Erdoğan'dan NATO ve müttefiklik mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde konuşuyor. Erdoğan konuşmasında, "Ne NATO üyeliğinden ne de müttefiklerimizden vazgeçmek gibi bir niyetimiz yoktur" dedi.

Erdoğan'dan NATO ve müttefiklik mesajı
31.08.2019 17:08

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas, Irak, Filistin, Çanakkale ve Galiçya, Makedonya, Romanya cephelerinde savaşan Osmanlı ordusu kahramanlık hikayesidir.

Adana'dan Gaziantep'e pek çok yerde milletimizin kendi iradesi ile başlattığı Kuvayi Milliye hareketi kısa sürede düzenli orduya dönüşmüştür. Cumhuriyet döneminde de TSK dünyanın en modern araçlarıyla teçhiz edilerek ülkemizin bağımsızlığının teminatı olmuştur.

TSK istiklalimizin en büyük güvencesi olmaya devam etti, edecektir. FETÖ ihanet çetesinin pençesinden kurtardığımız Türk Silahlı Kuvvetlerimiz milletimizle çok daha sıkı bütünleşerek faaliyetlerine devam ediyor. Dünyanın her alanında yeniden yapılanmada bir dönenmde bizim de savunma taktiklerimizi gözden geçirmemiz kaçınılmaz hale gelmiştir.

Son zamanlarda NATO pek çok anlamda çuvallamış olsa da bizim ve müttefiklerimiz için hala en önemli savunma olmayı sürdürüyor.Ne NATO üyeliğinden ne de müttefiklerimizden vazgeçmek gibi bir niyetimiz yoktur.

Müttefiklerimiz ile dayanışmayı hala değerli görüyoruz. Bu yapılar içinde daha güçlü bir yer edinmek istiyoruz. 18 yıl önce yerli ve milli savunma sanayine yönelik ürünleri üretirken bugün yüzde 70 üretir hale geldik.

Suriye’deki teröristlerin sınırlarımızı taciz ettikleri bir dönemde kimsenin samimi desteğini yanımızda bulamadık. Kendi gücümüzle hem DEAŞ’ı hem de bölücü terör örgütünü bozguna uğrattık. Bölücü terör örgütünün müttefikimiz olan bir ülkenin eteklerinin altına sığınarak varlığını sürdürmeye çalışması ayrı bir sorun.

Artık kimse karanlık eller tarafından bir proje olarak sahaya sürüldüğü açıkça belli olan DEAŞ bahanesiyle kimseyi kandırmaya kalkmasın. Bölgedeki sorun DEAŞ değil bir takım güçlerin çıkar paylaşımı savaşıdır.

İdlib’de rejimin tüm taşkınlıklarına rağmen Rusya ile işbirliği halinde yeni katliamların önüne geçmeye çalışıyoruz. Münbiç’te ortaya çıkan demografik yapıya ve güvenliğe ilişkin kaygılar giderek artıyor.

Fırat’ın doğusunda da PKK’nın zulmü saklanamaz hale gelmiştir.

450 km’lik hat boyunca 30 km derinliğine sahip güvenli bölge oluşturma teklifimizi 2015’te G-20 zirvesinde tüm liderlerle görüştük. Hepsi olumlu karşılamış olsa da kimse uygulama yönünde gayret ortaya koymadı. Aynı projeyi ABD ile konuşuyoruz, gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Müşterek harekat merkezinin kurulması gibi müspet gibi gelişmeler var. Biz doğrudan kendi askerlerinizin güvenli bölgeyi kontrol etmesi dışında bir çözüme rıza gösteremeyiz.

Fırat'ın doğusundaki tüm sınırlarımız boyunca kurulacak güvenli bölgeyle ilgili çok fazla zamanımız ve sabrımız yoktur.

Burada inşa edeceğimiz yerleşim alanlarıyla Suriyeli kardeşlerimizin önemli bölümünün kendi vatanlarına dönmesini sağlayacağız. Güvenli bölge ile ilgili çok fazla zamanımız ve sabrımız yoktur. Birkaç hafta içinde askerlerimiz bu bölgeyi kontrol etmeye başlamazsa kendi harekat planlarımızı devreye sokmaktan başka çaremiz kalmayacaktır. 3 hafta sonra ABD’de yapacağımız temaslar son fırsattır.

Artık orada kendi işimize bakmaktan başka çare görünmüyor. Konu savunma olduğunda tek meselemiz Suriye sınırlarındaki can sıkıcı olaylar değildir.

Hava savunma sistemi ihtiyaçlarımız için S400 ile patriot arasında bir fark yoktur. Patriot satışı bir baskı aracı haline getirilirse tercihimizi diğer sisteminden yana kullanmaktan da çekinmeyiz. Asıl ideal olan bu tür sistemleri kimseye ihtiyacımız olmadan kendimizin üretmesidir.

İnsansız hava aracını bu millet şimdi kendisi üretiyor.  Türkiye gündemde F-35 projesi var. Parasını ödediğimiz uçaklar bize teslim edilmiyor. Bir milyar 350 milyon dolar ödeme yaptık. Pilotlarımızın eğitimi sona erdiriliyor. Biz ne yapacağız? Biz Türk milletinin birer aziz evladıyız. Gereği neyse onu yapacağız.

Geçenlerde bir fuara katıldık Rusya’da. Rahatsız oldular. Gideceğiz tabi. Nerede ne var, arayacağız, bakacağız. Bu uçak da olur helikopter de olur. Arayarak görüşmelerimizi yaparak inşallah yarınların Türkiye’sini çok daha güçlü kılacağız.

Hiç kimsenin Türkiye’yi köşeye sıkıştırma hakkına sahip olmadığını ifade etmek istiyorum.
Türkiye’yi 3. Dünyanın şamar oğlanı ülkeleriyle karıştıranlar yanıldıklarını anlamadılarsa onlara bunu göstermek boynumuzun borcudur.

Ben şu anda buradaki gençlerimizi şahadete yürüyen birer er olarak görüyorum.

Bu topraklar şehit kanlarıyla yoğruldukça vatan olmuştur. Fırat’ın Dicle’nin doğusunda kuzularımızı bunlara asla yedirtmeyeceğiz.

Hem bu milletin hassasiyetlerini, savunma ihtiyaçlarını hiçe sayacaksak hem de bizden bölgesel güvenliğiniz için destek isteyeceksiniz.. Böyle bir hesap adil olmadığı gibi ahlaklı da değildir.

“VARSIN GERİSİNİ KARŞIMIZDAKİLER DÜŞÜNSÜN”

Türkiye, sahte müttefiklik maskesiyle oyalayanlara eyvallah etmez Fırat’ın doğusunda iki üç hafta içinde kendi belirlediğimiz şartlar dahilinde kendi askerlerimizle bölgeyi oluşturmaya başlamazsak varsın gerisini karşımızdakiler düşünsün.

Ülkemizin en kıymetli varlığı insanımızdır. Türk ordusunu güçlü kılan iyi yetişmiş diğerlerinin farkında inançlı ve yürekli komutanlara sahip olmasıdır.

Tarihin her döneminde masumun kalkanı, mağdurun destekçisi olan kahraman ordumuz ülkemize yönelik her türlü saldırıya karşı koymaya hazırdır.

15 Temmuz’dan sonra yeniden yapılandırma sürecine soktuğumuz ordumuz her zamankinden daha kararlı şekilde göreve hazırdır.
Türkiye’ye mezar yeri hazırlayanların sonu zillet çukuruna yuvarlanmak olmuştur ve olacaktır.

Bölgemizdeki kaosun yegane sorumluluğu aldıkları ahın altında ezilmeye mahkumdur.

Yorumlar