Türkgün | Ekonomi | TCMB Başkanı Karahan açıkladı: İşte fonlardan çıkan paraların gittiği yer

TCMB Başkanı Karahan açıkladı: İşte fonlardan çıkan paraların gittiği yer

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum yapan TCMB Başkanı Fatih Karahan, fon çıkışlarının mevduata yöneldiğini ve finansal istikrarı korumak için tüm likidite önlemlerinin devreye alındığını belirtti.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sunum yapan TCMB Başkanı Fatih Karahan, fon çıkışlarının mevduata yöneldiğini ve finansal istikrarı korumak için tüm likidite önlemlerinin devreye alındığını belirtti.

KAYNAK: DHA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar yaşandığını belirterek, “Fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi” dedi. Karahan, fon piyasasının genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini, alınan önlemler sayesinde finansal sistemin geneline yayılan bir sorun yaşanmadığını söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu gereğince Merkez Bankası'nın faaliyetlerini dinlemek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı.

"TÜM ARAÇLARIMIZI KULLANMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

TCMB Başkanı Fatih Karahan, milletvekillerine yaptığı sunumda yıl içinde yaşanan jeopolitik belirsizlikler nedeniyle dezenflasyon sürecinin ivme kaybetmekle birlikte sürdüğünü belirtti.

Karahan, sıkı para politikası duruşu sayesinde iç talepteki yavaşlamanın belirginleştiğini, para politikasının doğrudan etkilediği kalemlerde enflasyondaki yavaşlamanın daha net gözlendiğini söyledi.

Arz yönlü şokların etkisi nedeniyle bu iyileşmenin manşet enflasyona yansımalarının sınırlı kaldığını belirten Karahan, savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde enflasyonun ana eğiliminde yükseliş yaşandığını, ancak temmuz ayından itibaren ana eğilimde yeniden gerileme görüldüğünü ifade etti.

Karahan, şokların etkisinin hafiflemesiyle sıkı para politikası duruşunun katkısıyla dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazanacağını öngördüklerini belirterek, önümüzdeki dönemde enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyonun seyri açısından önemini koruyacağını söyledi.

“Bu çerçevede fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda tüm araçlarımızı kararlıkla kullanmaya devam edeceğiz” diyen Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.

"FİNANSAL PİYASALARA ESNEKLİK GETİRDİK"

Karahan, gazetecilerin sorularını yanıtlarken yatırım fonlarında yaşanan gelişmelere ilişkin de kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Bazı yatırım fonlarının tasfiye sürecine girdiğini belirten Karahan, piyasaların görece sınırlı bir alanında ve tekil bazlı fonlar kaynaklı olarak oynaklık gözlendiğini söyledi.

TCMB'nin konuya temelde finansal istikrar açısından baktığını belirten Karahan, iki önceliğin öne çıktığını ifade etti.

Bunlardan ilkinin hem finansal istikrar hem de para politikalarının sağlıklı şekilde devam edebilmesi için Türk lirasına olan güvenin sürmesi olduğunu belirten Karahan, ikinci önceliğin ise tekil fonlardaki sorunun finansal sistemin geneline yayılarak sistemik risk haline dönüşmesini engellemek olduğunu kaydetti.

Karahan, finansal istikrarın merkez bankalarının fiyat istikrarı hedefine odaklanabilmelerinin ön koşullarından biri olduğunu belirterek, fiyat istikrarının tesis edilmesinin de finansal istikrarı korumanın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

Bu süreçte bankaların likiditeye erişimini kolaylaştırmak için repo ihale tutarlarını artırdıklarını belirten Karahan, bankaların borç alabilme limitlerini 10 kat artırdıklarını söyledi.

Teminat olarak kullanılan TÜFE'ye endeksli kıymetlerin ve yabancı para cinsi teminatların iskonto oranlarını yüzde 10'a düşürdüklerini belirten Karahan, bankaların TL zorunlu karşılıklarda bloke olarak tutmaları gereken oranları da düşürdüklerini ifade etti.

Karahan, bu adımların likidite yönetimi konusunda finansal piyasalara daha fazla esneklik getirdiğini söyledi.

"FON PİYASASININ GENELİ SAĞLIKLI İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR"

Tasfiye edilen fonlardaki riskin diğer para piyasası fonlarına yayılması riskini engellemek için tahvil alımlarını hızlandırdıklarını belirten Karahan, önümüzdeki dönemde de finansal istikrar açısından geçmişte görülen sorunun genele yayılmamasının öncelikleri olduğunu söyledi.

Karahan, piyasa koşullarına göre gerekli adımları atmaya devam edeceklerini belirterek, alınan önlemler sonucunda fon piyasasının genelinin sağlıklı işlemeye devam ettiğini ve finansal sistemin genelini etkileyen bir sorun olmadığını değerlendirdiklerini kaydetti.

Türk lirası tercihine ilişkin de değerlendirmede bulunan Karahan, bunun eylül öncesi Türk lirası payıyla uyumlu olduğunu söyledi.

Karahan, “Türk lirası payının fonlar dahil edilse de edilmese de yatay seyrettiğini, dolayısıyla orada bir dövize ya da altına yönelim olmadığını, ciddi bir anlamda olmadığını görüyoruz” dedi.

Bu görünümün yürütülen sıkı para politikasının önemli bir kazanımı olduğunu belirten Karahan, sıkı parasal duruşun Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceğini söyledi.

"FONLARDAN ÇIKIŞIN ÖNEMLİ BİR KISMI MEVDUATA GEÇTİ"

Karahan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Fon Koordinasyon Kurulu kurulduğunu ve tasfiye işlemlerinin ilgili bankalar tarafından gerçekleştirileceğini hatırlattı.

Aralık 2025'te yapılan değerlendirmeler ve ilgili komitedeki istişareler sonucunda Finansal İstikrar Komitesi'nin bir karar aldığını belirten Karahan, bu kararların tavsiye niteliğinde olduğunu ve ilgili kurumların adım atması gerektiğini ifade etti.

Para piyasası ve benzeri fonlardan 28 Ağustos sonrasında ciddi bir çıkış yaşandığını belirten Karahan, bu çıkışın bir bölümünün yurt dışı yerleşiklerden kaynaklandığını söyledi.

Karahan, yurt içi yerleşiklerin fonlardan çıkan tutarlarının önemli bir kısmının mevduata geçtiğini belirterek, aynı dönemde toplam mevduatta, ticari ve tasarruf mevduatında 800 milyar TL'nin üzerinde artış olduğunu açıkladı.

Döviz cinsi fonlardan da çıkış yaşandığını belirten Karahan, bu fonlarda döviz tercihi bulunan yatırımcıların çıkış sonrasında bir miktar DTH'ye yönelmesinin beklenebileceğini söyledi.

Buna rağmen toplam mevduat tercihlerinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu ifade eden Karahan, yatırım fonları dahil edildiğinde Türk lirası payının yüzde 61, yüzde 61,4 civarında olduğunu ve yatay seyrettiğini belirtti.

Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki sunumunda da son dönemde para piyasası ve benzeri fonlardan çıkışlar olduğunu belirterek, “Ancak fonlardaki çıkışlar büyük oranda mevduata yöneldi” ifadelerini kullandı.

Özellikle ikinci çeyrekten itibaren TL mevduata girişlerin hızlanmasıyla TL mevduatın payının yüzde 61'in üzerine yükseldiğini belirten Karahan, fonlardan yaşanan çıkışların ardından TL tercihinin mevcut TL payıyla uyumlu olduğunu söyledi.

"FONLARDAN ÇIKIŞ YAVAŞLADI"

Fon piyasalarını günlük olarak takip ettiklerini belirten Karahan, fonlardan çıkışın yavaşladığını gördüklerini söyledi.

Tasfiye sürecindeki fonların finansal sistemin geri kalanıyla bağlantısının, yayılma riskini belirleyen temel unsur olduğunu ifade eden Karahan, mevcut durumda bu bağlantının zayıf olduğunu belirtti.

Karahan, “Dolayısıyla, finansal sisteme ve Türk lirasına olan güvenin güçlü bir şekilde devam ettiğini en azından şu anki veriler ışığında söyleyebiliriz” dedi.

Sıkı parasal duruş ile Merkez Bankası ve ilgili kurumların eş güdüm içinde aldığı önlemler sayesinde yayılma riskinin şu an için sınırlı kaldığını değerlendirdiklerini belirten Karahan, ancak sürecin tamamen sona erdiği anlamına gelmediğini söyledi.

“İhtiyaç görürsek gerekli adımları her şekilde atmaya devam ederiz” diyen Karahan, TCMB'nin menkul kıymet yatırım fonları açısından düzenleyici otorite olmadığını, ancak finansal istikrar açısından finansal piyasalardaki dalgalanmaları yakından takip ettiklerini belirtti.

Özellikle TL piyasalarında oynaklık ve aksaklık yaşanması ihtimali üzerine bir dizi önlem aldıklarını ifade eden Karahan, veriler ışığında yayılma riskinin kontrol edildiğini değerlendirdiklerini söyledi.

"REEL EKONOMİYE ETKİSİNİN SINIRLI OLMASINI BEKLERİZ"

Fon piyasalarında yaşananların makro etkisine ilişkin soruyu da yanıtlayan Karahan, etkinin ağırlıklı olarak ilgili portföy şirketleri ve bunların yatırımcılarıyla sınırlı olduğunu belirtti.

Tasfiye sürecinin henüz başında olduklarını ve sürecin nasıl ilerleyeceğini görmenin önemli olduğunu ifade eden Karahan, kavramsal olarak üç etki öngördüklerini söyledi.

Bunların servet etkisi, rezervlere etkisi ve reel sektör etkisi olduğunu belirten Karahan, finansal servette kısmi bir azalma olabileceğini ancak bunun harcama etkisinin altın etkisi kadar olmayacağını söyledi.

Geçtiğimiz dönemde altın fiyatlarında ciddi bir gerileme yaşandığını ve bunun servet üzerinden talepte azalmaya yol açtığını hatırlatan Karahan, fonlardaki etkinin iki nedenle daha sınırlı olacağını ifade etti.

Bunlardan ilkinin düşüşün daha sınırlı olması, ikincisinin ise değerlemenin fiktif bir değerleme olması nedeniyle söz konusu varlıkların ne kadarının harcanmakta olduğunun net olmaması olduğunu belirtti.

Karahan, rezervler açısından ise fonlardan çıkan yatırımcıların nasıl tercihlerde bulunacağının önemli olduğunu söyledi.

“Şu ana kadar olan verilere baktığımızda tekrar vurgulamak isterim: Türk lirası tercihinin henüz güçlü seyrettiğini ve vatandaşlarımızın hala altın ve döviz bozdurmaya aslında devam ettiğini görüyoruz, Türk lirası payı yatay seyrediyor” ifadelerini kullandı.

Reel sektör etkisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Karahan, hane halkı ve reel sektör bilançoları üzerinden finansal sisteme dolaylı yansımalar olabileceğini söyledi.

İlk çalışmalarının, reel sektör firmalarının tasfiye edilen fonlardaki payının sınırlı olduğunu gösterdiğini belirten Karahan, bu firmaların çoğunlukla büyük ölçekli ve likit varlıkları güçlü firmalar olduğunu ifade etti.

Karahan, “Dolayısıyla burada o bilançolara etki olsa bile reel ekonomiye etkisinin biraz daha sınırlı olmasını bekleriz” dedi.

"ÜLKE RİSK PRİMİ BİR MİKTAR ARTTI"

Fon piyasalarında yaşanan gelişmelerin negatif etkilerinin olacağını belirten Karahan, yurt içi finansal piyasalarda son dönemde yaşanan dalgalanmalara rağmen yurt dışı kaynaklı döviz talebinde sınırlı bir artış gözlemlediklerini söyledi.

Ülke risk priminin de bir miktar arttığını belirten Karahan, şokun büyüklüğüne bakıldığında risk priminin istikrarlı bir seyir izlediğini ifade etti.

Karahan, sıkı para politikasını ve Türk lirası tercihlerini desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.

"KÜRESEL BÜYÜMENİN İVME KAYBETMESİ BEKLENİYOR"

Karahan, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmesinde ise ABD-İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarındaki yüksek seyrin sürdüğünü belirtti.

Savaş nedeniyle küresel arz zincirlerinde aksamalar, navlun maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde sorunlar meydana geldiğini belirten Karahan, küresel tedarik zincirlerindeki aksamaların devam ettiğini söyledi.

Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'na alternatif ticaret yollarındaki risklerin de son dönemde arttığını belirten Karahan, bunun ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerinin yükselmesine bağlı olarak navlun maliyetlerinde keskin artışa neden olduğunu ifade etti.

Karahan, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendirdiklerini belirterek, enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarının savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruduğunu söyledi.

Enerji dışı tarafta El Nino iklim olayının tarımsal emtia fiyatlarını olumsuz etkilediğini belirten Karahan, değerli metal fiyatlarının ise dalgalı bir seyir izlediğini ifade etti.

Bu gelişmelere bağlı olarak ithalat fiyatlarının da savaş sonrasında belirgin ölçüde arttığını belirten Karahan, küresel büyümenin 2026 yılında ivme kaybetmesinin beklendiğini, 2027 yılında ise baz etkilerinin de katkısıyla büyüme görünümünün bir miktar toparlanmasının öngörüldüğünü söyledi.

"GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK ORANI YÜKSEK SEVİYESİNİ KORUYOR"

Savaş nedeniyle Türkiye'nin dış ticaretinin olumsuz etkilendiğini belirten Karahan, yüksek seyreden enerji fiyatları nedeniyle küresel enflasyon ve enflasyon beklentilerinin yükseldiğini söyledi.

Manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını belirten Karahan, yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

2026 yılının ikinci çeyreğinde kuvvetli artış gösteren sanayi üretiminin temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte azaldığını belirten Karahan, oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında da benzer şekilde gerileme görüldüğünü söyledi.

Diğer yandan hizmet üretiminin temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte arttığını belirten Karahan, kapasite kullanım oranının tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürdüğünü ifade etti.

Kapasite kullanım oranının yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak arttıktan sonra üçüncü çeyrekte gerilediğini belirten Karahan, üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini söyledi.

Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olmasına rağmen geniş tanımlı göstergelerin yüksek seviyesini koruduğunu belirterek, ilan başına başvurulara dair derledikleri verilerin de yüksek seyrettiğini ifade etti.

CARİ AÇIK VE DIŞ TİCARET DENGESİ

Karahan, cari açığın ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilediğini belirtti.

İkinci çeyrekte cari açığın milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini ifade eden Karahan, jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşmenin, 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadığını söyledi.

Olumsuz dış koşullara rağmen üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ettiklerini belirten Karahan, bu görünümde ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanmanın etkili olacağını ifade etti.

Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatlarının yüksek seyrini sürdürdüğünü belirten Karahan, bunun hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıdığını söyledi.

"DÖVİZ KURU OYNAKLIĞINDA SINIRLI ARTIŞ YAŞANDI"

Dezenflasyon sürecinin jeopolitik gelişmeler nedeniyle yavaşladığını ancak buna rağmen yüzde 2,6 seviyesinde gerilediğini belirten Karahan, para politikasındaki sıkı duruşun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı sınırlı tuttuğunu söyledi.

Karahan, son dönem verilerinin sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon görünümünün iyileştiğine işaret ettiğini belirterek, jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu ifade etti.

Bu nedenle dezenflasyon konusundaki kazanımların devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceklerini belirten Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceklerini vurguladı.

Karahan, kalıcı fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu söyledi.

"SİSTEMİK BİR RİSK BEKLEMİYORUZ"

Karahan, 30 Eylül tarihli BDDK kararlarıyla üç yatırım bankasının ortaklık haklarının TMSF'ye devredildiğini ve TMSF'nin bu bankaların yönetiminde değişiklikler yaptığını hatırlattı.

Söz konusu bankaların sektörün toplamı içindeki payının oldukça düşük olduğunu belirten Karahan, bu oranın Ağustos 2006 itibarıyla binde 2 olduğunu söyledi.

Bankaların küçük olmasının tek başına yeterli olmadığını, sistemin geri kalanıyla ilişkilerinin de yayılma riski açısından önemli olduğunu belirten Karahan, söz konusu bankaların bankacılık sisteminin geri kalanı ve reel sektörle bağlantılarının çok sınırlı olduğunu ifade etti.

Karahan, “Dolayısıyla, bu gelişmenin herhangi bir sistemik riske yol açmasını şu anda beklemiyoruz” dedi.

Karahan, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler karşısında Merkez Bankası'nın gerekli adımları atmaya devam edeceğini de vurgulayarak, fiyat istikrarı ve finansal istikrar hedefleri doğrultusunda sıkı para politikası duruşunun sürdürüleceğini belirtti.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...