kadar iradesi ve inandırıcılığı kalmamışsa da, İdlib’de ateşkes rejiminin sağlanabilmesi, çözüm yollarının aralanması Soçi kararlarının tatbikine bağlıdır. Aksi taktirde İdlib patlayacak, zalimler ve katiller kaçtıkları yere kadar kovalanacaktır. Rusya’nın Türkiye’ye karşı Suriye’nin arkasında durması, Suriye’yi Türkiye’ye tercihi akla ziyandır. Putin’in ikili oynaması, önde Sayın Erdoğan’a sarılırken, arkada Esad’ı kucaklaması tam bir çelişkidir. Türkiye’nin İdlib’deki varlığı hakkıdır, haklıdır. Bu varlığımızı sorgulayanların önce işe Rusya’dan başlamaları, mazlumların katledilmesine kafa yormaları isabetli ve tutarlı bir yaklaşım olacaktır. Şunu herkes bilmelidir ki, bizim haklarımıza, egemenlik ilkelerimize, güvenlik ve bekamıza saldıran ve kumpas kuran hangi güç veya ülke olursa olsun karşı karşıya gelmemiz kaçınılmazdır. Bizim yörüngemiz Türk’tür, Türk milletidir, Türk devletidir, Türk vatanıdır, Türk bayrağıdır. Elinde Ülkücü kanı olanlar da ne bunu anlayabilecekler, ne de bunu hazmedebileceklerdir.”

HEPSİ AYNI YOLUN YOLCUSU

         Sayın Bahçeli, PKK’nın yan kolu, Kandil’in siyaset ucubesi HDP’nin 4.Büyük Olağan Kongresinde yaşanan rezillikler için de şunları söylemiştir: “Bizim için üzerinde durulması gereken nokta, CHP’nin, Serok Partisi’nin bölücü kongreye üst düzey temsilci göndermeleri, parti kurup kurmayacağı, ha bugün kurdu, ha yarın kuruyor hikâyesiyle taktik manevralar yapan eski bir bakanın mesaj göndermesidir. Kılıçdaroğlu, ölü teröristlere nasıl saygı duruşunda bulunduklarını açıklayacak yüreğe sahip midir? İstiklal Marşı’nın neden okunmadığını, bunu nasıl sineye çektiklerini Türk milletine anlatacak cesaret ve basirete haiz midir? Sorosçuların dümen suyuna girmiş İP’in bu olan biten iğrençliklere diyecek bir şeyi var mıdır? Serok Ahmet’in PKK özlemi, Babacan’ın HDP sevdası, Kılıçdaroğlu’nun bölücülük merakı siyasette üçüncü bir blok arayışı falan değil, düpedüz vatana ihanettir. Cumhuriyet savcıları HDP’nin bölücü kongresi hakkında mutlaka cezai takibata başlamalı, gecikmeksizin soruşturma açmalıdır. Ha HDP, ha CHP, ha Serok ha Babacan, alayı birdir, hepsi aynı alçak ve karanlık yolun yolcularıdır.”

HİÇBİR ORTAK NOKTAMIZ YOK 

       Sayın Bahçeli Avusturya Cumhuriyeti’ne görevlendirilen büyükelçi ile ilgili iddialar için de çok önemli değerlendirmelerde bulundu: “Bizim Viyana Büyükelçiliğine atanan şahısla ilgili ortak hiçbir noktamız yoktur. Geldiği yer bellidir, hüviyeti bellidir, mazisi bellidir. Sorumluluk elbette hükümetindir. Bu atamayı maske yaparak Cumhur İttifakı’na husumet kusanlar, bilip bilmeden, partimizin resmi görüşü teşekkül etmeden akıntıya kapılanlar yanlış yapmışlar, ters köşeye yatmışlardır. İplisinin ipsizinin, arlısının arzısının, MHP’ye kefen biçenin, döneğinin devşirilmişinin, Ülkücüye kem gözle bakanın, çakalının çukalının, çıkarcının yardakçının, mikser gibi karıştırıcıların yalan, iftira ve aldatmalarına itibar etmek bizim kitabımızda yazmaz, yazamaz, yazmayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi’ne sosyal medyadan istikamet çizilemez. Kuyuya taş atıp arkasından baktıranların kimler olduğunu biliyoruz.”